SERZENİŞ
Kayıt Dışı
Muamele
Ulusal tv
kanallarının birisinde "Erzurum’da
Kurban Bayramı" konulu bir haber
programı yayımlanıyordu. Programda
görüntülenen bir vatandaş, kestiği
kurbanlığın başında yoksulluktan
sızlanıyordu. Muhabir ,"hem kurban
kesmişsiniz, hem de fakirim
diyorsunuz, bu nasıl oluyor?" diye
sorunca, adam alnında birikmiş
terlere silerek "evladım, dedi,
ekonomik piyasaların durumu ortada,
işsizlik artmış, memur ve işçinin
durumu belli. İşsizlere de Allah
yardım etsin.
Para yok,
ihtiyaç çok. Biz artık dünyadan
umudumuzu kestik, hayatımıza küstük.
Allah’a (C.C.) sığınmaktan başka
çaremiz kalmadı. Evde ne var ne
yoksa sattık, kurban aldık.
Varlıktan değil, darlıktan bizim
yaptığımız. Başka ne edek ki?.."
Bu tesbit,
halkın genel durumunu yansıtıyor.
Yukarıdaki vatandaşın tespitiyle
değerlendirirseniz, bu bir çöküntüyü
ve bunalımı haber veriyor. Artık aç
gezenler dik gezemiyor, demek ki.
Tok açın halinden anlamıyor. Kimse
kimsenin derdiyle ilgili değil.
Halk, ‘ölürsem yer, kalırsam el
beğensin’ ikileminde. Yaşamanın
maliyeti ağır.. Siyaset camiamız
içine kapanık; mebusluk, belediye
başkanlığı gibi siyasi temsil
imtiyazlarını elde etmek; halkın
durumunu görmek ve çare bulmaktan
daha önemli hale gelmiş. Seçilip ön
plana çıkmak, tanınmak, kendi
nefsine yol bulmak ve ailesinin
geleceğini kurtarmak düşüncesinde
olan siyasetçiler, omuzlarında ayak
izleri bulunanlara tepeden bile
bakmayınca; kalkınmada yol
gösterecek siyasi çabalar halktan
esirgendikçe, halk da kendi kabuğuna
çekiliyor. Siyasete de siyasetçiye
de gönlünü kapayarak, partilere
küserek. Özelleştirme rüzgarını
bütün yurt sathında estiren liberal
ekonomik sistem için, illerin pek
önemi yok. Erzurum kalkınmış,
kalkınmamış; Erzurumlu fakirleşmiş,
kimin umurunda. Sistemin de, ona
gönül verenlerin de böyle bir
gailesi de yok.
Örnek mi!! DAP
kısmi de olsa çözüm getirebilecekti
sorunlarımıza. Olmadı.. TBMM’de
Kamer Genç’in tek başına Tunceli
için gösterdiği çabanın milyonda
birini bile gösteremedik maalesef.
Hatırlarsınız, bu siyasi, her bütçe
genel görüşmesinde şahsı adına söz
alarak ekranlarda boy gösterir,
Tunceli’den manzaralar aktararak 70
milyondan destek bulmaya çalışır,
kamuoyu oluştururdu. Milletvekilliği
süresince hep böyle yaptı.. Bugüne
kadar, bütçe genel görüşmelerinde
şahsı adına söz alarak kürsüye gelen
ve televizyonları başındaki halkı
Erzurum Gerçeği’nden haberdar
edenimiz oldu mu?
Bundan geçtik
dün de bugün de mensubu bulunduğu
partinin grubunda özel bir biçimde
Erzurum Gerçeği’ni bütün
çıplaklığıyla dile getirenimiz var
mı? Genel başkanların iznini almasa
dahi grup kürsülerinden Erzurum
Gerçeği’ni aktarıp; ‘önce Erzurum
halkının derdiyle dertleneyim,’
diyenimiz, görüldü mü?
Yahut 542
milletvekillinin kapısı teker teker
çalınıp, Erzurum’un durumu için
yardım istendi mi? Koç, Sabancı gibi
gerçek büyük müteşebbisler ziyaret
edilip, Erzurum’un kalkınması,
gelişmesi adına yol yordam soruldu
mu? Büyük gazetelerin yazarları, TV
kanallarının üst düzey yöneticileri
teker teker aranıp; medyada, Erzurum
gündemi oluşturuldu mu? İlde
yayımlanan gazeteleri bile okuyup
takip eden kaç siyasi var, bu basın
organlarının nüshalarda yer alan
Erzurum gerçeğini Genel başkanına,
Grup başkanına ileten kaç siyasetçi
bulunuyor? Dün de yoktu bu çabalar,
bu gün de maalesef.
Bize sadece
"oğlum adın Reşit, kendin söyle,
kendin işit" nasihatını yinelemek
düşüyor. Evet DAP, rahmetli oldu.
Allah (CC) Erzurum halkına sabır ve
ömür versin. Ölenle ölünmüyor ama;
böyle ilgisiz de yaşanmıyor inanın.
Artık üzerinde mesuliyet bulunanlar
uyanmalı, toparlanmalı. Siyasetçi
de, yönetici de halkın gündemini
kendi davası olarak kabul etmeli.
Halk, "yoksa biz siyasetçiler
indinde kayıt dışı mı kaldık" diye
merak ediyor. Kayıt dışı ekonominin,
nasıl ülke ekonomisine faydası
yoksa; kayıt dışı muamelesi
görenlerin de siyasete de
siyasetçiye de kaydı kalmayacak, bu
gidişle. Sözün burasında çarpıcı bir
delil daha sunalım sizlere..
TOBB, Erzurum
İli Gelişme Stratejisi üzerine bir
çalışma yapıyor. Araştırma ekibinin
başında Prof. Dr. Kenan Mortan var.
Atatürk Üniversitesi Öğretim
üyelerinin de aralarında bulunduğu,
onu aşkın iktisat profösürü
çalışmayı yönlendiriyor. Araştırma
çalışması her bakımdan ciddi.
Özellikle sonuçları açısından çok
dikkate şayan tesbitler var.
TBMM’nin 20.dönemine rastgelen
araştırma içinde Erzurum İli
Milletvekilleri Senaryosu başlıklı
bir bölüm de yer alıyor. Aylarca
milletvekillerinden randevu almaya
çalışıyor araştırmacılar. Sekiz
Milletvekilinden sadece üçüne
ulaşabiliyorlar. Belli ki
diğerlerinin daha mühim işleri var!
"Erzurum’un pek çok sorunu var,
bunlardan önemli ve öncelikli
olanlar nedir" diye soruyor
araştırmacı. Göç, işsizlik,
özelleştirme furyası, faizlerin
yüksekliği nedeni ile yatırımların
cazibesini kaybetmesi ve üretimin
durarak pahallılığın artması, diyor
biri. 4 dönemdir milletvekili olan
öbürü ise, işsizlik, sanayi yatırımı
olmaması, hayvancılığın ölmesi, diye
sıralıyor sorunları. 2 dönem üst
üste milletvekili olanı da işsizlik
ve ekonomik durgunluk olarak sayıyor
önemli sorunları.
Erzurum
sokaklarında yoldan çevireceğiniz
kime sorarsanız, onlar da bunları
söyleyecektir. Yani siyasilerin
sorun tesbitleri sıradan. Belli ki
üzerine kafa yorulmamış, etüt
yapılmamış. Sorunların giderilmesi
için sundukları çareler daha ilgi
çekici. Çare nedir, diyor
araştırmacı, ilin ekonomik
gelişmesini hızlandıracak 3 temel
faktör yani olay ve araç nedir? 4
dönem temsilcilik yapmış olan
milletvekili yatırımlardan on yıl
vergi alınmasın, SSK pirimi
alınmasın, TEK enerji indirimi
yapsın diyor. 2 dönem milletvekili
olanı ise tarım ve hayvancılık; kış
turizmi ile eğitim, sağlık ve hizmet
sektörlerinin geliştirilmesi gerek,
cevabını veriyor. Üçüncü
milletvekilinin çözüm önerisi ise
oldukça dikkat çekici: umut halk,
diyip, kesip atıyor. Halkın çare
makamı olarak gördüklerinin durumu
bu. Çözüm önerisi olarak ne bir
projeden söz eden var, ne de ciddi
tesbitlerde bulunan. 20., 21. dönem
arasında değişen birşey yok.
Umut 22, 23,
24. dönemlere taşındı. Kayıt dışı
kaldığı zehabına kapılan halk böyle
görüyor manzarayı. Erzurum’a
bakanlarla, Erzurum’u görenler
arasındaki fark bu. x Niçin
Erzurum’da istihdama yönelik
yatırımlar yok; neden şehir kalkınma
hamlesi başlatamıyor? İşsizlik ve
onun yol açtığı göçün önlenmesi için
gerekli olan yatırımlar hangi
sebeple gerçekleştirilemiyor? Biz
önce Erzurum diyenlerin ortak
endişelerini dile getirdik. Şehrin
geri kalmışlığını kendisine dert
edinen; beynini, ruhunu Erzurum’a ve
bu şehrin ifade ettiği manaya teslim
edenlerin adına, açmazlarımızı
ortaya koyduk. Kimileri günü birlik
çıkarları adına, siyasi
hesaplaşmaları; politik dedikoduları
daha önemli bulabilir. Hatta bizim
maksadımızı da anlayamamış
bulunabilirler. Bu bize ne gam ne de
tasadır. Ortaklığımız; Erzurum için
yürekleri atanlarladır.
Hesabımız,
Erzurum’a arkasını dönenlerledir.
Karayazı’nın yolsuzluğu, Tekman’ın
ıssızlığı, Hınıs’ın sahipsizliğidir
meselemiz. Ilıca’nın bilinmemesi,
Aşkale’nin değerlendirilmemesi,
Çat’ın mamur edilmemesidir
sorunumuz. Horasan, Hasankale,
Köprüköy’ün, niçin
kalkındırılmadığıdır, sorumuz. Olur,
Oltu, Narman’ın kaynaklarını
değerlendirmeyenlerledir zorumuz.
Şenkaya’nın şenliğini
yitirmesindendir korkumuz. Tortum,
Uzundere’nin garipliğidir, gamımız.
Pazaryolu ve İspir’in
geliştirilmemesi yüzündendir,
sabırsızlığımız. Hesabımız
ilçelerimize sahip çıkmayanlarladır.
Yoncalık, Çırçır, Lalapaşa’da
işsizlerle atar yüreğimiz. Tosya’da,
Taşmescit’te, Kavak’ta, okula
ayakkabısız giden yavrular için
kanar gönlümüz. Muratpaşa’nın,
Vaniefendi’nin viraneliği yakar
kavurur içimizi. Kırmacı’nın eski
şen ahalisinden eser bulunmayınca
yıkılır dünyamız. Lalapaşa
minarelerinden yayılan sala sesleri,
biraz daha yanık gelmişse
Erzurumlu’ya sebebini bulmak
durumunda hissederiz kendimizi.
Hesabımız, Erzurumlu’nun tasasını
çekmeyenlerledir. Kar düşmüyorsa
eskisi gibi dağa, atıl yatıyorsa
konaklama tesisleri, turizm
yatırımları; üzüntüdür bize.
Siftahsız kapamışsa dükkanını
Taşmağazası esnafı, yüreğimizde
duygu ve merhamet kepenkleri
aralanır. Asri mezarlıktaki
ecdadımızın bizden hesap sorduğundan
emin olunuz: Oy alıp hizmet vermeyen
politikacılardan, sermayesini başka
illere kaçıran tüccardan,
Erzurumluluk bilincini öğretmeyen
eğitimciden, feryatlara kulak
kesilmeyen yöneticilerden, halkın
derdiyle dertleşmeyen gazeteciden.
Hesabımız
Erzurum’u kaale almayanlarladır.
Erzurum çarşısı pazarsa bir dönem ve
şimdi kahvehaneler şehiri haline
gelmişse; dadaşlığı yalnızca seçim
meydanlarında hatırlanıyorsa;
kalkınma adına seçmenin siyasetçi
önünde el bağlayarak, düğümlenmiş
yüreğinden feryatlar çıkarması
anlaşılıyorsa; işsizlik, yokluk
‘kaderimiz’ diye takdim ediliyorsa
şehirliye; yokluktan menfaat
sağlamaya çalışıyorsa birileri ve
hep büyük mevkilerde dolaşıp, büyük
şehirlerde madden büyük yaşayıp,
sonra da yokluğun temsilciliğine
soyunuyorsa birileri; bazılarınca
sıkılmadan, utanmadan ve yalnızca oy
yeri olarak görülüyorsa Erzurum;
hesabımız henüz görülmemiş demektir.
Hala kafa
yorması, emek sarfetmesi gerekenler
esirgiyorsa fedakarlığı
Erzurumlu’dan ve her geçen gün
birşeylerin kaybı, adet haline
geliyorsa artık, hesabı dürülecekler
var demektir.
Bu hesap yeri
halkın vicdanıdır. Hesap sorma da,
Erzurum’a sırtını dönenleri tanımak
ve foyalarının ortaya çıktığını
hissetirmektir..
Bizim
hesabımız, Erzurumlu’yu hafife
alanlarladır. Ülke bir ekonomik
krizin içinde. Erzurumlu bu durumu
hissetmiyor emin olun. Zira
yıllardır, o krizlere değil, kronik
geri kalmışlığa alışık. O, içinde
bulunduğu durumu da, buna sebep
olanları da iyi biliyor. Bu halkın
yegane talebi, ciddiye alınmaktır,
ciddi bulunmaktır.
Erzurum artık,
yokluk defterinden adının
silinmesini istiyor. Erzurum,
büyümek, gelişmek ve kalkınmak
istiyor. Erzurum, tarihine layık
konumda bulunmak istiyor. Erzurum,
kendine sahip çıkmayan siyasete,
kendi ürünlerinin pazarlanmadığı
ticarete, devlet tarafından
desteklenmeyen ziraate razı değil.
Erzurum, çoktan beridir kendinde de
değil.. Hesabımız Erzurum’u bu
duruma düşürenlerledir.