Doğu Anadolu Sanayici Ve İşadamları Derneği

Bu gün:

 

DOSİAD HAKKINDA

  • Ana Sayfa
  • Tanıtım
  • Yönetim
  • Tüzük
  • Üyelik Şartları
  • Komisyonlar
  • Görevler
  • Basın Bültenleri
  • BÖLGE İLLERİ

  • Ağrı
  • Ardahan
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Hakkari
  • Iğdır
  • Kars
  • Malatya
  • Muş
  • Tunceli
  • Van
  • Bayburt
  •  

    www.dosiad.org.tr


    Haberleşme Adresi :
    Çaykara İş Merkezi No:2/208
    Tlf: 0442 - 234 54 59 - 234 99 97
    Faks: 0442 - 233 28 63- 2337263  ERZURUM
     

     

      E-Posta

     

    DARÜSSAFA

    KÜLTÜR VE SANAT'LA İÇ İÇE

      YEMEK ZEVKİ

    İbrahim AYDEMİR

                 VİZYON ARAYIŞLARI - 6 -

    D.DİĞER OLUMSUZLUKLAR VE KALKINMAYI ENGELLEYEN DİĞER BAZI FAKTÖRLER

     D.1. Sermaye Eksikliği ve Sermaye Göçü’nün Sebepleri

    İstihdama yönelik yatırımlar için gerekli olan sermayenin şehirden sağlanması imkansız. Kamu ya da Özel Teşebbüs tarafından sağlanabilecek sermayenin şehire gelebilmesi için, hammadde ve işgücü kaynaklarının tanıtılması gerekiyor. Bunları tamamlayacak biçimde siyasi otoritenin desteği, şehir halkında da kalkınma arzusunun bulunması şart. Bütün bu eksikler Kamu ve Özel Sektör sermayesinin akışını önlüyor.

    SİYASET SERMAYEYİ YOK ETTİ

    Bir dönemde gerçekleştirilen kamu yatırımları, değişen siyasi iktidarlar tarafından öncekini karalamak için desteklenmiyor. Biri diğeri tarafından yapılanları hayali ilan ediyor, siyasi çekişmeler içinde yatırımlar elimizden çıkıp gidiyor. Pasinler Tütün Fabrikası’nda olduğu gibi, geriye sadece fabrika hurdası kalıyor. Bu siyasi tutarsızlık , sermayeyi ürkütüyor, korkutuyor.

    OY UĞRUNA KÖYLER BOŞALTILDI

    İldeki tarımsal potansiyelin değerlendirilebilmesi için tarım alanlarında göçün durdurulması şart. Siyasilerin yıllardır oy alabilmek uğruna kırsal kesimdeki işgücünü şehirdeki kamu kuruluşlarında işe yerleştirmeye kalkması ve bu sürecin kesintiye uğratılmaması yüzünden; tarım alanları değerlendirilemiyor, üretici sayısı düşüyor. Köylüye; bir Devlet Kuruluşunda asgari ücretle çalışmak; kendi arazisini ekip biçmekten daha cazip gösteriliyor. Toprağında bey olmaktansa, bir KİT’de hizmetli olmak yeğlettiriliyor. Tarım kesimindeki bu olumsuz hareketlilik, bu alana kaydırılacak sermayeyi geriye gönderiyor.

    SÜBVANSİYONLAR ESİRGENDİ

    Genel olarak, İldeki tarımsal üretim, sübvansiyon kapsamında değil. Üretici yeterli devlet desteği bulamıyor. Bu yüzden, tarımsal faaliyetler şekillenemiyor ve üretici kararlılık sergileyemiyor. Bir yıl önce gerçekleştirilen tarımsal faaliyet ertesi yıl değiştiriliyor. Bu tutum; ürünlerde kaliteyi ortadan kaldırdığı gibi, tarımsal kesime yatırım yapacak sermayeyi de kararsız kılıyor, sermaye göç ediyor.

     ÜRETİMDE TUTARSIZLIK BAŞGÖSTERDİ

    Kırsal kesimde Devlet desteğinin yokluğu ile siyasi faydalar sağlamak amacıyla başlatılan göçler yüzünden; ilde tarımsal işletme sayısı yok denecek kadar az. Olanlar da ar belasına ayakta kalmaya çalışıyor. Elde edilen mahsül, giderleri karşılamaktan uzak kalıyor. Tarım kesiminde üretime yönelik organizasyonlar gerçekleştirilemiyor. Trakya , Ege ve İç Anadolu’da olduğu gibi tarım birlikleri kurulamıyor. Bu alana yönlenecek sermaye de karşılaştığı tutarsız manzaradan çekiniyor, başka alanlara kayıyor.

     İŞGÜCÜ UCUZ AMA...

    İldeki insan kaynakları gerektiği biçimde değerlendirilmiyor, tanıtılamıyor ve kullanılmıyor. Ucuz iş gücünün varlığından müteşebbisler haberdar edilmiyor. Var olan işgücünün kalifiye hale gelmesi için gerekli olan ve siyasilerden beklenen eğitim çalışmalarından eser yok. Özellikle kırsal kesimden göç ettirilen kalifiyesiz işgücü sadece günü birlik kullanılıyor, heder ediliyor. İşgücünün belirlenip takdim edilmemesinin yanısıra; varolanın da kalitesizliği, reel yatırımlara yönelik sermayeyi cezbetmiyor.

     KOBİLER DESTEKLENMEDİ

    Tarım kesimi gibi, küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri de sermayesizlik sebebiyle işini terkediyor. Bu kesimdeki hareketsizliğin diğer sebebi de yan olarak faaliyet gösterecekleri, ara malını üretebilecekleri ciddi bir yatırımın yapılmamış olmasıdır. Devlet eliyle bugüne kadar sanayiye yönelik faaliyet gösteren yan ve alt kuruluşları, küçük atelye ve imalathaneleri ortaya çıkaracak ve olanları da ayakta tutacak yatırımların gerçekleştirilmemesi, mevcudiyetini sürdürenleri umutsuzluğa düşürüyor. Yan sanayiyle birlikte, kurulabilecek büyük ölçekli sanayi yatırımları için düşünülen sermaye, bu yüzden ili tercih etmiyor.

    KREDİLER ESİRGENDİ

    Trabzon, Gaziantep, Bursa ve Denizli gibi illerde büyük sanayi yatırımlarının gerçekleşmesinin ardındaki sebep; bu illerde KOBİ’lerin daha önceden var olması ve kredilendirmeyle ayakta tutulmasıdır. Erzurum’daki KOBİ’LER ise böyle bir desteğe asla sahip olamadı. Halk Bankası gibi KOBİ ‘lerin kredi için başvurduğu mercilerden yeterli destek sağlanamadı. Bu gibi kredi kuruluşları, başka illerde sınırsız kredi kullandırırken, Erzurum’da müteşebbise ihtiyatlı yaklaşıldı, bürokratik engeller çıkarıldı. Küçük müteşebbis tarafından alınacak kredinin geri alınmayacağından hareketle, kendilerine yönelen talepler genellikle geri çevrildi. Sermaye oluşmasına katkı sağlanamadı.

    FON DESTEĞİ SAĞLANMADI

    Devlet özellikle ilde yaşayanları, toprağında tutmak, göçü önlemek ve il sakinlerine yaşama arzusu sağlamak amacına yönelik olarak, özel yatırım alanları belirlemedi. İş gücünün ihtisas yapacağı ya da var olan birikimini kullanabileceği iş sahaları tesbit edilmedi, olanlar için de, olması gerekenler için de fonlama yapılmadı. Devlet fonlarınca desteklenecek yatırım alanlarının olmadığını gören sermaye, yatırım tercihini başka iller içinde kullandı.

    EKONOMİYE YÖN VERENLER SİYASETÇİ KESİLDİ

    Kaliteli sermayeyi cezbedecek şartların oluşmasını sağlayabilecek, yerel ekonomiye yön verebilecek sanayi ve ticaret örgütleri, politize oldu. Sermayeye yol gösterecek olan demokratik sivil örgütlerde de herşeye siyaset penceresinden ve siyasilerin gözleriyle bakıldı . Bu örgütler, iktidarla aynı görüşü paylaştıklarında yanlışlarını savundular, İl’e yapılması gerekli yatırım faaliyetleri, gerçekleşmediğinde de siyasi iktidarla aynı mazaretlere sığındılar ve parti örgütü gibi çalıştılar. İktidar partileri kendi siyasi görüşlerini yansıtmıyorsa, onlar eliyle gelecek hizmet, ve çabalara muhalefet etttiler; kamuoyu desteğini kesici görüşler öne sürdüler. Başı bozukluk ve ticari organizasyonlardaki politik yönlendirme sermayeyi ürküttü.

    SERMAYEDAR SAMİMİ BULUNMADI

    Politize olunması ve şahsi çıkarların ön planda tutulması yüzünden, halk yerli sermayeye şüpheli yaklaştı, yatırımlarını samimi bulmadı. İlde yatırımcı olarak öne çıkanların, yatırımlarından çok mensubu bulunduğu siyasi parti etiketiyle ortaya çıkmaları, halkı ilgisizleştirdi. Sermaye şaibelendi, sermayedarlar iktidar partilerinin adamları olarak görüldü. Gerçek yatırımcılar da mevcut endişeleri gideremediler. Sermayenin adresi de böylelikle değişmek durumunda kaldı. D.2. Kamu Kuruluşlarının Kalkınma Üzerindeki Olumsuz Etkileri ve Halkla ilişkileri Erzurum’un geri kalma sorununun ana sebeplerinden birisini de, Kamu Kuruluşlarıyla, hitap edilen halk arasındaki kopukluk oluşturuyor. Bu kuruluşların çoğusu hizmet verdikleri alanlarla ilgili olarak halkı bilgilendirmek yerine, Ankara’dan gelen talimat ve yönlendirmelere ağırlık veriyor. Bölgesel sosyo ekonomik şartlara uygun hizmet politikaları üretemiyor.

    SİYASET EHLİYETTEN BASKIN

    Kuruluşların üst düzey yöneticilerinin genellikle iktidara mensup siyasi otorite tarafından belirlenmesi, liyakat ve ehliyet sahibi hizmet erbabını arka planda tutuyor; partili olan yeğlenirken, hizmet verebilecekler dışlanıyor. Kurumlar; kendi içlerinde yöneticiliğe layık olanlardan çok, iktidar partisi kapısından ayrılmayanların tercih edilmesi sebebiyle politize oluyor. Uygulamada parti ayrımı yapılmasa da, muhalefet partilerine sempati duyan halk kendisine hizmet verilmeyeceği kanaatine kapılıyor.

    YÖNETİCİLER HALKI BİLMİYOR

     Kamu kuruluşu yönetici ve teknisyenlerinin genellikle liyakatle değil siyasetle belirlenmesi yüzünden; toplumun iç yapısını ve dinamiğini kavrayamamış bulunan yöneciler, halkın sosyal gücüne ve olgularına yabancı kalıyor. Halkın ihtiyaçları dikkati alınmıyor, siyasi otoritenin devamlılığına dayalı popülist yaklaşımlar sergileniyor. İktidar partisi yöneticilerinin telefon ve diğer iletişim vasıtasıyla ilettikleri mesajlar talimat olarak algılanıyor.

     VATANDAŞ NEREYE BAŞVURACAĞINDAN HABERSİZ

    Halk, yatırımcı kuruluşlar başta olmak üzere çoğu kamu kuruluşunun hangi alanlardaki hizmetlere hitap ettiğini bilmiyor. Kamu kuruluşları, hizmet taleplerinin zamanında ve yerinde kendilerine ulaşması için kendini tanıtıcı faaliyetlere yönelmiyor. Sadece kuruluşla herhangi bir şekilde ilgi kurmuş olanlarla, çalışanları dışında; halk, bazı kamu kuruluşlarına yabancı. Bu kuruluşların hizmetlerinden de sadece haberdar olanlar yararlanabiliyor.

    BU KREDİLER KİMİN İÇİN?

     Mesela: Tarım Bakanlığı tarafından 6 yıldır meriyette bulundurulan 50x4 süt, 50x10 besi sığırcılığı kredilendirilmesi uygulamasından tarım kesiminin çoğunluğu habersiz. Bölge hayvancılığına katkı sağlayan bu proje; halka yansıtılmadığı için beklenen faydalar sağlanmıyor. Yine Orman Bakanlığı tarafından; arıcılık, kavakçılık, seracılık gibi sahalarda verilen üreticiye kredi sağlama hizmetlerinden halkın haberi yok. Faydalananların sayısı ise meçhul.

     DEĞİŞEN SOSYAL ŞARTLARA UYGUN HİZMET VERİLMİYOR

     Kamu kuruluşlarıyla halk arasındaki kopukluk yüzünden değişen sosyal şartlara paralel uygulamalar hayata geçirilemiyor. Halkın kamuya olan itimadında meydana gelen yozlaşma önlenemiyor. Kuruluşlarca, bölgesel ekonomik şartlara uygun hizmet politikası üretilemiyor. Toplumda ihtiyaçlar ve tüketim bakımından var olan, değişim dinamiğini sağlayabilecek faktör ve güçler değerlendirilmiyor. Değişen sosyo ekonomik durumlarla örtüşen hizmetler verilemiyor.

     YÖNETİCİLER HALKTAN KOPUK

    Halka göre, kamu kuruluş yöneticileri, kendilerinden kopuk. Bu yüzden halkın değer ve sorunlarını iyi etüd edemiyorlar. Halkın yaşam pratiğini kavrayamıyor; siyasi iktidarın gündemini halkın yaşama pratiğine tercih ediyorlar. Bu yüzden hizmet eden kesimle, hizmet isteyen kesim arasında uyumsuzluk oluşuyor. Kamu kurumları hizmet mesajlarını iletemiyor, ilettiklerinden ise halk birşey anlamıyor. Bunların halkla diyalog eksikliğinde; işinin ehli, halkla ilişkileri sağlam olan hizmet erbabının geri planda bırakılmasının da rolü büyük.

    HALKA YÖNELİK HİZMET AMACI OLUŞTURULAMIYOR

    Çoğu kamu kuruluşunda, değişen siyasi iktidarlarla, tepeden yönetici belirlenmesi sebebiyle; işbaşına gelenler, halkın beklediği hizmet önceliklerini halka göre belirleyemiyor ve halka ortak bir hizmet perspektifi oluşturmuyorlar. Eğer gelen yönetici bir de bölge içinden değilse, o zaman ciddi kopmalar oluyor, Erzurumluluk formatı arka planda tutuluyor, sadece bakanlığın batı illerinden uygulamaları, değiştirilmeden ilde de uygulamaya sokuluyor. Halkla yönetici arasında, Erzurum’a göre, verilecek hizmet anlayışında ve Erzurumluluk bilincinde birleşme sağlanamıyor.

    KURSLAR KİMİN İÇİN DÜZENLENİYOR

    Halk; sanat ve spor gibi sosyal faaliyet alanında hizmet veren kamu kuruluşlarının, kendilerine hitap etmemesinden şikayetçi. Onlara göre, bu kuruluşlar halkın ihtiyaçlarını ifade edemiyor. Bu kuruluşların faaliyetlerinden yalnızca bir grup elit yararlanıyor. Bu tip kamu kuruluşlarınca düzenlenen kurslar ve eğitim faaliyetleri halka tanıtılmıyor.

    YÖNETİCİLER DEĞİŞİYOR HİZMETLER UNUTULUYOR

    Kamu kuruluşlarında gerek siyasi iktidar ve gerekse değişen yöneticilerin dönemleri arasındaki hizmet kopukluğu ve değişikliklerinin faturasını halk ödüyor. Bir dönemin yöneticisi tarafından uygulamaya sokulan hizmet planı sonra gelen tarafından dikkate alınmıyor. Bunda da değişen siyasi iktidarlara yaranmak emeli ölçü tutuluyor. Çoğunlukla siyaset kanalıyla işbaşına gelen yöneticiler, siyasetle işbaşından gideceklerine inandıklarından; başında bulundukları kurumlarda, nihai bir hizmet planı yapamıyorlar. Kuruluşlarının hizmet amaçlarını anlatamıyorlar.

     

    Vizyon Arayışları - 7-

     


     

    DOSİAD YAYINLARI

  • Erzurum İçin Vizyon Arayışları
  • Erzurum Çarşı Pazar
  • Bölgesel Ekonomik Albüm
  • BÜYÜK ATATÜRK DİYOR Kİ:

    "EKONOMİK ÇALIŞMALARI DAYANDIRACAĞIMIZ TEMELLER, ÜLKE GERÇEKLERİNE UYGUN OLACAK. BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE ÇALIŞAN İNSANLARIN DÜŞÜNDÜKLERİNE, SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERİLEREK SAPTANACAK VE YÜRÜTÜLECEKTİR. SANAYİDE DE, TİCARETTE DE BU BÖYLE OLACAK."

     

     BASIN YAYIN

    Gazetelerden özet haberler
    Gazeteler

     ©  2002 DOSİAD  ©