A.1. DOĞU
ANADOLU KALKINMA PROJESİ (DAP) NE
DURUMDA?
Şehrin sosyo
ekonomik gelişme sürecine girmesi;
yöre halkının refah düzeyinde
yükselme ile tarım ve sanayi
kaynaklarının değerlendirilebilmesi
için gerekli olan bölgesel kalkınma
planı olan DAP, bir türlü hayata
geçirilemedi. On beş yıla yakın bir
süreden beri halkın genel kalkınma
umuduna adres olan Doğu Anadolu
Kalkınma Projesi, plan kapsamındaki
illerin siyasetçilerince ciddi
manada ele alınmadı. Vaad edildi,
yapılmadı.
DAP’IN
AMAÇLARI
Kısa Adı DAP
olan Doğu Anadolu Kalkınma Projesi
Doğu Anadolu Bölgesi’nin süratle
kalkınmasını hedefleyen bir
projedir. Nüfusun dengeli dağılımın
temini ve göçün önlenmesi ile
ekonomik hayatın canlandırılmasını
amaçlar. DAP’ın hedefleri arasında
sanayi ve tarımın canlandırılması;
altyapı eksikliğinin giderilmesi;
diğer bölgelerle olan gelişmişlik
farkının giderilmesi; bölge
ekonomisinin Türkiye Ekonomisi’ne
entegrasyonun sağlanması ve bölge
halkının hayat standartlarının
yükseltilmesi yer almaktadır.
DAP UNUTULDU
MU?
DAP’ın
gerçekleştirilmesi yolunda mühim
çabalar sarfeden, projenin
fizibilitesini çıkararak, 90’lı
yıllarda Ülke gündemine taşıyan
Atatürk Üniversitesi ve ERVAK’ın
çabaları, yeterince siyasi destek
bulmadı. Politikacılar ve diğer
siyasi organizasyonlar Üniversite
ile işbirliği yapmaktan kaçındılar,
ERVAK dışındaki demokratik sivil
kitle örgütleri konuya gereken
hassasiyeti göstermediler. DAP
unutulma safhasına girdi.
BÜTÇE
GÖRÜŞMELERİNDE KONUŞAN YOK
Hemen her
seçim döneminde propaganda
alanlarında, bütün siyasi kesimlerce
dile getirilen DAP, aynı ilgiyi
seçim sonralarında görmedi.
TBMM’inde gurubu bulunan siyasi
partilere ne takdim edildi, ne de
tanıtıldı. Plan alanındaki illerin
milletvekilleri, konunun gündeme
taşınması için biraraya gelemedi.
Parti gurup toplantılarında da,
Genel Bütçe görüşmelerinde de dile
getirilmedi, ele alınmadı. Plan ve
bütçe Komisyonlarında lokal
değinmelerle yetinildi.
İSTİHDAMDA
GERİLEME
Bölgesel
Kalkınma Planı DAP’ın icraat
safhasına taşınmaması yüzünden,
kalkınma çabaları kişisel boyuta
indirgendi. Oluşturulan küçük
şirketlerin, ilde ki tarımsal
üretimin değerlendirilmesine yönelik
projeleri, ya DPT tarafından kapsam
dışı bırakıldı, ya da kredi desteği
alamadı. Mali kaynak teminindeki
güçlükler Tarım ve sanayi alanında
faaliyet gösteren kuruluşların,
istihdamda gerilemesine yol açtı.
DAP NİÇİN
OLMALI?
Erzurum’un
üretim yoluyla Gayri Safi Yurt İçi
Hasıladan aldığı pay 80’li yıllarda
binde 7; 90’lı yılların ortalarına
kadar binde 6 iken, son on yılda bu
oran binde 2’ye düştü. Gelişme hızı
geriledi. DPT verilerine göre 1988
ve 1990 arasında yüzde 65; 1990-95
arasında yüzde 71 olan gelişme oranı
son yıllarda yüzde 40’lar seviyesine
indi. Tüketim açısından Gayri Safi
Milli Hasıla ‘da il payı binde
7’lerde seyreden Erzurum’da bu
açıdan gelişme hızı 80’li yıllarda
eksi 2,4 arasında olurken; 90’lı
yılların başlarında yüzde 7.7
oranında gerçekleşen hızlı gelişme
son yıllarda eksi 4’ler düzeyine
indi.
FAKİRLEŞME
HIZIMIZ ARTIYOR
Kişi başına
düşen gayri safi milli hasıla oranı
da ilginç bir seyir takip etti.
1980’li dönemde kişi başına 800
dolar civarında milli gelir
düşüyordu. Fert başına yıllık
1990’da bin 152; 1991’de bin 214,
1992’de bin 281; 1993’de bin 446;
1994’de bin 29 dolar düşerken;
1994-2000 yılları arasında bu pay
700 dolara indi. İlde yaşayan
ailelerin ancak yüzde onu yüksek
düzeyde, yüzde 40’lık kesim de orta
düzeyde gelirle geçinirken, halkın
yüzde ellisi günü birlik gelirle
hayatını sürdürüyor.
KALKINMA
ARZUSU KALMADI
Hızlı
fakirleşmenin ana sebepleri
arasında; bölgedeki insan ve tabiat
kaynaklarının değerlendirilmesine
yönelik bir projenin hayata
geçirilmemesi; bundan kaynaklanan
toprağa bağlılığın sona ermesi, il
yaşayanlarının hayata küsmesi ve
Erzurum’da bulunmanın sadece
zaruretten kaynaklanır olması
bulunuyor. DAP ciddi olarak
değerlendirilip hayata geçirilip
yöre insanına kalkınma reçetesi
olarak sunulsaydı bütün bu
olumsuzluklar ortaya çıkmayacak;
halk kalkınma arzusuna
kavuşturulacaktı.
ÇARE
GÜNEYDOĞU’YA GÖÇTE Mİ?
DAP’ın
Güneydoğu’ya hayat taşıyan GAP gibi
ilgi görmemesinin sebebini siyasi
ilgisizlik ve yetersizliğe bağlıyan
halk; artık bu planla avutulmak
istemiyor. Yetkililerin ya devam ya
da tamam biçiminde kesin bir
kararlılık göstermesini talep
ediyor. Güneydoğu Anadolu gerçeğine
benzetilmeyecek bir oranda
fakirliğin ev ev yaşandığını
belirten insanımız; Doğu
Anadolu’daki sosyo ekonomik gerileme
gerçeğinin yetkililerce gözardı
edilmemesini; ilgisizliğin devam
etmesi halinde hızla kalkındırılan
Güneydoğu illerine doğru bir göçün
başlayabileceğini dile getiriyor.