
İbrahim AYDEMİR
Bu Öykü Burada
Bitmez!
Özellikle son yıllarda Erzurum’un
kendisiyle aynı ölçütte olan diğer
illere göre geri kalmasından,
gelişememesinden şikayet edip
duruyoruz hepimiz.
Zihni
bu soruyla meşgul her Erzurumlu, bu
suale cevap arayıp duruyor. Çoğu kez
işin kolayına kaçıp yöneticileri,
bürokratları, siyasetçileri
suçluyor, böylelikle şehrin kalkınma
hızının düşmesinde kendi suçumuzu
örtmeye kalkışıyoruz. Elbette bir
kısım yöneticinin, siyasetçinin,
bürokratın ve işadamının vebali
vardır.
Şehrin
sosyo ekonomik manzarası hiçte iç
açıcı değil. Türkiye’de iller
bazında kişi başına düşen milli
hasıladan aldığı pay oranıyla
Erzurum alttan 5. sırada.
Yoksulluğun genelleşmesi hızı
bakımından ise bize yetişen de
yaklaşan da yok.
İşsizlik, artık hane hane Erzurum’u
kol geziyor. Ticaret hayatı
durgunluğun ötesinde. Orta ölçekli
işletme sahibi esnafın çoğusu kepenk
indiriyor. Özel sektör can
çekişiyor.
Parayı
bulanın başka illere adres
taşımasının üzerinden de yıllar
geçti.
Öküzü
öldürüp ortaklığı bozanlar sermayeyi
alıp götürdü Erzurum’dan.
Bundan
çok değil 20 yıl öncesine kadar
kendine yeten bu şehir, şimdi
merkezden nafakalandırılmaya ve
yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyor.
Yıllarca şehire, ticaret hayatına
yön veren tarım sektörünün yeller
esiyor yerinde şimdi.
Bir
Vakitler Erzurum denildiğinde akla
gelen besicilik yok, bu alandaki
kredilendirme yanlışları, ehliyeti
ve liyakati yeterli olan
yöneticilerin ağırlıklı olarak bu
hizmet sektöründe yer almayışları
sebebiyle, hatalı yönlendirmeler,
siyasetin besi ahırlarına kadar
sokulması, bu büyük gelirin şehirden
gitmesine yol açtı.
Ekilebilir tarım alanları atıl
durumda.
Ekicilikle uğraşanlar birer birer
terk ediyor yörelerini.
Ya da pancar
gibi devletin alım yaptığı ekim
tercihlerinde yoğunlaşma ve buna
rağmen destekleme alımlarının
gerekli biçimde yapılmamış olması
gibi sebeplerle ekici de, dikici de
işi bıraktı.
Şehire
yegane gelir sağlayan kamu
kuruluşları da birer birer taşınıyor
şehirden. Eskiden pazardan
nafakalanamayanlar kamu sektörünün
kapısını çalarken, şimdi eğitim
düzeyinin düşmesi sebebiyle, işe
girmede gerekli olan DMS’de başarı
gösterme oranının düşmesi, kamu
kuruluşlarında iş bekleyenlerin
hayalini de yıkıp götürdü.
Siyasilerimiz Erzurum için özel
uygulamaların taliplisi olmayınca
kamu kapıları da kapandı birer birer
işsiz Erzurumluların yüzüne.
Bütün
bunlara bir de şehirlinin düçar
olduğu, yükselenler ve başarılı
olanlar hakkında üretilen asılsız
iftira, bühtan ve çekememezlik
illeti de eklenince, göç çoğaldı,
kalanlarda da mecal kalmadı.
Eskiden bilgisi, görgüsü, asaleti ve
liyakati olan haklıydı, sonra her ne
şekilde olursa olsun güç
sergileyenler değirmenden hak almaya
başladılar çoğunlukla.
Aş
taştı, kepçe baha yitirdi.
Sıra
dışı
bir il, sıradan hale geldi
böylelikle.
Ülkenin tarihilik bakımından en eski
ve Cumhuriyet Tarihi’nde de sosyo
ekonomik çıkışlarıyla en fazla
tebarüz etmiş ili; son yirmi yıllık
dilimde ticarette hala bir holding
çıkaramadı bünyesinden.
Siyasette ikinci adamlığa
oynayanları bile kalmadı. Sanatta
aynalı, tezgahlı ayakkabı boyacıları
dışında ön plana çıkan yok.
Yok...
yok... yok...
Bu
Öykü böyle bitmez..
Ama bu
öykü böyle de devam etmez...