II. SOSYAL
VE SİYASAL YAPILANMA
A. SOSYAL
YAPIYA GENEL BAKIŞ
A.1 İNSAN
TİPİMİZ
Son otuz
yıldır ekonomik krizler, siyasi ve
sosyal buhranlarla temelleri
sallanan ruh ve maneviyat çıkmazı
içindeki halkı ele alıp; ondan taze
sağlam ve yepyeni bir terkip meydana
getirmek ümidi ve dayanağı kaybolmuş
gibidir. Toplumu ruh sağlığına
eriştirecek şahsiyetler çıkmıyor
artık aramızdan. Sosyo ekonomik
açıdan rehber ve önden gidici insan
tipi yetişmiyor. İstisnalar ise
kaideyi bozmuyor.
ÖRNEK
İNSANLARA İHTİYAÇ VAR
Halkı;
kalkınmak, gelişmek yolunda terbiye
edecek, içinde yaşadığı toplumun
geleceğini düşünmeye, duymaya ve bu
yolda kendi kendiyle hesaplaşmaya
istikametlendirecek kimseler
çıkamıyor İçimizden. Erzurumlu’nun
temsil ettiği ve önem verdiği kıymet
hükümleriyle aşinalık kurup; onları
yüksek, müşterek bir inanç halinde
hareket geçirerek, halka kalkınma
arzusu aşılayacak ve halkı gelişme
hevesi içerisine sokacak, siyasi
ihtiraslarından arınmış, çıkar
endişesine düşmemiş, örnek insan
tipi yetiştiremiyoruz. Yetişmiş
olanlara da hayat hakkı tanımıyoruz.
YASAL HAKLARI
ARAYAMAMA
Tepkisiz bir
toplum olduk. Yıllardır geri
kalmışlığımızı bir kader halinde
kabul ediyoruz. Sebep olanlardan
hesap sormuyor, geri kalmışlığımızın
kaynaklarını araştırmıyoruz.
Başımıza vuran elimizdekini alıyor.
Şehir halkı olarak beklentilerimiz
bakımından ciddiye alınmıyoruz.
Haksızlıklar karşısında yasal
haklarımızı aramıyoruz. Başımıza
gelenler karşısında ciddi tepki
vermiyor, yapılanlara karışmıyoruz.
KAHRAMAN
YARATMA ÖZLEMİ
Yıllardır
içinde bulunduğumuz geri kalmışlık
sürecinin sona ermemesi yüzünden,
halk özgüvenini yitirmiş,
karamsarlığa teslim olmuş durumda.
Girişimcilik ruhu yok,
müteşebbislerimiz bir elin
parmakları kadar az. Onların çoğu da
siyasette, ticarette ve diğer
teşebbüslerde, bağımsız hareket
etmekten, insiyatif kullanmaktan
çekiniyor. Her girişimde, içimizden
çıkmayan, bizi anlamayan ve bizden
olmayan birilerinin önder olması
bekleniyor.
TOPLUMSAL
CESARETSİZLİK
Esnafımız,
çiftçimiz, ücretlimiz, yaptığı işte
risk almaktan korkuyor. "Önce başka
birileri yapsın, verimliyse bizde
yapalım" düşüncesi her işimizde esas
teşkil ediyor. Bu, yıllardır içine
sıkıştığımız sosyo ekonomik
gerilikten kaynaklanıyor. Aynı
zamanda da geri kalma hızımızı
artırıyor. Ön plana çıkma yerine,
sıradan olma hevesi hakim hale
geliyor. Böylesi bir toplumsal
cesaretsizlik İl’i yeniliklere de
gelişmeye de kapalı tutuyor. İÇE
KAPANIKLIK İçine kapanık bir şehir
haline gelen Erzurum’da, halk
gelişmemişlik ve geri kalmışlık
cenderesinden kurtarmak yerine,
kurtarılmayı tercih ediyor. Bu da
içinde bulunduğu sıkıntıları alın
yazısı olarak görmekten
kaynaklanıyor. Dayanaktan yoksun ve
mer’i inancın da reddettiği
biçimdeki tevekkül anlayışı, halkı
üretkenlikten tüketiciliğe sevk
ediyor.
İNSANIMIZ
BÜYÜK AMA UFKU KÜÇÜK
Sosyo ekonomik
geriliğin önlenmemesi sebebiyle
atak, cesur ve girişken insan tipi
yetiştiremiyoruz. Pasif, silik ve
çekingen olma hali, gün geçtikçe
yaygınlaşıyor. Halkın çoğu küçük
memuriyet, küçük esnaflık peşinde..
Lüzumsuz bir tevazu, ortak bir
davranış biçimi haline gelmiş
durumda. Şehirde esnaflık yapanların
mekanları da bu düşünceyi doğrular
şekilde, küçük ve dar biçimde
yapılıyor. Halk adeta, gelişmekten
ve büyümekten korkma hali
sergiliyor.
AZA KANAAT
ERDEM Mİ?
İçine kapanık,
kendi iç dünyasını da küçük tutan
halk, bu yüzden her yeniliğe ve
değişikliğe muhalefet ediyor. Azla
yetinmek, erdemlilik sayılıyor. Daha
fazlasını isteyenler, daha çok mal
ve hizmet üretimi yolunda gayret
sarf edenler, eleştiriliyor,
köstekleniyor, bu da üretkenliği
engelliyor.
SOSYAL
FOBİ
Halk,
toplumsal ilişkilerden adeta
kaçıyor, dar muhitler tercih
ediliyor. Geniş çevre edinme ve
kurma teşebbüsünde bulunanlar
soyutlanıyor. Organize haldeki büyük
girişim gruplarına dahil olmak
yerine yalnız kalmak, yahut üç dört
kişilik arkadaş grubunda bulunmak
yeğleniyor. Şehirdeki vakıf, dernek
gibi organize birliklerin azlığıyla
çok az sayıdaki insanın buluştuğu
kahvehanelerin çokluğu bu durumun
göstergesi..
İSTİSMARCILARA
ÇANAK TUTULUYOR
Halkın
toplumsal ilişkilerdeki çekingenliği
ve mahcubiyeti istismar ediliyor;
her türlü alanda, öne ve ileriye
çıkanlara tabi olmaya mecbur
bırakıyor. Zaten kendinden olanı ve
kendi bünyesinde yetişeni sevmeyen
halk, kendi çevresi dışında yetişmiş
olduğu için faaliyet verdiği sahada
girişimci ve atak olanların
gölgesine sığınıyor. Bu da sanatta,
ticarette ve siyasette ön plana
çıkanların sayısını azaltıyor. Önde
olanların başkalarına fırsat
vermemesine yol açıyor. Bu durumdan
yararlananlar konumlarını sürekli
hale getiriyor. Sosyo ekonomik
gerilikten kaynaklanan ve
toplumumuzu bir hastalık halinde
saran, mahcubiyet ve çekingenlik
hali halkı en basit resmi ve özel
işlerde bile referans aramaya, işin
adamını bulmaya itiyor.
A.2.
SİYASİ YAPILANMADAKİ YANLIŞLAR VE
İSTİSMARLAR
Erzurum’un
sosyo ekonomik açmazlarından
soyutlanabilmesi için siyasi
faktörlerin kullanımı oldukça
önemli. Kendi içlerinde sorunlar
yumağıyla boğuşan siyasi partiler
genelde katılımcı anlayış sergilemek
yerine, üye ve delege seçimi bazında
hısım, akraba ve çıkar grubu
kayırımı yapıyorlar. Üye yazımı ve
delege tespitleri denetimsiz
olduğundan, bir bölgenin
gelişmesinde etkin rol oynayan bu
kurum bir türlü işletilemiyor. Biz
burada mevcut Siyasi Partilerin
şehirde yol açtıkları siyasi
erezyonun sebeplerine ve bunlarca
yapılan siyasi yapılanma
yanlışlarına satırbaşları halinde
değinmek istiyoruz:
ÜYELER DELEGE
SEÇİMLERİNDEN HABERSİZ
Parti
teşkilatlarında üye yazımı, siyasi
organizasyonda görevli olanların
sultasında. Bunlar, kendi siyasi
gelecek ve amaçlarına yardım
edecekleri üye olarak yazarken,
diğer başvuruları ancak delege
seçimlerinden sonra yetkili
birimlere ulaştırıyorlar. Delege
tespit zamanı ve seçim yerleri ancak
delege olması istenenlere
bildiriliyor.
BÖYLE DELEGE
TESBİTİ OLUR MU?
Delege
tespitlerinden önce tirajı 100’ü
geçmeyen gazetelere ilan veriliyor,
üyeler haberdar edilmiyor. Delege
Seçimleri ilan edilen yerlerde
yapılmıyor. Delege olanlar, seçimden
bir gün önce veya seçim akşamı parti
binasında, belirli bir grup
tarafından belirleniyor. Bunlar da
ya arkadaşları ya da hısım ve
akrabalardan tercih ediliyor.
ÜYELİĞİ BAŞKA,
DELEGELİĞİ BAŞKA PARTİDEN
Gelişen ve
kalkınan yörelerde siyasi
katılımcılığa özel bir önem
verilirken,Erzurum’da bundan söz
etmek adeta imkansız. Çoğu kez parti
delegesi seçilen kişi ancak İl ya da
ilçe başkanlığı seçimi günü durumdan
haberdar ediliyor. Parti üyeleri,
siyasi ikballerine yol bulmaya
çalışanlar uğruna kullanıldıkları
kanaatini taşıyorlar. Bazen de İl
veya ilçe başkanlığını kazanabilmek
için başka bir siyasi partiye üye
olan kişi-ki bunlar yakın arkadaş
veya akrabalardan seçiliyor-naylon
üye yapılıp, peşine delege
seçtiriliyor.
MERCİLER
DUYARSIZ
Diğer bir
siyasi çelişki de, birden fazla
siyasi partiye üye olunması ile
ilgili yani çifte üyelik. Buna göre,
bazı parti üyeleri, iktidara gelmesi
muhtemel diğer siyasi partilere de
üye oluyor. Hatta delege seçilerek
yönetim kurullarına bile
girebiliyor. Bu durum ilgili
merciler tarafından ya sağlıklı bir
şekilde incelenmiyor, ya da hiç
incelemeye alınmıyor.
SİYASİ
YÜZSÜZLER
Birden fazla
partiye üyeliğe yol açan sebeplerden
biri de; milletvekili, belediye
başkanı veya il ve ilçe
başkanlıklarına aday olanların
seçilmedikleri takdirde, ya da aday
edilmediklerinde başka bir siyasi
partiye kolayca gidilebilme tasarruf
ve eğilimlerinden kaynaklanıyor.
Siyasi şahsiyetsizlik burada
başlıyor. Zaman zaman partilerde bir
yetkiye soyunanların hangi yetkiye
sahip olduğunu bilmiyor, yahut
partili olduğundan emin
bulunulmuyor. Samimiyetsizler
siyasetin dengesini bozuyor.
PARTİLERDE
FEODAL SİSTEM
Çoğu siyasi
partinin ilçe teşkilatları, belirli
sayıdaki kalabalık ailelerin elinde.
Küçük yerleşim alanlarında, aileler
arasındaki rekabet sebebiyle belirli
bir aile gurubunun elindeki siyasi
teşkilata diğer aileler ya dahil
edilmiyor, yahut da soyutlanıyor. Bu
da o yörede toplumsal ihtiyaçların
tam olarak tespitini ve
giderilmesini de engelliyor.
FİKİR VE PROJE
ÜRETENLERE YER KALMIYOR
Siyasetin
sosyo ekonomik yapılanmayı
etkilediği Erzurum gibi yerleşim
alanlarında siyasi katılım büyük
önem arz ediyor. Yanlış yapılanma,
hısım akraba ve menfaat guruplarının
siyasi yapılanmada odaklaşması
yüzünden, siyasi katılımcılık
engelleniyor. Düşünen, fikir ve
proje üretenler partilerde
genellikle yer bulamıyor. Bunda;
genel ve yerel seçimlerde Siyasi
Partilerce üyeler vasıtasıyla aday
tespit ve yoklaması yapmamasının da
etkisi var.