D.DİĞER
OLUMSUZLUKLAR VE KALKINMAYI
ENGELLEYEN DİĞER BAZI FAKTÖRLER
D.1.
Sermaye Eksikliği ve Sermaye
Göçü’nün Sebepleri
İstihdama
yönelik yatırımlar için gerekli olan
sermayenin şehirden sağlanması
imkansız. Kamu ya da Özel Teşebbüs
tarafından sağlanabilecek sermayenin
şehire gelebilmesi için, hammadde ve
işgücü kaynaklarının tanıtılması
gerekiyor. Bunları tamamlayacak
biçimde siyasi otoritenin desteği,
şehir halkında da kalkınma arzusunun
bulunması şart. Bütün bu eksikler
Kamu ve Özel Sektör sermayesinin
akışını önlüyor.
SİYASET
SERMAYEYİ YOK ETTİ
Bir dönemde
gerçekleştirilen kamu yatırımları,
değişen siyasi iktidarlar tarafından
öncekini karalamak için
desteklenmiyor. Biri diğeri
tarafından yapılanları hayali ilan
ediyor, siyasi çekişmeler içinde
yatırımlar elimizden çıkıp gidiyor.
Pasinler Tütün Fabrikası’nda olduğu
gibi, geriye sadece fabrika hurdası
kalıyor. Bu siyasi tutarsızlık ,
sermayeyi ürkütüyor, korkutuyor.
OY UĞRUNA
KÖYLER BOŞALTILDI
İldeki
tarımsal potansiyelin
değerlendirilebilmesi için tarım
alanlarında göçün durdurulması şart.
Siyasilerin yıllardır oy alabilmek
uğruna kırsal kesimdeki işgücünü
şehirdeki kamu kuruluşlarında işe
yerleştirmeye kalkması ve bu sürecin
kesintiye uğratılmaması yüzünden;
tarım alanları değerlendirilemiyor,
üretici sayısı düşüyor. Köylüye; bir
Devlet Kuruluşunda asgari ücretle
çalışmak; kendi arazisini ekip
biçmekten daha cazip gösteriliyor.
Toprağında bey olmaktansa, bir
KİT’de hizmetli olmak
yeğlettiriliyor. Tarım kesimindeki
bu olumsuz hareketlilik, bu alana
kaydırılacak sermayeyi geriye
gönderiyor.
SÜBVANSİYONLAR
ESİRGENDİ
Genel olarak,
İldeki tarımsal üretim, sübvansiyon
kapsamında değil. Üretici yeterli
devlet desteği bulamıyor. Bu yüzden,
tarımsal faaliyetler şekillenemiyor
ve üretici kararlılık
sergileyemiyor. Bir yıl önce
gerçekleştirilen tarımsal faaliyet
ertesi yıl değiştiriliyor. Bu tutum;
ürünlerde kaliteyi ortadan
kaldırdığı gibi, tarımsal kesime
yatırım yapacak sermayeyi de
kararsız kılıyor, sermaye göç
ediyor.
ÜRETİMDE
TUTARSIZLIK BAŞGÖSTERDİ
Kırsal kesimde
Devlet desteğinin yokluğu ile siyasi
faydalar sağlamak amacıyla
başlatılan göçler yüzünden; ilde
tarımsal işletme sayısı yok denecek
kadar az. Olanlar da ar belasına
ayakta kalmaya çalışıyor. Elde
edilen mahsül, giderleri
karşılamaktan uzak kalıyor. Tarım
kesiminde üretime yönelik
organizasyonlar
gerçekleştirilemiyor. Trakya , Ege
ve İç Anadolu’da olduğu gibi tarım
birlikleri kurulamıyor. Bu alana
yönlenecek sermaye de karşılaştığı
tutarsız manzaradan çekiniyor, başka
alanlara kayıyor.
İŞGÜCÜ
UCUZ AMA...
İldeki insan
kaynakları gerektiği biçimde
değerlendirilmiyor, tanıtılamıyor ve
kullanılmıyor. Ucuz iş gücünün
varlığından müteşebbisler haberdar
edilmiyor. Var olan işgücünün
kalifiye hale gelmesi için gerekli
olan ve siyasilerden beklenen eğitim
çalışmalarından eser yok. Özellikle
kırsal kesimden göç ettirilen
kalifiyesiz işgücü sadece günü
birlik kullanılıyor, heder ediliyor.
İşgücünün belirlenip takdim
edilmemesinin yanısıra; varolanın da
kalitesizliği, reel yatırımlara
yönelik sermayeyi cezbetmiyor.
KOBİLER
DESTEKLENMEDİ
Tarım kesimi
gibi, küçük ve orta ölçekli sanayi
işletmeleri de sermayesizlik
sebebiyle işini terkediyor. Bu
kesimdeki hareketsizliğin diğer
sebebi de yan olarak faaliyet
gösterecekleri, ara malını
üretebilecekleri ciddi bir yatırımın
yapılmamış olmasıdır. Devlet eliyle
bugüne kadar sanayiye yönelik
faaliyet gösteren yan ve alt
kuruluşları, küçük atelye ve
imalathaneleri ortaya çıkaracak ve
olanları da ayakta tutacak
yatırımların gerçekleştirilmemesi,
mevcudiyetini sürdürenleri
umutsuzluğa düşürüyor. Yan sanayiyle
birlikte, kurulabilecek büyük
ölçekli sanayi yatırımları için
düşünülen sermaye, bu yüzden ili
tercih etmiyor.
KREDİLER
ESİRGENDİ
Trabzon,
Gaziantep, Bursa ve Denizli gibi
illerde büyük sanayi yatırımlarının
gerçekleşmesinin ardındaki sebep; bu
illerde KOBİ’lerin daha önceden var
olması ve kredilendirmeyle ayakta
tutulmasıdır. Erzurum’daki KOBİ’LER
ise böyle bir desteğe asla sahip
olamadı. Halk Bankası gibi KOBİ
‘lerin kredi için başvurduğu
mercilerden yeterli destek
sağlanamadı. Bu gibi kredi
kuruluşları, başka illerde sınırsız
kredi kullandırırken, Erzurum’da
müteşebbise ihtiyatlı yaklaşıldı,
bürokratik engeller çıkarıldı. Küçük
müteşebbis tarafından alınacak
kredinin geri alınmayacağından
hareketle, kendilerine yönelen
talepler genellikle geri çevrildi.
Sermaye oluşmasına katkı
sağlanamadı.
FON DESTEĞİ
SAĞLANMADI
Devlet
özellikle ilde yaşayanları,
toprağında tutmak, göçü önlemek ve
il sakinlerine yaşama arzusu
sağlamak amacına yönelik olarak,
özel yatırım alanları belirlemedi.
İş gücünün ihtisas yapacağı ya da
var olan birikimini kullanabileceği
iş sahaları tesbit edilmedi, olanlar
için de, olması gerekenler için de
fonlama yapılmadı. Devlet fonlarınca
desteklenecek yatırım alanlarının
olmadığını gören sermaye, yatırım
tercihini başka iller içinde
kullandı.
EKONOMİYE YÖN
VERENLER SİYASETÇİ KESİLDİ
Kaliteli
sermayeyi cezbedecek şartların
oluşmasını sağlayabilecek, yerel
ekonomiye yön verebilecek sanayi ve
ticaret örgütleri, politize oldu.
Sermayeye yol gösterecek olan
demokratik sivil örgütlerde de
herşeye siyaset penceresinden ve
siyasilerin gözleriyle bakıldı . Bu
örgütler, iktidarla aynı görüşü
paylaştıklarında yanlışlarını
savundular, İl’e yapılması gerekli
yatırım faaliyetleri,
gerçekleşmediğinde de siyasi
iktidarla aynı mazaretlere
sığındılar ve parti örgütü gibi
çalıştılar. İktidar partileri kendi
siyasi görüşlerini yansıtmıyorsa,
onlar eliyle gelecek hizmet, ve
çabalara muhalefet etttiler; kamuoyu
desteğini kesici görüşler öne
sürdüler. Başı bozukluk ve ticari
organizasyonlardaki politik
yönlendirme sermayeyi ürküttü.
SERMAYEDAR
SAMİMİ BULUNMADI
Politize
olunması ve şahsi çıkarların ön
planda tutulması yüzünden, halk
yerli sermayeye şüpheli yaklaştı,
yatırımlarını samimi bulmadı. İlde
yatırımcı olarak öne çıkanların,
yatırımlarından çok mensubu
bulunduğu siyasi parti etiketiyle
ortaya çıkmaları, halkı
ilgisizleştirdi. Sermaye şaibelendi,
sermayedarlar iktidar partilerinin
adamları olarak görüldü. Gerçek
yatırımcılar da mevcut endişeleri
gideremediler. Sermayenin adresi de
böylelikle değişmek durumunda kaldı.
D.2. Kamu Kuruluşlarının Kalkınma
Üzerindeki Olumsuz Etkileri ve
Halkla ilişkileri Erzurum’un geri
kalma sorununun ana sebeplerinden
birisini de, Kamu Kuruluşlarıyla,
hitap edilen halk arasındaki
kopukluk oluşturuyor. Bu
kuruluşların çoğusu hizmet
verdikleri alanlarla ilgili olarak
halkı bilgilendirmek yerine,
Ankara’dan gelen talimat ve
yönlendirmelere ağırlık veriyor.
Bölgesel sosyo ekonomik şartlara
uygun hizmet politikaları
üretemiyor.
SİYASET
EHLİYETTEN BASKIN
Kuruluşların
üst düzey yöneticilerinin genellikle
iktidara mensup siyasi otorite
tarafından belirlenmesi, liyakat ve
ehliyet sahibi hizmet erbabını arka
planda tutuyor; partili olan
yeğlenirken, hizmet verebilecekler
dışlanıyor. Kurumlar; kendi
içlerinde yöneticiliğe layık
olanlardan çok, iktidar partisi
kapısından ayrılmayanların tercih
edilmesi sebebiyle politize oluyor.
Uygulamada parti ayrımı yapılmasa
da, muhalefet partilerine sempati
duyan halk kendisine hizmet
verilmeyeceği kanaatine kapılıyor.
YÖNETİCİLER
HALKI BİLMİYOR
Kamu
kuruluşu yönetici ve
teknisyenlerinin genellikle
liyakatle değil siyasetle
belirlenmesi yüzünden; toplumun iç
yapısını ve dinamiğini kavrayamamış
bulunan yöneciler, halkın sosyal
gücüne ve olgularına yabancı
kalıyor. Halkın ihtiyaçları dikkati
alınmıyor, siyasi otoritenin
devamlılığına dayalı popülist
yaklaşımlar sergileniyor. İktidar
partisi yöneticilerinin telefon ve
diğer iletişim vasıtasıyla
ilettikleri mesajlar talimat olarak
algılanıyor.
VATANDAŞ
NEREYE BAŞVURACAĞINDAN HABERSİZ
Halk,
yatırımcı kuruluşlar başta olmak
üzere çoğu kamu kuruluşunun hangi
alanlardaki hizmetlere hitap
ettiğini bilmiyor. Kamu kuruluşları,
hizmet taleplerinin zamanında ve
yerinde kendilerine ulaşması için
kendini tanıtıcı faaliyetlere
yönelmiyor. Sadece kuruluşla
herhangi bir şekilde ilgi kurmuş
olanlarla, çalışanları dışında;
halk, bazı kamu kuruluşlarına
yabancı. Bu kuruluşların
hizmetlerinden de sadece haberdar
olanlar yararlanabiliyor.
BU KREDİLER
KİMİN İÇİN?
Mesela:
Tarım Bakanlığı tarafından 6 yıldır
meriyette bulundurulan 50x4 süt,
50x10 besi sığırcılığı
kredilendirilmesi uygulamasından
tarım kesiminin çoğunluğu habersiz.
Bölge hayvancılığına katkı sağlayan
bu proje; halka yansıtılmadığı için
beklenen faydalar sağlanmıyor. Yine
Orman Bakanlığı tarafından;
arıcılık, kavakçılık, seracılık gibi
sahalarda verilen üreticiye kredi
sağlama hizmetlerinden halkın haberi
yok. Faydalananların sayısı ise
meçhul.
DEĞİŞEN
SOSYAL ŞARTLARA UYGUN HİZMET
VERİLMİYOR
Kamu
kuruluşlarıyla halk arasındaki
kopukluk yüzünden değişen sosyal
şartlara paralel uygulamalar hayata
geçirilemiyor. Halkın kamuya olan
itimadında meydana gelen yozlaşma
önlenemiyor. Kuruluşlarca, bölgesel
ekonomik şartlara uygun hizmet
politikası üretilemiyor. Toplumda
ihtiyaçlar ve tüketim bakımından var
olan, değişim dinamiğini
sağlayabilecek faktör ve güçler
değerlendirilmiyor. Değişen sosyo
ekonomik durumlarla örtüşen
hizmetler verilemiyor.
YÖNETİCİLER
HALKTAN KOPUK
Halka göre,
kamu kuruluş yöneticileri,
kendilerinden kopuk. Bu yüzden
halkın değer ve sorunlarını iyi etüd
edemiyorlar. Halkın yaşam pratiğini
kavrayamıyor; siyasi iktidarın
gündemini halkın yaşama pratiğine
tercih ediyorlar. Bu yüzden hizmet
eden kesimle, hizmet isteyen kesim
arasında uyumsuzluk oluşuyor. Kamu
kurumları hizmet mesajlarını
iletemiyor, ilettiklerinden ise halk
birşey anlamıyor. Bunların halkla
diyalog eksikliğinde; işinin ehli,
halkla ilişkileri sağlam olan hizmet
erbabının geri planda bırakılmasının
da rolü büyük.
HALKA YÖNELİK
HİZMET AMACI OLUŞTURULAMIYOR
Çoğu kamu
kuruluşunda, değişen siyasi
iktidarlarla, tepeden yönetici
belirlenmesi sebebiyle; işbaşına
gelenler, halkın beklediği hizmet
önceliklerini halka göre
belirleyemiyor ve halka ortak bir
hizmet perspektifi oluşturmuyorlar.
Eğer gelen yönetici bir de bölge
içinden değilse, o zaman ciddi
kopmalar oluyor, Erzurumluluk
formatı arka planda tutuluyor,
sadece bakanlığın batı illerinden
uygulamaları, değiştirilmeden ilde
de uygulamaya sokuluyor. Halkla
yönetici arasında, Erzurum’a göre,
verilecek hizmet anlayışında ve
Erzurumluluk bilincinde birleşme
sağlanamıyor.
KURSLAR KİMİN
İÇİN DÜZENLENİYOR
Halk; sanat ve
spor gibi sosyal faaliyet alanında
hizmet veren kamu kuruluşlarının,
kendilerine hitap etmemesinden
şikayetçi. Onlara göre, bu
kuruluşlar halkın ihtiyaçlarını
ifade edemiyor. Bu kuruluşların
faaliyetlerinden yalnızca bir grup
elit yararlanıyor. Bu tip kamu
kuruluşlarınca düzenlenen kurslar ve
eğitim faaliyetleri halka
tanıtılmıyor.
YÖNETİCİLER
DEĞİŞİYOR HİZMETLER UNUTULUYOR
Kamu
kuruluşlarında gerek siyasi iktidar
ve gerekse değişen yöneticilerin
dönemleri arasındaki hizmet
kopukluğu ve değişikliklerinin
faturasını halk ödüyor. Bir dönemin
yöneticisi tarafından uygulamaya
sokulan hizmet planı sonra gelen
tarafından dikkate alınmıyor. Bunda
da değişen siyasi iktidarlara
yaranmak emeli ölçü tutuluyor.
Çoğunlukla siyaset kanalıyla
işbaşına gelen yöneticiler,
siyasetle işbaşından gideceklerine
inandıklarından; başında
bulundukları kurumlarda, nihai bir
hizmet planı yapamıyorlar.
Kuruluşlarının hizmet amaçlarını
anlatamıyorlar.