C.HİZMET
SEKTÖRÜ
C.1 Turizm
Erzurum tarihi
ve kültürel dokusu, iklim
şartlarıyla iç ve dış turizm
bakımından yeterli kaynaklara
sahipken, ne yazık ki Türkiye toplam
turizm sektörü içinde ilin turizm
sektör payı çok düşük
seviyelerdedir. Tarih, Kültür,
İnanç, Kongre, Yayla, Nehir ve Spor
Turizmi’nin yapılabileceği İl’e,
2001’de gelen yabancı turist sayısı
sadece bin 538 kişidir. Bu sayı
Mardin’de 5, Şırnak’da 21, Iğdır’da
10, Kilis’de 120, Artvin ‘de 22 bin
kişidir. Bu durum İl tanıtımının iyi
yapılmamasından kaynaklanmaktadır.
İl Turizm Müdürlüğü’nün makam
aracının dahi bulunmadığı bir
şekilde hizmet vermesi
düşündürücüdür. Dünyanın en uzun
ikinci kayak pistine malik olan
Palandöken Dağı; üzerinde Kış
Turizmi Master planı çerçevesinde
inşa edilen beş yıldızlı dört otel
hizmet vermesine rağmen yeterince
değerlendirilmemektedir. Kayak sporu
yanında, Kongre, Seminer Turizmi
için de çok müsait olan tesisler
talep görmemektedir. Özellikle Kamu
kuruluşlarının eğitim seminerlerinin
hemen hiçbirinde Erzurum’un
düşünülmemiş olması, turizm alanında
da devlet desteğinin esirgendiğine
bir delil olsa gerektir. UNESCO
tarafından 2000 yılı İnanç Turizmi
yılı ilan edilmesine mukabil,
Erzurum’a bu bağlamda tek bir
turistin gelmemesi, Turizm
Bakanlığı’nın, İl’e bakış açısını
sergilemesi bakımından oldukça
ilginçtir. Oysa turizm kaynakları
bakımından oldukça zengin kaynaklara
sahip olan Erzurum, yeterli devlet
desteği aldığında ve tanıtımı iyi
yapıldığında, çok büyük bir gelire
sahip olacaktır.
C.2. Ticaret
Hizmetleri
Erzurum’da iş
yeri sayısına göre; Gıda Maddeleri
ve diğer Tarımsal Ürün Satıcıları,
Giyim, Ev Eşyası ve Mobilya
Satıcıları, Kereste ve Yapı
Maddeleri Satıcıları; Madenler,
Sinai ve Kimyevi Maddeler
Satıcıları; Muhtelif Makinalar,
Motorlu ve Elektrikli Araçlar ile
Yedek Parça Satıcıları; Cam, Cam
Eşya ve Seramik Satıcıları; Yakacak
Maddeleri Satıcıları; Ticaret
Komisyoncuları, ağırlıklı olarak
ticari faaliyet gösteren
işyerleridir. İlde toptan ticaret
ile uğraşan işletmelerin büyük
çoğunluğu ferdi mülkiyet, yüzde 30’u
ise adi ortaklık ve kollektif
şirkettir. Çok ortaklı şirket sayısı
ise çok düşüktür. İlde Holding
yoktur ve şirketleşme düzeyi çok alt
seviyededir. Erzurum’da üretilip il
dışında pazarlanan ürün çeşidi çok
az, il dışında üretilip İl’de
pazarlanan ürün sayısı ise çok
yüksektir. İlde üretimi yapılıp, il
dışında pazarlanan mamüller Mezbaha,
Muhtelif Gıda Maddeleri, LPG, Lastik
ve Plastik Ürünler, Çimento, Metal
eşya ve Mobilyadır. İl dışından
gelen mamüller ise: Mezbaha
Ürünleri, Muhtelif Konfeksiyon, Deri
Eşya ve Ayakkabı; Boya, Vernik, Lak
Ürünleri; Petrol ve Yan Ürünleri;
Lastik ve Plastik Eşyalar; Metal
Eşya ve Mobilya Ürünleri; Muhtelif
Gıda Maddeleri (bunun içinde bal,
yağ, peynir de yer almaktadır),
Motorlu Araçlar, Diğer Makinalar ve
Yedek Parçalar ile Kozmetik İlaç ve
Ürünleridir. Kısacası; alınan,
satılandan fazladır. Erzurum’da
diğer hizmet üreten işletmeler
içinde küçük onarım işleri yapan
işletmelerden sonra en büyük pay
kahvehane ve pastahane İşletmelerine
aittir. Bu da işsizliğin boyutunu
ortaya çıkarması bakımından dikkate
değer bulunmalıdır. Özet olarak
ifade etmek gerekirse, Erzurum’da
faaliyet gösteren işlemelerin genel
sorunları: a. Sermaye eksikliği, b.
Altyapı eksikliği, c. Kalifiye
eleman azlığı, d. Üretilen malın
arzedileceği pazarın
bulunmayışı’dır. Bu yüzden sanayi,
ara mal üretimi gibi faaliyetler
yerine üretimi il dışından yapılan
malların tüketiciye arzını içeren
ticaret tarzı tercih edilmektedir.
C.3. Ulaşım
Hizmetleri ve sorunlar:
Az da olsa
üretilen tarım ürünleri, küçük
sanayi mamülleri satılamıyor.
Bölgenin turizm gelirlerinden olan
oltu taşı mamülleri, altın ve gümüş
ziynet eşyaları İl içindeki pazara
mahkum. Faaliyette olan turizm
konaklama tesisleri bir türlü tam
kapasiteyle çalışamıyor. Faaliyete
giren büyük gazete matbaaları birer
ikişer kapanıyor. Üniversite
tercihlerinde ildeki Üniversite,
eğitim seviyesi yüksek olmasına
rağmen gözde değil. Bütün bu
olumsuzlukların ana sebeplerinden
birisi ulaşım ağının yetersizliği.
YOLSUZLUK
SERMAYEYİ GÖÇ ETTİRİYOR
Özel sektör;
istihdam ve üretime yönelik
yatırımlarında, kuracağı tesisin
hammadde alacağı yerleşim yerine
yakınlığından çok, pazar yerine en
kısa sürede ulaşabileceği güzergahı
önemli buluyor. Mevcut kara ve demir
yolları ihtiyaca cevap vermekten
uzak. Havayolu taşımacılığı ise
işletmeciler açısından k‰rlı değil.
Özel sektör yatırımcıları bu sebeple
ya yatırıma yanaşmıyor, yahut da
yatırımını başka illere kaydıyor.
Üretilen mala yol bulunamazken,
sermaye en kestirme yol ve kısa
zamanda ilden göç ettiriliyor.
YATIRIMLAR
BAŞKA İLLERE TAŞINIYOR
Her yıl birisi
daha kapatılan ve başka illere
taşınan KİT’lerin, terki diyar
ettirilmesinin ardında da ulaşım
sorunu yatıyor. Bundan yirmi yıl
öncesine kadar kalkınma ve büyüme
hızı bakımından Erzurum’dan daha
gerilerde olan Trabzon, deniz ve
kara taşımacılığında daha cazip
görüldüğü ve gösterildiği için,
ilden kaçan yatırımlara ev sahipliği
yapıyor. Ulaşımdaki sorunların
giderilmemesi Erzurum’u içine
kapanık bir şehir haline getiriyor.
NİÇİN BİR HOLDİNGİMİZ? Türkiye’nin
dördüncü büyük yüzölçümüne sahip
şehri olmasına; tarihi, kültürel ve
coğrafik zenginlikleri bulunmasına;
zengin maden yataklarının varlığına;
işgücü açısından genç nüfus oranının
yüksekliğine; tarım ve sanayi
hammaddelerinin varlığına rağmen
Erzurum; kendi bünyesindeki
müteşebbislerin eliyle bir holdinge
kavuşamadı. Konya ve Yozgat YİMPAŞ
ve Kombossan Holdingleri marifetiyle
yerel kalkınmada öncelik kazandı.
İşsizlik sorunlarını giderdi.
Erzurumlu ise sadece gıpta etti.
Başta gelen sebeplerden birisi yine
yolsuzluk, yine ulaşımdaki sorunlar.
ÜRETİLEN
MAL ELDE KALIYOR
Mevcut
pazarlara uygunluk gösteren mal ve
hizmetlerin üretimi konusunda, bir
üretim planı yapılmadı, üretim
hedefi belirlenmedi. Üretilen mal ve
hizmetler pazarlara uygunluk
göstermediği için değerlendirme ve
talep dışında kaldı. Tamamen haksız
da olmamasına rağmen kalkınma hep
siyasetçi eliyle beklendi, siyasetçi
suçlandı. Hükümetlerin fabrika
açması istendi, ama, üretilen
mallara yakın pazar bulunamadı;
mevcut pazarlara da ürünler
ulaştırılmadı.
BÖLGE HALKININ
TALİHİ KARA!
Demiryolu
taşımacılığı iklim şartları yüzünden
önemli bulunmasına ve özellikle de
nakliyede daha cazip olmasına
rağmen, kurulduğu 1939 yılından
bugüne kadar yenilenmedi, ilave
yollar yapılmadı. Bu yolla, pazar
yeri olarak cazip olan bin 727
kilometre uzaklıktaki İstanbul
yolunu kısaltacak çalışmalar
gerçekleşmedi. Ege ve Akdeniz
bölgesine direkt seferler
düzenlenmedi. Gelişen illerde bile
trenler mavileşirken, Erzurum’da
yeni bir düzenleme yapılmadığı için
trenler, hala kara renkli kaldı,
bölge halkının talihi de.
YOLCUNUN DA
MALIN DA TAKATİ KALMIYOR
Karayollarında
yeni çalışmalar yıllardır
yapılmıyor. Yollar sadece tamir
ediliyor. İlin başka illere bağlantı
yolları hala tek şeritli. Yamalama
ve kısmi asfaltlamalarla yolların
köstebek yuvası haline gelmesi
önlememiyor, sadece seyirci
kalınıyor. 1970’lerden bu yana hala
İstanbul’a bin 276 kilometre,
İzmir’e bin 519 kilometre yol
katedilerek varılıyor. Yol
güzergahını kısaltıcı hiçbir çaba
yok. İstanbul’a, Antalya’ya 20,
Ankara’ya 14 saatte ancak ulaşabilen
yolcuda da, pazara götürülen malda
da mecal kalmıyor.
İLÇE YOLLARI
HALA TAŞTAN..
Tarımsal
üretim yapan köylerden il merkezine
ulaşım tam manasıyla binbir meşaggat
ve zahmetle yapılıyor. Köy
yollarının çoğusu bakımsız, büyük
kısmı yıllardan beri asfalt görmemiş
durumda. İlçelerle bağlantı sağlayan
yollar ise evlere şenlik. Sebze ve
meyveciliğin fonksiyonel olduğu
kuzey ilçelerinin tarımsal ürünleri
pazarlara ulaştırılamıyor. Güney
ilçelerinde hayvancılığın yok olma
sebeplerinden birisi de ulaşımdaki
aksaklıklar.
PAHALILIK DA
YOLSUZLUKTAN
Sebze ve
meyve, giyeyecek eşyaları, beyaz
eşya ve yakacak başta olmak üzere İl
dışından gelen bütün mallar
ulaşımdaki olumsuzluktan
etkileniyor. Ulaşım masrafları
çoğaldıkça, mallar üzerine
bindirilen navlun bedeli artıyor.
Kıyı illerinden gelen sebze ve
meyveler metropollerden daha yüksek
fiyatlarda satılıyor; giyecek
fiyatları büyük şehirlerden fazla.
Zaten oldukça zor şartlarda hayat
süren halk da, navlun bedellerinin
de eklenmesiyle iyice pahalı hale
gelen mal ve hizmelere talip
olamıyor, satın alamıyor.
TURİZM BÖYLE
BALTALANIYOR
Sermayedar ve
işletmecileri İlden olan Turizm
Seyahat Şirketleri de yolların
azizliğine uğradıklarından, karlı
bir şekilde hizmet veremiyorlar.
Gelirlerin büyük bir kısmı araç
bakım ve tamirlerine harcanıyor.
Kaza endişesiyle taşıma
araçlarındaki yenilikler tam olarak
halka yansıtılamıyor. İki katlı
taşıma araçları kullanılamıyor,
kullanılanlar da karlılık
sağlanmıyor.
TURİST NASIL
GELECEK?
Ulaşım
ağındaki bu menfilik, Turizm
Sektörü’nü olumsuz etkiliyor. Kara
ve demiryollarında kısaltma
çalışmaları yapılmadığı, özellikle
kara yollarında yeni düzenlemeler
gerçekleştirilmediği ve binlerce
yıllık bir geçmişe sahip şehrin hala
bırakın otoyolunu, normal hizmet
verecek durumda bir yolu bulunmadığı
için; İlde potansiyeli bulunan Tarih
ve Kültür Turizmi yapılamıyor,
ihmale uğruyor. Kongre ve İnanç
Turizmi’ne yönelik faaliyetler tam
manasıyla sergilenemiyor. Eski
eserleri, ören yerlerini görmek
isteyen yerli ve yabancı turistler
de Erzurum’un yolsuzluğu karşısında
tercihlerini başka illere
yöneltiyorlar.
YÖNETİCİLER,
İŞBAŞINA!
İldeki
ekonomik durgunluğun giderilmesi,
özel ve kamu sektörü yatırımlarının
yapılabilmesi için; Erzurum’la diğer
illerin bağlantısını sağlayan, kara
ve demiryollarında yenileme
çalışması yapılması şart. Bunun yanı
sıra Erzurum’u diğer büyük illere
bağlayan yolların kısaltılması,
karayollarında trafiğin çift şerite
kavuşturulması gerekli. Yapımı süren
E-80 Karayolunun otoyola çevrilmesi
lazım. Halkın da, tarım ve sanayi
üreticisinin de siyasetçilerden ve
yöneticilerden en önemli isteği bu
yolsuzluğa son verilmesi. Yoksa,
kalkınma ve umut yollarındaki ulaşım
yetersizliği sürdükçe, Erzurum’un
gelişmesi de muhal olacaktır.