E.
TEKLİFLER VE BEKLENTİLER SOSYAL
TALEPLER:
1.Olumsuz
iklim şartları ve genel sosyo
ekonomik çöküntünün oluşturduğu
karamsarlığın giderilebilmesi için
bölge halkına yaşama sevinci
kazandırmak gerekiyor. Bu bağlamda,
yöre halkı kendisine yaşama azmini
kazandıracak faktörleri harekete
geçirecek bir klavuza ve öndere
ihtiyaç duyuyor.
2. Halkın
içine düştüğü karamsarlıkta,
kendilerine hep yokluğu anlatan,
olumsuz tablolar çizerek siyaset
yapanların büyük rolü var. Yöre
halkı, kendilerine gelecek umudunu
verecek, yörenin insan ve diğer
kaynaklarını harekete geçirecek,
mukaddeslerini paylaşacak, yaşama
pratiğini bilecek ve paylaşacak olan
siyasetçileri bekliyor.
3.Gerek ülke
çapında ve gerekse bölgedeki sosyo
ekonomik çarpıklık ve gerilik, yöre
halkının yaşama pisikolojisini
etkiliyor, ruhsal bakımdan
bezginliğe yol açıyor. Halkın en
büyük ihtiyacı; kendisine kalkınma
azim ve şevki verecek, kaynak ve
imkanlarını ortaya çıkararak
değerlendirilmesine yönelik çözüm
teklifleri sunabilecek toplum
mühendisleridir. Halk yokluk,
çaresizlik, imkansızlıklarına hitap
edenler yerine; kendisine yaşama
dinamizmi aşılayacak toplum
mühendislerine ve onların mevcut
sosyal duruma göre hayata
geçirecekleri organizasyonlara
ihtiyaç duyuyor. Halk, Devletin
ilgisizliği ve diğer bazı sebeplerle
yitirdiği özgüvenini kendisine
kazandıracak moral faktörlerin hayaa
geçirilmesini bekliyor.
4.Yörenin
sosyo ekonomik bakımdan
kalkınabilmesi için, yaşama
şartlarının gözönünde bulundurulması
gerekiyor. Olumsuz şartlarda ilde
yaşayan halk, mevzi, bölgesel
kalkınma planlarıyla İl ekonomisinin
düzelebileceği kanaatini taşıyor.
FİZİKİ
İHTİYAÇLAR VE TEKLİFLER
A.TARIM
1.Tarımsal
açıdan çok zengin kaynaklara sahip
olan İl’de, tarım ekonomisine özel
bir ehemmiyetin verilmesi şarttır.
2.KOBİ türünde
çok küçük işletmelere sahip il
sanayisinin kurtuluşu ve ilde
gözlemlenen büyük çaplı işsizlik
oranının düşürülmesi, istihdam
alanlarının oluşturulması bakımından
tarımsal sanayi’ye ağırlık
verilmeli; bu konuda Erzurum pilot
il haline getirilmelidir.
3.Bitkisel ve
hayvansal ürünlerin işlenip, katma
değerinin artırılmasını sağlayan
tarıma dayalı küçük sanayi
işletmelerinin geliştirilmesi ve
desteklenmesi gerekir.
4. Arazi
kullanma kabiliyeti sınıfları
dağılımına göre Erzurum yöresi
topraklarının % 18.75’i işlemeli
tarımsal faaliyetlere, % 13.71’i de
kısıtlı tarımsal faaliyetlere
uygundur. Geriye kalan % 67.54’lük
kısmı da işlemeli tarıma uygun
olmayan, çayır, mera, orman ve boş
arazilerden meydana gelmişir. Bu
sonuçlar da, arazi yapısı itibarıyla
Erzurum ilinde hayvancılık ağırlıklı
tarımsal faaliyetlerin yapılmasının
daha sağlıklı bir yol olacağını
göstermektedir. Bu sebeple
hayvancılığı geliştirmek ve üretimi
artırmak için; bu sektör mutlaka
destekleme alımı ve sübvansiyonlarla
koruma kapsamına alınmalıdır.
5.İlde
faaliyeti durma noktasına gelen
Besicilik Sektörü’nün tekrar ihya
edilmesi için, devlet eliyle (Yap,
işlet, devret modeli de
kullanılabilir) özel besi
çiftlikleri kurulmalı, bu çiftlikler
de süt ve et üretiminde model olacak
hayvan ırkları yetiştiriciliği
yapılmalı, üretilen hayvanlar
taksitlendirmeyle bölge çiftçisine
dağıtılmalıdır. İldeki özel sektör
sermayesi bu alandan kaçtığı için,
uygulamanın önce Devlet eliyle
gerçekleştirilmesi şarttır.
Sözleşmeli Hayvan Yetiştiriciliği
uygulamasına bir an önce
geçilmelidir.
6.Özelleştirmeler sonucunda
etkinliği azalan Tarımsal
finansmandaki sistem, etkinliğe
kavuşturulmalı; özel banka ve diğer
finans kuruluşlarınca, il tarımına
destek sağlayacak kredilendirmenin
yapılabilmesi için bu finans
kuruluşlarına devlet güvencesinin
verilmelidir.
7.Tarımsal
alanda üretim düşüklüğüne yol açan
girdi maliyetlerinin yüksekliği
giderilmelidir.
8.Hayatlarını
zorlukla sürdüren çiftçi ve besici
üzerindeki her türlü vergi, stopaj,
KDV oranları il tarım kesiminin
şartları göz önüne alınarak asgari
seviyeye indirilmelidir.
9.Yörede
üretilen bitkisel ürünlerin çoğusu
destekleme alımları kapsamında
değildir. Bu sebeple Ülke çapındaki
destekleme alımlarında bölge
tarımsal ürünleri aleyhine fark
yaratmayacak politikalar
benimsenmelidir.
10. Erzurum’un
fiziki ve beşeri coğrafya
özellikleri, analitik bir yaklaşımla
incelenip coğrafi görüşle sentez
edilmeden getirilen kararlar ve
yapılan planlamalar; özelllikle
tarımsal faaliyetlerin k‰rlılığını
ve kararlılığını önlemiştir. Bölgede
kalkınmaya örnek teşkil etmesi
bakımından Erzurum’un beşeri ve
coğrafi özelikleri gözönünde
bulundurularak mevzii bir tarımsal
kalkınma modeliin uygulamaya
sokulması şart görünmektedir.
11.Hayvansal
ürünlerin değerlendirilmesine
yönelik sanayi yatırımları
olmadığından, ildeki hayvansal
ürünlere dayalı olarak faaliyet
gösteren el sanatları durma
noktasına gelmiştir. Geçmişte il
halkına önemli bir gelir kaynağı
olan el sanatlarının ihyası için,
özellikle deri, yapağı işleme ve
tiftik üretimine yönelik çabaların
desteklenmesi lazımdır. Bu yolla
halıcılık, kilimcilik, ayakkabıcılık
gibi üretim tercihleri gelişme
imkanı bulabilecektir.
12.Et, süt
teşvik pirimlerinin arttırılması;
gübre ve diğer girdilerin temini
fiyatlarının düşük tutulması;
tarımsal araç, gereç ve yakıt
bedellerinin çiftçinin gücüne göre
ayarlanması; besicilere mutlak
devlet desteğinin sağlanması; kredi
teminindeki güçlüklerin giderilmesi;
tarımsal amaçlı kalkındırma
kooperatiflerinin sayısının
artırılması ve İl çiftçisinin elde
ettiği ürünlere pazar imkanlarının
sağlanması faaliyetlerine ağırlık
verilmelidir.
13.Erzurum’un
zengin mera varlığı gözetilerek
hayvancılıkta sübvansiyon
uygulamaları yoğunlaştırılmalı ve bu
yolla katma değerin yükselmesi
hedeflenmelidir.
14.Gübrede
sübvansiyon, taban fiyat, pazarlama,
teknik personel ve tarım ürünlerinde
peşin ödeme hususları çözüme
kavuşturulmalı, ildeki tarım ve
hayvancılık faaliyetleri özel
kararnamelerle desteklenmelidir.
15.Erzurum’da
gerileyen kültür bitkileri üretimini
teşvik etmek maksadıyla müsahsil
makbuzlarıyla belgelendirmek
kaydıyla maliyet üzerinden belli bir
sübvansiyon uygulanmasına
geçilmelidir.
16.Üreticinin
proje bazında izlenmesinin mümkün
kılınarak, hayvancılık projelerinde
fayda, maliyet oranının
yükseltilmesi için; Hayvancılık
Sektörü’nde il uygulamasının
seyyanen kredi yerine, sözleşmeli
kredi olarak yürütülmesi uygun
olacaktır.
17. Kırsal
kesimdeki göçün önlenebilmesi için
öncelikle:
a. Tarım
alanlarının yaşanabilir hale
getirilmesi ve buralardaki altyapı
eksikliğinin giderilmesi şarttır.
Devlet, doğu illerinden başlayarak
Òher köye kanalizasyon ve içme suyu
seferberliğiÓ başlatmalıdır.
b. Kırsal
yerleşim bölgeleri güvence altına
alınmalı, yüzyıllardır gelişen
kültür alanları korunmalıdır.
c. Devlet
elindeki tarım arazileri ve
kullanılmayan tarım arazilerinin
kiralama yoluyla devri uygulamasına
gidilmelidir.
d. Köylerde
kadostro çalışmaları acilen
tamamlanmalıdır.
e.
Köylerin yenilenmesi çalışmalarına
başlanmalıdır.
f. Bölge
çiftçisi için yaşlılıkta güvence
verilmeli, sosyal güvenlik
uygulamalarındaki eksiklikler
giderilmelidir. Bu bağlamda çiftçi
hastanelerinin kurulması
düşünülebilir.
g. Çiftçi aile
işletmelerinin kurulması teşvik
edilmelidir.
B. TİCARET,
SANAYİ VE YAN SANAYİ SEKTÖRÜ
1.İl’deki
altyapı yatırımlarının yetersizliği,
kişi başına düşen gelirlerin
düşüklüğüyle birleşince büyük sanayi
işletmelerinin kurulması
güçleşmektedir. İlde fert başına
düşen gelir çok düşük olduğundan,
gelirler ancak çok zaruri tüketim
mallarının satın alınmasına
yetmekte; dayanıklı mal üreten
firmalarla, sanayi, ara ve temel
mallar üreten firmalar için bu
bölgede kuruluşu haklı gösterecek;
özel sermayeye tatmin edici bir
karlılık sağlayacak büyüklükte bir
talep oluşamamaktadır. Bundan ötürü
İl’de kurulacak işletmeler için
tanınan gümrük muafiyetleri, yatırım
indirimleri, vergi iadeleri, orta ve
uzun vadeli, düşük faizli finansman
temini gibi teşvik önlemleri
yetersiz kalmakta; bu önlemlerin
kendisine sağlayacağı avantajlarla
büyük talep merkezlerinde kurulmuş
olmanın sağlayacağı avantajları
mukayese eden müteşebbisler bölgeye
ve İl’e yatırımı tercih
etmemektedirler. Devletin bölgedeki
ticari yatırımlar için özel
uygulamalar gerçekleştirmemesi, kamu
tarafından yapılan yatırım
projelerinin tasarruf, sıkı para
politikası sebebiyle hayata
geçirilmemesi, uygulamaya sokulan
projelerin yarım bırakılması
yüzünden Erzurum; çok proje, az
ödenek ve zayıf gerçekleşme üçgenine
oturtulmuş tipik bir büyük il
konumuna düşürülmüştür.
2.Devletin
öncülüğünde, yöre sakinlerinin
sermayesine katıldığı halka açık
anonim şirketler ve kooperatifler
kurulmalıdır. Başlangıçta kurulacak
bu türlü işletmelerin bölgedeki
talebi göz önünde bulundurarak
tarıma dayalı işletmeler olarak
kurulmasında yarar vardır. Kurulacak
işletmelerin gelir ve kurumlar
vergilerinde önemli ölçüde
indirimler sağlanmalıdır. Özellikle
bu yolla, yurt dışında çalışan
Erzurumluların birikimleri ildeki
yatırımalara kaydırılabilir.
3.İl
sakinlerine bölgede oturmaları
kaydıyla tasarruflarını
değerlendirmede vergi ayrıcalıkları
getirilmelidir.
4.Özel ve kamu
bankalarının sermaye ve yönetimine
katılacakları işletmelerin kurulması
sağlanmalıdır. Özel banka ve diğer
finansal kuruluşların yöreye kaynak
akışının teşvik edilmesi
hükümetlerin İl’e bakışıyla doğru
orantılıdır. Bunun için Erzurum
hükümetlerin ilgi odağı haline
getirilmelidir.
5.Bölge
sakinlerinin ücret ve maaşlarında
bölgede iskanı cazip hale getirecek
artışlar sağlanmalıdır. İldeki iklim
şartları özel giyecek satın almayı
ve yakacak giderlerine fazla para
harcamayı gerektirmektedir. Hane
başına düşen yakıt gideri yıllık
olarak 400 doları geçmektedir.
Kışlık giyim için gerekli olan gider
de aşağı yukarı aynı miktardadır.
Ülkenin kıyı ve batı illerinde aynı
kamu kuruluşunda çalışanlar,
Erzurum’daki çalışanın giyecek ve
yakacak için harcayacağı parayı
diğer ihtiyaçları ve tasaruf için
kullanmaktadırlar. İklim
şartlarından dolayı ihtiyaçların
farklılaşması ve taleplerdeki
tercihler yüzünde, diğerlerinin
refah düzeyi artarken
Erzurum’dakinin azalmaktadır.
6.Kamunun
yapacağı üretime yönelik, özellikle
savunma sanayi gibi yatırımların
yöreye kaydırılması önemlidir. Bu;
istihdam açısından büyük yararlar
sağlayabileceği gibi İlin tüketim
ihtiyacını karşılayan küçük
işletmelerin ayakta kalmasına da
vesile olacaktır.
7.Küçük çaplı
üretici işletmelerin pazara
ulaşabilmesi, tüketime dayalı
işletmelerin arz edeceği mallarda
ulaşım giderlerinin düşmesi için,
İldeki mevcut ulaşım ağında
iyileştirilme yapılması şarttır. Bu
bağlamda yapımı sürdürülen E-80
Karayolu’nun, otoyol olarak biran
önce devreye sokulması
gerekmektedir. Erzurum
Havaalanı’ndan kargo uçak
seferlerinin başlatılması ve iyi bir
pazar oluşturan Türk
Cumhuriyetleri’ne Erzurum’dan
doğrudan sefer yapılmasının
sağlanması, bu manadaki iyileştirme
çalışmalarına başlangıç olarak
düşünülebilir. Bütün bunlar için
önceliğin Erzurum’un sivil bir
havalanına kavuşturulması elzemdir.
Erzurum’un ticaret imkanlarının
geliştirilmesi için Erzurum’dan
yapılan yük taşımacılığının daha
organize olması gerekmektedir. Bunun
için Horasan, Benli Ahmet, Iğdır,
Aralık, Dilucu, Sederek, Nahcivan,
Culfa arasındaki demiryolu yapımının
hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Çok uzun sürede ve çağdaş olmayan
ortamlarda gerçekleştirilen tren
sefelerinin iyileştirilerek
demiryolunun ana bölgelerle
entegrasyonda yerini alması
sağlanmalı ve öncelikle
Ankara-Erzurum demiryolu
modernizasyonunun
gerçekleştirilmesine ağırlık
verilmelidir.
8. KOBİ’lerin
faaliyetlerine devam etmesi için KDV
ve işçi stopajlarının 3, 4 aylık
dilimlerde alınması düşünülmelidir.
Böylelikle küçük işletmelerin
topladığı KDV’yi enaz üç aylık
dilimde sermaye olarak
kullanabilmesi imkanı
sağlanacaktır..
9.Mevcut
Organize Sanayi Bölgesi için
uygulanan elektrik ve su giderleri
indiriminden, şehirdeki bütün
esnafın yararlanması sağlanmalıdır.
10.Erzurum’da
yeni işyeri açanlara en az üç yıllık
vergi muafiyeti sağlanmalıdır.
Böylesi bir uygulama, işyerlerinin
devamlılığını sağlayacak, istihdam
oluşturacak sağlamlığa erişmelerini
temin edecektir.
11. Serbest
Ticari Bölgesi bulunan ve Sınır
Ticareti kapsamında yer alan
Erzurum’da yapılan üretimi veya elde
edilen fason ürüleri pazarlamak ve
İle ekonomik kazanç temin etmek için
Türk Cumhuriyetleri’yle olan
bağlantısını artırmak şarttır. Buna
müteallik olmak üzere Türk
Cumhuriyetleri’nin İl’de konsolosluk
açması temin edilmelidir
12.Erzurum’da
faaliyet gösteren küçük ve orta
ölçekli sanayi işletmelerinin
üretimde devamlılık göstermesi,
istihdamın artmasını sağlayacak
şekilde büyümeleri için; başta talep
yetersizliğinin giderilmesi, sermaye
eksikliği sorununa cevap verilmesi,
ulaşımdaki güçlüklerin ortadan
kaldırılması, hammadde tedarikine
yönelik devlet desteğinin temini,
enerji sorununun kalıcı bir biçimde
çözümlenmesi gerekmektedir.
Özellikle elektrik fiyatlarının
düşük tutulması sanayi için önemli
bir teşvik aracı olabilecektir.
Kabul edilecekir ki, kendine yeterli
olmayan bir ekonomik yapı üzerine
bina edilmiş, altyapı sorunları
giderilememiş sanayi işletmelerinin
bu sorunları devlet desteği olmadan
çözmeleri mümkün değildir.
13.İl
sanayinde ödenen ücretler ve iş
saati başına oluşturulan katma değer
gerilemektedir. Bu da verimliliğin
azalmasına yol açmaktadır.
Ücretlerin düşüklüğü, bu sektörde
çalışanların alım gücünü
düşürdüğünden, il ekonomisi için
önemli bir girdi de kaybolmaktadır.
14.Devletin
"yatırım ve kalkınma bankaları"
aracılığıyla, büyük sermaye
gerektiren rasyonel yatırımlarda
özel sektörün bilgi ve sermaye
teminine yardımcı olması
sağlanmalıdır. Bu gibi yatırımlarda
devletin, özel sektörle, özel sektör
mantığı içerisinde sermaye ortaklığı
yapması mümkündür.
15.Sermayenin
gönüllü olarak doğudan batıya göç
etmesinin yanısıra bankalar
kanalıyla da önemli miktarda sermaye
batıya akıtılmaktadır. Doğu Anadolu
Bölgesi banka mevduatlarının ilgili
bankalar tarafından verilen
kredilerden daha büyük olduğu
bilinen bir gerçektir. Devletin
yatırım bankaları aracılığıyla
doğuya verdiği yatırım kredileri
Kamu Yatırımları ağırlıklıdır. Esas
olan bölgede Özel Sektör’ün yatırım
yapmasıdır. Özel Sektör’ü bölgeye
çekebilmek için gerekli olan asgari
şartarın sağlanması ve teşviki ile
uzun vaadede bölgede sanayinin
gelişmesi sağlanacaktır.(ETB, 1999)
16.Yatırım ve
işletme kredisi faiz oranları ve
kurumlar, gelir ve stopaj vergi
oranlarının bölgedeki verimliliği
engelleyici faktörlerin gözönünde
bulundurularak asgari seviyeye
indirilmesi veya kaldırılması
düşünülmelidir.(ETB, 1999)
17.Doğu
Anadolu Bölgesi ve Erzurum’da
kurulmuş bulunan fakat çeşitli
nedenlerle yeterli üretimde
bulunamayan kamu ve özel kesime ait
işletmelerin içinde bulundukları
darboğaz, devletin vereceği özel
teşvik ve kredilerle giderilmelidir.
(TOBB Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
18. Doğu
Anadolu Bölgesi’nde kısa olan inşaat
mevsiminden daha iyi bir şekilde
faydalanmak için bu bölgede yeralan
Konsolide Bütçe yatırımlarına ait
ödeneklerin zamanında verilmesi veya
serbest bırakılması ile inşaatların
başlatılması için gerekli sari
ihalelerin hızlandırılması
gerekmektedir. (TOBB Doğu Anadolu
Aksiyon Planı)
19.Doğu
Anadolu Bölgesi’nde yatırımlarda
kullanılmak üzere Kalkınmada
Öncelikli Yöreler Fonu’nun bir an
önce hayata geçirilmesi elzemdir.
(TOBB Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
20.Kamuya
ait yatırım ihaleleri bölgesel
olmalıdır.
21.Tasarruf
tedbirleri, sıkı para ve maliye
politikalarında Doğu Anadolu ve
özellikle de Erzurum lehine
düzenlemeler yapılmalıdır. (TOBB
Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
22.Kamu
kaynaklarının tahsisi ve yatırımları
teşvik sisteminin düzenlenmesinde
yerleşme merkezlerinin kademeli
yapısı dikkate alınarak ilin
ekonomik ve sosyal yatırımlarla
desteklenip cazibe ve çekim merkezi
konumuna getirilmesi gerekmektedir.
(TOBB Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
23.Bölgede
özel sektör yatırımları için vergi
kolaylıkları diğer teşvikler ve
yatırım indiriminin Doğu Anadolu
Bölgesi için diğer bölgelerden daha
yüksek tutulması önem arzetmektedir.
(TOBB Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
24.Türkiye
genelinde toplam yatırımlar
içerisinde kamu sektörü payının
giderek azaltılması politikası
benimsenmiş olmasına rağmen;
Kalkınmada Öncelikli Yörelerden olan
Erzurum’da imalat sanayi, tarım ve
bunlara bağlı sanayilerin
kurulmasında devlet öncülüğünün
sürdürülmesi gerekmektedir. (TOBB
Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
25.İlde kamu
yatırım ve hizmetlerinde etkinliğin
sağlanması ve gerekli elamanın
temini amacıyla; ücret sistemi de
dahil olmak üzere kamu personelinin
istihdam ve yer değiştirmesine
ilişkin mevzuat yenilenmelidir.
(TOBB Doğu Anadolu Aksiyon Planı)
26. Devlet
tarafından KOBİ’lere uygulanan
teşvik ve kredilendirmede, ildeki
KOBİ’lerin iyice bilgilendirilmesi
sağlanmalı, yeniliklerin işletmelere
ulaşmasındaki zorluklar
giderilmelidir. Durumun vehameti
bakımından 1996-97 yılları
arasındaki bir uygulama sonucunu
arzetmekte fayda görüyoruz: Ekim1996
tarihli KOBi Teşvik Kararnamesi için
Erzurum’da: 133 kişi bilgi formu
istemiş, 53 kişi resmi başvuruda
bulunmuş, 11 kişi teşvik belgesi
almış, 1 kişi krediden
yararlanmıştır.
27.İldeki
Serbest Ticari Bölge ve Sınır
Ticareti gereken kurumsal yapıya
kavuşturulmalıdır. Bu, dışardaki
sermayenin de İl’e akmasını
sağlayacaktır.
28.İlde
yatırım düşünen müteşebbislerin
zihninde yatırım fikrinin gelişmesi
ve yatırım düşüncesinin projeden
hayata geçirilmesi için, Devlet
kuruluşları tarafından verilen,
Yatırımcıyı Yönlendirme; Teknoloji
Geliştirme ve Destekleme; Proje;
Girişimciliği Geliştirme; Bölgesel
Kalkınma; Eğitim; Tanıtım ve Kredi
Garanti Hizmetleri’ne ağırlık
verilmelidir.
29.Kısa vadede
özel sektörün ilde büyük yatırımlara
yönelmesi yani risk sermayesinin İle
taşınması çeşitli olumsuz faktörler
sebebiyle mümkün görünmemektedir.
Serbest Piyasa Ekonomisinin hayata
geçirildiği, kamunun daraltıldığı
günümüzde, il dışındaki sermayenin
risk sebebiyle ilde yatırıma
yönelmediği gözlenmektedir. Bu
sebeple, özel sektörce üretiminin
karlı görülmediği mal ve hizmetleri,
Devlet üzerine almak durumundadır.
İldeki, özellikle tarımsal
kaynakların kısa vaadede
değerlendirilip, özel teşebbüs
tarafından kullanılacak hale
getirilmesi gerekmektedir. Geçici
bir süre için de olsa, bu mal ve
hizmetlerin değerlendirilmesine
yönelik yatırımlarda, insiyatifin
Devlete transferinde fayda vardır.
30. 5 Yıllık
Kalkınma Planları’nın belirlediği
politikalar doğrultusunda 1950’lerde
başlayan nüfus hareketliliğinde
önemli bir farklılaşma sağlanamamış,
genelde yatırım yoğunluğuna sahip
bölgelerde bulunan merkezler hem
üretim hem de tüketim potansiyeli
yüksek merkezler olarak büyümeye
devam etmiştir. Sürekli ve
kontrolsüz göç veren Erzurum’da
üretim faaliyetlerinin çok az
olması, bundan kaynaklanan
istihdamın da azalması yüzünden alım
gücü bakımından da ivme
kaybedilmektedir.