Doğu Anadolu Sanayici Ve İşadamları Derneği

Bu gün:

 

DOSİAD HAKKINDA

  • Ana Sayfa
  • Tanıtım
  • Yönetim
  • Tüzük
  • Üyelik Şartları
  • Komisyonlar
  • Görevler
  • Basın Bültenleri
  • BÖLGE İLLERİ

  • Ağrı
  • Ardahan
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Hakkari
  • Iğdır
  • Kars
  • Malatya
  • Muş
  • Tunceli
  • Van
  • Bayburt
  •  

    www.dosiad.org.tr


    Haberleşme Adresi :
    Çaykara İş Merkezi No:2/208
    Tlf: 0442 - 234 54 59 - 234 99 97
    Faks: 0442 - 233 28 63- 2337263  ERZURUM
     

     

      E-Posta

     

     

     

     

    İbrahim AYDEMİR

                 VİZYON ARAYIŞLARI - 2 -

     A. İLDEKİ TARIM SEKTÖRÜNE GENEL BİR BAKIŞ

    Toprak Envanter Etütleri esas alındığında; 2.5 milyon hektarı aşan il yüzölçümünün 502 bin 700 hektarı tarım arazisi olarak kullanılmaktadır. Bu miktar, il arazisinin yüzde 20’sini karşılamaktadır. Daphan, Erzurum ve Pasinler Ovaları tarımsal faaliyet alanlarının büyük çoğunluğunu oluşturur. İl’deki tarım arazilerinin ancak yüzde 36’lık oranı (DSİ verilerine göre) sulanabilmektedir. 1985-1990 döneminde hizmete açılan Kuzgun ve Demirdöven sulama ve enerji barajlarının sulama isale kanalları tamamen bitirilmediği; Narman Karapınar, Karayazı Söylemez, Hınıs Başköy, Merkez ilçe Laleli, Sürbahan gibi projelendirilmesi tamamlanmış barajlar inşaat safhasına getirilmediği için tarım arazilerinin tamamen suya kavuşması muhal görünmektedir. Tarım arazilerinde buğday başta olmak üzere patates, şeker pancarı, ayçiçeği ve yem bitkileri ekimi yapılmaktadır. Şeker Kanunu değiştirildiği için, il’de faaliyet gösteren Şeker Fabrikası kapasite düşürmüş, pancar ekiminde kotaya gidilmiş, bu sebeple de şeker pancarı ekilen arazi yok denecek mesabeye düşmüştür. Özel sektöre ait bir yağ üretim fabrikası, üretimi sınırlandırdığı için için ayçiçeği ekimi de azalmıştır.

     Patates üreticileri de bu ürünlerinin değerlendirileceği tarımsal sanayi işletmeleri bulunmadığından ancak kışlık yemeklik patates üretimi yapmakta, üretim fazlası ise değerlendirilemeyip, heder edilmektedir. Oltu, Olur, Uzundere ilçeleri tarım alanlarında az da olsa seracılık faaliyeti vardır. Pazarlanan tarla ürünleri değeri toplam yüzdesine bakıldığında Erzurum, Türkiye genelinde % 0.72 paya sahiptir. Patates, ayçiçeği başta olmak üzere, ekimi yapılan tarla ürünlerinin tohumları il dışından getirtilmekte, il’de tohumluk üretimi yapılmamaktadır. Patates tohumları Nevşehir, Ayçiçeği tohumları da Adapazarından satın alınmaktadır. Suni gübre, tarım makinaları için yakıt ve tohum giderleri il çiftçisi için büyük mali külfete yol açmaktadır. Ekilen buğday ise ekmeklik olarak kullanılmaktadır. Makarnalık ve nişastalık buğday ekimi, bu tür ürünleri değerlendirecek sanayi işletmeleri bulunmadığı için yapılamamaktadır. İl’deki otlaklar geniş sahalar tutar. İl hayvancılığı daha çok küçükbaş hayvancılığı şeklinde koyunculuğa dayanmaktadır. Toplam arazinin bir milyon 600 bin hektarı mera ve otlaktır. Besicilik için son derece uygun olan bu kısım arazi, devlet tarafından besicilerin kredilendirme ve desteklenmesi uygun şartlarda yapılmadığı için atıl durumdadır. İl’in Tekman, Karayazı ilçelerinde ağırlıklı olarak yeralan otlak ve meraları dışarıdan gelen besiciler tarafından kiralama yoluyla kullanılmaktadır.

     İl ekonomisini asırlardır ayakta tutan ve il için en uygun tarımsal faaliyet alanı olmasına rağmen besicilik, her nedense devletçe yeterince ilgi görmemiştir. Besiciler uygun ödeme şartlarına haiz düşük faizli kredi alamamış, alanlar ise ödeme güçlüğü sebebiyle icralık yahut mahkemelik olmuştur. İl’de faaliyet gösteren kamuya ait Devlet Et Kombinası’nda günlük kesim zaman zaman 10’u bile bulamamaktadır. Özel kombinalar ise, il’de besicilik faaliyeti durma noktasına geldiği için Kars ve Ağrı başta olmak üzere diğer illerden gelen besi hayvanlarını kesebilmekte, bu da maliyeti yüksek olduğu için et fiyatlarını etkilemektedir. Haliyle arz da düşmektedir. Besiciliğin yaygın olduğu dönemlerde İl ekonomisinde önemli bir yeri olan dericilik ve yüncülük ile bunlara bağlı yan imalat birimlerinden söz etmek bugün için imkan dışıdır. Yün ihtiyacı Tokat, Çorum gibi illerden karşılanmakta; deriye dayalı imalat yapan küçük işletmeler hammadde ihtiyaçlarını Ağrı ve Kars’tan karşılamaktadır. 1980’li yıllara kadar dericiliğe bağlı olarak faaliyet gösteren ayakkabı imalatçılığı; yüncülüğe bağlı olarak yapılan kilim ve halı imalatı durmuşur. Kilimleriyle meşhur Bardız beldesinde bile, yün üretimi olmadığından kilimcilik terkedilmiştir. Erzurum; pazarlanan süt değeri yüzdesi bakımından % 2.68 paya sahiptir. Toplam pazarlanan hayvansal ürünler değeri ise % 1.24’dür.

    TARIM SEKTÖRÜNDE SON DURUM

    ÖRT Kİ ÖLEM

    Kısaca özetlemek gerekirse; hükümetler değişiyor, siyasetçi değişiyor, bürokratlar değişiyor ama, Erzurum çiftçisinin sorunları değişmiyor. Bölge tarım ve hayvancılığı tamamen bitme noktasında. Çiftçi, köylü haykırıyor: "Ört ki ölem"

    UN, ŞEKER, YAĞ VAR DA, HELVA YAPAN YOK

    20 sene öncesine kadar tarımsal üretim kapasitesi açısından Türkiye’nin ilk 10 ili arasında yer alan ve kendine yeterli durum gösteren Erzurum’da, tarımsal hareketlilik durma noktasında. Tarımsal faaliyetler içinde az bir yer tutsa da, üretilen meyve ve sebzeler pazarlanamıyor, su kaynakları değerlendirilemiyor, patates ve şeker pancarı yetiştiriciliği yapanlar gerekli devlet desteğini alamıyor. Girdi-Islah ve Pazarlama Zinciri’nin kurulamaması yüzünden besicilik terk ediliyor. Süt sığırcılığı geliştirilemiyor. Ankara’dan çare umanlar ise hayal kırıklığına uğruyor.

    LAFTAN ÖTEYE GİDİLMEDİ

    Bulundurduğu ekilip dikilebilir alanlar ve çayır mera kapasitesi bakımından önemli bir tarımsal potansiyele sahip olan Erzurum’da; Tarım Bakanlığı resmi kuruluşları, Üniversite’ye bağlı Ziraat Fakültesi’nin bulunması tarımsal açıdan bir şans olmakla birlikte; bu kurumlar kendilerinden beklenen aktiviteyi sergileyemiyor; bu yüzden il’deki tarım kesimi kendisine yol gösterecek merci bulamıyor. Bu kuruluşlarca bölge tarımı adına seminerler, toplantılar düzenleniyor; ne ki kalıcı ve somut icraatlar gerçekleştirilmiyor, hayata geçirilecek projeler üretilemiyor.

    ADI VAR, AMA...

    Tarımsal alandaki gerileme karşısında resmi kuruluşlar birbirini suçlu ilan ediyor. Çare Ankara’dan dolayısıyla Tarım Bakanlığı’ndan bekleniyor. İl’de faaliyet gösteren Tarımsal Kuruluşlar ise sadece tabela hizmeti veriyor, eğitim çalışmalarını bile gereken ağırlık ve ölçüde yansıtamıyor. Kredilendirmeyle çiftçiye yem ve araç temin eden Tarım Kredi Kooperatifleri’nin faaliyetleri de çiftçi gelir düzeyinin düşüklüğünden olumsuz etkileniyor. Ziraat Bankası’ndan kredi almış çiftçiler ise ana paradan önce yüksek faizleri nasıl ödeyeceklerini düşünüyorlar. Çoğu çiftçi icra takibi altında.

    BİZ BU İŞİ YAPAMAYIZ

    İlin kuzey ilçelerinde yapılan meyve ve sebzecilik; üretim ve pazarlama probleminin çözülememiş olması nedeniyle beklenen gelişmeyi gösteremiyor. İlin olduğu gibi çevre illerin de ihtiyacına cevap verebilecek meyve sebze potansiyeli depolama ve ambalajlama sorunlarının giderilmemesi yüzünden atıl durumda. 1990’lı yıllarda Tarim İl Müdürlüğü’nce projelendirilen ve Özel İdare işbirliğiyle yapılan soğuk hava deposu "Biz bu işi yapamayız" denilerek elden çıkarılınca bu alandaki gelişmelere önemli bir darbe vuruldu. Umutlar, bu işi üstlenen özel sektöre yöneldi.

    SU KAYNAKLARI İSRAF EDİLDİ

    İl’deki su kaynakları kapasitesi değerlendirildiğinde, su ürünleri üretimi bir gelir sektörü haline gelebilecekken; bu alandaki faaliyetler temennilerden öteye gidemiyor. Altındaki döşeğini, ahırdaki hayvanını satarak tatlı su balıkçılığı yapan üreticilere üretim ve pazarlama alanında yol gösterici çıkmıyor. Üretime devam edenlere yardımcı olmak üzere, özel sektöre kiralanan soğuk hava deposuna şoklama üniteleri eklenemiyor. Üretici bu sebeple il dışı pazarlara giremiyor, günü birlik satışlarla işletmeler ayakta tutulmaya çalışılıyor. Hazine arazisi üzerine mecrası bulunan su kaynaklarının, su ürünleri üretimi açısından fizibilite çalışmaları yapılmadığı için, kaynak israfına göz yumuluyor.

    ÜRETİCİNİN ELİ KOYNUNDA

    Yılda 150 ile 200 bin tonluk üretimiyle ilin en önemli tarımsal ürünü olan patatesin değerlendirilmesiyle ilgili tesisler oluşturulamıyor. Tesis kurmak için girişimde bulunan patates yetiştiricileri, yetkili mercilerden gerekli proje ve kredi desteğini bulamayınca, her yıl binlerce ton patates çürümeye terkediliyor, üreteici de yoklukla başbaşa bırakılıyor. Mesela: Önceki yıllarda Tarım Bakanlığı’nca yürürlüğe konulan "patates tohumculuğu, tasnifleme ve pazarlama projesi" ilgisizlik sebebiyle rafa kaldırıldı. Üretici için önemli olan bu projenin özellikle tasnif ve pazarlama bölümü, son iki yıldır icraate sokulmadı.

    BESİCİLİK TARİH OLDU

    İlin en önemli gelir kaynaklarından biri olan hayvancılık sektörü, "Girdi, ıslah ve pazarlama" zincirinin bir bütün olarak ele alınmaması ve bu alanda Tarım Teşkilatları’nca projeler üretilememesi sebebiyle yok olma safhasına girdi. Bu sektörde k‰rlılığın olabilmesi, giderlerin ucuza elde edilmesi ve verimi artırıcı mahiyette olması için gerekli olan sılaj yapımı yetkili kuruluşlarca ciddiye alınmadı; yüksek verimli hayvan ırklarının bölgede çoğaltılması çalışmaları, ilin içinde bulunduğu iklim ve çevre şartlarına dikkat edilemediği için başarılı olamadı. İTHAL DARBESİ Yıllarca Tarım Bakanlığı tarafından yurt dışından kültür ırkı hayvan ithal edilerek ırk ıslahı yapabileceği düşünüldü. Fakat yurt dışından getirtilen hayvanlar istenilen nitelikte olmadıkları gibi; il’deki olumsuz çevre ve iklim şartları yüzünden telef oldular ve sahiplerini zarara uğrattılar. Geçmiş dönemlerde damızlık için yurt dışından getirtilerek hakiki üreticiye teslim ve tevdi edilmesi gereken ithal hayvanların işin ehli olmayan kimselere verildiği, bunlar tarafından da alınan ithal hayvanların ya kesime gönderildiği ya da öldüğü iddiaları yıllardır ne tekzib edildi, ne de tavzih gördü.

    PROJE NEDEN TERKEDİLDİ

    Suni tohumlama usulüyle üreticinin elindeki hayvanların verimini artırmak ve çevre şartlarını ıslah etmek imkanı yeterince değerlendirilemedi ve desteklenmedi. 1998 yılında Tarım İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan Özel İdare Müdürlüğü kaynaklı suni tohumlama projesi, yalnızca 1999 yılında faaliyete sokuldu. Bu proje sonraki yıllarda tarımsal kuruluşların ilgisizliği sebebiyle terkedildi.

    MANDIRALAR ÜÇ AY ÇALIŞABİLİYOR

    Bölgede hayvancılığın gelişmesi, süt sığırcılığına önem verilmesiyle mümkün görülüyor. Süt sığırcılığının ayakta durabilmesi de pazarlama sorunu çözümüne bağlı. İl’de halen faaliyet gösteren yüz civarındaki mandıra yılın ancak 6 ayında faaliyet gösterebiliyor. Bu küçük işletmeler ürettikleri süt ürünlerini yılın belirli dilimlerinde pazarlamak zorunda olduklarından, mallarını değerinde satamıyorlar. Uzun süreli depolama yüzünden mali külfet içinde bulunuyorlar.

    MERA KANUNU KAYNAK GÖSTERİYOR AMA...

    Süt üretimini yılın en az 8 ila 10 ayında yapılabilerek mevcut süt ürünleri işletmelerinin tam kapasite çalıştırılması, İl’deki tarımsal alanlarda istihdamı geliştirebileceği gibi ticari canlılıkta getirilebilecek. Bu da; süt sığırcılığını ilin şartlarında gerçekleştirilmesi, geçmişte yapılan küçük çaplı yatırımların desteklenmesi, İl şartlarına uygun projelerin hayata geçirilmesiyle mümkün. 1998 yılında çıkarılan Mera Kanunu kapsamında gerek ırk ıslahı ve gerekse yem bitkileri üretimi ve gerekse de mera ıslahı alanında gerçekleştirilecek projeler için mera fonunda kaynak temin edilebilir, böylelikle süt sığırcılığı ciddi bir gelir kapısı haline getirilebilir olmasına rağmen; yetkili makamlar beklenen çabayı sergileyemedi. Süt sığırcılığı kara düzene terkedildi. Yani Devlet İldeki büyük tarımsal geliri yok saydı.

    KREDİLENDİRME YANLIŞLARI

    İldeki tarım ve hayvancılık bazı alanlarda gerileyip bazı alanlarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının bir diğer sebebi de; kredilendirme usüllerinin, bölge çiftçisinin imkan ve kaynaklarına göre yapılmamasıdır. Verilen krediler ihtiyaca cevap vermiyor. Faizin yüksek olması, ödeme planlarının bölge çiftçisinin şartlarına uymaması yüzünden, ihtiyacı olan kesim kredi kullanamıyor. Geçmiş dönemlerde bu sektörde olmayanların kredilerden faydalandırılmış olmasının cezası ve kredi alıp ödemeyenlerin faturası; çiftçi ve besicinin kredi alması ağır şartlara bağlanarak hakiki çiftçiden ve besiciden çıkarılıyor. Bağkur pirimlerinin ödeyemeyen bu yüzden de icra takibine gidilen yahut hapis cezasına çarptırılan İl çiftçisi aynı çileyi alıp ödeyemediği ağır faizli kredilerden de çekiyor.

    İZMİR’LE ERZURUM BİR Mİ?

    Erzurum çiftçisi; destekleme alımlarında, tarımsal uygulamalarda ve kredi kullanımında, Türkiye’nin tarımsal faaliyetlerde k‰rlılık, verimlilik gösteren ve ekonomik düzeyleri yüksek kesimleriyle bir tutulunca, yılın üç dört ayında tarımsal faaliyetleri yokluk içinde gerçekleştirmeye çalışan çiftçi ve besici göçe maruz kalıyor. Bu kesim önce il içine geliyor, sonra sosyo ekonomik durumu gün geçtikçe kötüye gittiği için, iri ve bakımsız bir köy haline gelen Erzurum’dan da başka illere göçüyor.

    GÖRÜNEN KÖY KLAVUZ İSTEMEZ

    Görünen o ki Erzurum’da tarım ve hayvancılığın gelişmesi için Tarım Bakanlığı’ndan destek ve çare beklemek ham hayalcilikten öteye gitmiyor. Bakanlığın imkanları da politikası da buna müsait değil. Çare yerel imkanları en iyi şekilde kullanmaktan geçiyor. Ne var ki, on yılda beş müdür değiştiren, iç yapısı sancılı bir hal almış bulunan Resmi Tarım Kuruluşları’ndan umut beklemek için de; siyasetin bu kurumlara girmemesi, kurumlardaki idari ve teknik yapılanmanın insiyatif kullanabilirlik üzerine kurulması, yetki makamlarına gelenlerin gerek teşkilatı ve gerekse de bölgeyi iyi tanıması gerekiyor. Bu kurumlarda üretilen projelerin sürekliliği de şart.

    TARIM SEKTÖRÜNÜN İÇİNDE BULUNDUĞU AÇMAZLARI İFADE İÇİN GENEL BİR YORUM

    Şehirde yaşayan hemen herkes bir köyünden gelmiştir Erzurum’un. Hemşehricilik kültürünün ayakta olması da bu yüzdendir. Modern manada kentli, kent soylu pek azdır aramızda. Çoğumuzun ailesi kırsal kesimden, artık geçinemediği, evlatlarının geleceği için ışık bulamadığından gelmiştir şehire. Hoş burada da umduğunu bulamamıştır ya... Bu göç yıllar önce yoğunlaşmış, önceleri ortakçıya, marabaya terk edilen tarım arazileri ve besi malları, zamanla elden çıkarılmış, köylerimiz kimsesizliğe terkedilmiştir. Dünden bugüne, politikacılarının da neredeyse tamamı köylerden çıkan Erzurum tarım alanındaki cazibesini; ihmaller ve vurdumduymaz yöneticilerin içinden çıktıkları yörelere ilgi duymaması sebebiyle kaybetmiştir ne yazık ki...

    POLİTİKACI ALDATIR MI?

    Köyler, tarım alanları politikacıların seçimlerden seçimlere uğrak yerleri olmuştur yalnızca. Bu alanların temiz, saf ve çalışkan insanları kendilerinden oy istemeye gelenlerin ciddiyetlerine inanıp, dertlerini edeplice anlatmışlardır yıllardır. Politikacıların vaadlerini dinleyerek her defasında önce umutlanmayı sonra da sükut-u hayalin sığlığında yalnızlığa çekilmeyi sürdürmüşlerdir bir kader gibi. Evlerine, köylerine gelen politikacıları kral gibi ağırlamışlar, yedirmişler, içirmişler, sofra kurup baş köşelerde nutuk atmalarına, sorunlarına kuşbakışı bakmalarına izin vermişlerdir her zaman. Sonra arkalarından su dökerek, hayır duaları ederek uğurlamışlardır köylerinden, beldelerinden. Ne ki, bazen uğurladıkları siyasetçinin kıratı tepmiş sonraları, bazen süvarinin elleri şamarlamış köylünün ak ve temiz yüzünü. Bazen altı, yedi ok saplanmış köylünün umuduna, bazen arılar sokmuş yüreğini. Kimi zaman ay doğmamış karanlık gecelerine. Kimi zaman besledikleri güvercinler kirletmiş üstlerini. Bazen başakları pas tutmuş tarlalarında, bazen fidesini diktikleri güller, diken olup çıkıvermiş orta yere. Ahırda malı, tarlada ekini, bostanda dikini telef etmiş de umudundan sofra kurmuş her vakit siyasetçiye. Sonra unutulduğunu, sonra yok olmaya bırakıldığını, sonra umursanmadığını görünce seslenmiş feryat edercesine: "ört ki ölem" Hani anlatırlar ya; Rusya’da komünizm dönemlerinde, işe yaramazları sabun fabrikalarında öldürüp sabun yaparlarmış. Bir gün huysuz bir ihtiyarı kollarından tutup fabrikaya sürüklemişler. İhtiyar adam ayaklarını sürürken haykırmış: "siz istediğiniz kadar sabun yapın... köpürenin..." Köpürmemiş köpürmesine ama; incinmiş, yüreği burkulmuş çiftçinin, köylünün bu aymazlıklar karşısında. Ne üstünü örten olmuş, ne de ölmesine izin veren.

    BEG EŞŞEK DEĞİL YA!

    Bir fıkra vardır, bilmem bilir misiniz? Bazen başka çare kapılarına yönelmiş heyetler halinde köylü, çiftçi, besici. Derdini dillenmiş, yarasından sızlanmış. "Anlamazlar bizi", demiş heyettekilerinden bazıları; "bunlar dilimizden, halimizden anlamazlar." Estağfirullahlarla cevap vermiş köylümüz; "beg eşşek değildir ya anlar" deyivermiş. Ne beg anlamış derdini, ne de başkaları. Her çaldığı kapının yüzüne kapandığını farkettiğinde, yüreğinden yükselen bir nidayla arz-ı hal sunmuş köylü; "Ört ki ölem" Bazen banka borçlarından yakınmışlar, çare umdukları taze yetkililere. "Krediyi değil faizini bile ödeyemiyoruz" demişler. "Ektiğimiz bire dört bile vermiyor, onunda birisi tohumluğa, üçünü borca ayırıyoruz, biz ne yiyip, ne içeceğiz" diye dertlenmişler. "Üstüne üstlük, bir de Bağ-Kur borçlarımız var, primlerimizi geciktirdik, cezanın faizi derbeder etti bizi" diyecek olmuşlar.

    DEVLET NEREDE!

    Devlet, il kaynaklarını değerlendirecek, istihdamı geliştirecek kabilinden fabrikalar kurmadı Erzurum’a yıllardır. Sanayiden umut yok, besbelli. Hele devlet eliyle şimdilik imkansız görünüyor. Şehrin şah damarı olan kamu kuruluşları da, özelleştirme, başka illere kaydırma gibi sebeplerle istihdam açısından daraltıldıkça, şehir ekonomisi de çıkmaza giriyor. İşçinin, memurun aylığıyla ticaretini döndüren esnaf da zor durumda. Bu iç karartıcı manzaranın ötesinde ışık yalnızca tarımsal faaliyetlere ağırlık verilmesiyle sağlanacak gibi görünüyor. Besicilik diriltilir, ekim alanları tam kapasiteyle değerlendirilir, süt inekçiliği gibi istihdam sağlayıcı alanlar desteklenirse tarım ekonomisi, Erzurum’un geleceği olacak. Otomobil, tekstil, beyaz eşya fabrikaları kurulamayacak bu şehirde ama; yağ, peynir, et ve süt gibi temel gıda ihtiyaçlarına cevap verecek bir üretim şeklinin benimsenmesi ve bunun için gerekli olan düzenlemelerin yapılmasıyla, Erzurum yitirdiği ekonomik şahsiyeti tarımsal faaliyetlerle kazanabilir görünüyor.

    Sanayi de bu çabayla getirilebilir. Önce tarımsal üretim, sonra tarımsal sanayi. Biz çareyi bunda görüyoruz... Tarım sektörünün eski canlılığına kavuşması, il ekonomisinde belirleyici rol üstlenmesinin ilk şartı da siyasetin tarıma bulaşmaması, bulaştırılmaması. Devlet’ten beklenen; yönlendirici, çağdaş ve akılcı tarım politikalarını uygulamasıdır yalnızca. Yönetici değil, yönlendirici olacak. Bölgenin iklim şartları, yaşayanların ekonomik durumları göz önünde bulundurularak yeni kredilendirme usulleri konulacak. İlde aynı tarımsal alanda faaliyet gösterenlerin birlikler ve kooperatifler kurmasına ön ayak olunacak. Toplu Konut Kooperatifleşmesi’ndeki yöntem bu alanda da tatbik edilecek. Resmi Tarım Kuruluşları’nın başına, görev yaptığı yöreyi iyi tanıyan, kırsal kesimi hakkıyla bilen, liyakat sahibi yöneticilerin getirilmesi ve bu yöneticilerin siyasi kadrolaşmasından muaf tutulması sağlanacak. Bu kuruluşlarca; faaliyet verilen tarım alanlarında teorik değil pratik uygulamalarından örnekler verilecek. Ziraat mühendisleri masa başlarında kalmayacak; tarlada, bostanda, ahırda çiftçinin, besicinin yanında olacaklar.

    HER KÖYE BİR ZİRAAT MÜHENDİSİ

    Her köye bir öğretmen ve imam yanında bir de ziraat mühendisi görevlendirilmesi hususunda siyasilerimiz Başbakanlık nezdinde girişim başlatacak. Hem ziraat mühendisleri iş sahibi olacak, hem de köylerde tarımsal faaliyetlere yol gösteren bir yetkili bulunacak. Şenkaya, Olur, Oltu gibi orman içi köylerinin bulunduğu ilçe merkezlerinde ve ormanlık alanlarda, ahşap yapı imalatı, kerestecilik, doğramacılık sanatları ihya edilecek. Bunlarla ilgili işletmeler kurulacak. Yakacak odun üretimine son verilerek, ağaç kıymığından bile yararlanarak pazarlanması mümkün olan malların üretimi planlanacak. Bu önerileri çoğaltmak mümkün. Biz sadece çare kapısını aralamak istedik. Gerisi işin uzmanlarına düşüyor. "Ya, tedbirler alınmazsa, ya uzatılmazsa tarım kesimine yardım eli" diyenlerimiz çok olacaktır, biliriz... Temenni etmiyoruz ama, o vakit örtüsüz gidenler çoğalacaktır emin olun!

     

    Vizyon Arayışları - 3 -

     


     

    DOSİAD YAYINLARI

  • Erzurum İçin Vizyon Arayışları
  • Erzurum Çarşı Pazar
  • Bölgesel Ekonomik Albüm
  • BÜYÜK ATATÜRK DİYOR Kİ:

    "EKONOMİK ÇALIŞMALARI DAYANDIRACAĞIMIZ TEMELLER, ÜLKE GERÇEKLERİNE UYGUN OLACAK. BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE ÇALIŞAN İNSANLARIN DÜŞÜNDÜKLERİNE, SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERİLEREK SAPTANACAK VE YÜRÜTÜLECEKTİR. SANAYİDE DE, TİCARETTE DE BU BÖYLE OLACAK."

     

     BASIN YAYIN

    Gazetelerden özet haberler
    Gazeteler

     ©  2002 DOSİAD  ©