Doğu Anadolu Sanayici Ve İşadamları Derneği

Bu gün:

 

DOSİAD HAKKINDA

  • Ana Sayfa
  • Tanıtım
  • Yönetim
  • Tüzük
  • Üyelik Şartları
  • Komisyonlar
  • Görevler
  • Basın Bültenleri
  • BÖLGE İLLERİ

  • Ağrı
  • Ardahan
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Hakkari
  • Iğdır
  • Kars
  • Malatya
  • Muş
  • Tunceli
  • Van
  • Bayburt
  •  

    www.dosiad.org.tr


    Haberleşme Adresi :
    Çaykara İş Merkezi No:2/208
    Tlf: 0442 - 234 54 59 - 234 99 97
    Faks: 0442 - 233 28 63- 2337263  ERZURUM
     

     

      E-Posta

     

     

     

     

    İbrahim AYDEMİR

                 VİZYON ARAYIŞLARI - 11 -

    F. GENEL DEĞERLENDİRME VE BUGÜNKÜ MEVCUT SİYASİ GÖRÜNÜM

    a. 57. Hükümeti oluşturan siyasi partiler ciddi bir biçimde oy kaybetmektedirler.

    b. MHP, başörtüsü, bölücübaşıyla ilgili tasarruflardan dolayı seçmeninin beklentilerine cevap verememiştir. Söylem ve eylem farkı parti tabanını menfi olarak etkilemiştir.

    c. ANAP, hükümetin ekonomi kanadında ağırlık yitirmesi, ekonomik sorunlara çözüm üretememesi; 55. hükümet döneminde kendilerinin kadrolandırdıkları Köy Hizmetleri işçilerine sahip çıkmaması; KİT’lerdeki özelleştirmede ücretli kesimin mağdur edilmesine göz yumması ve inançla ilgili tasarruflarda samimi inanç sahiplerini rencide edici tavırlara sessiz kalması; İçişleri eski bakanı Sadettin Tantan gibi muhafazakar politikacıların dışlanması sebebiyle seçmeninin ilgi ve alakasını yitirmiş bir görüntü vermektedir.

    d. 57. Hükümeti oluşturan sağ tandanslı partilerden kopan seçmen kesimi, DYP ve AK Parti’ye teveccüh göstermektedir.

    e. SP’ye oy veren seçmen kesiminde gelenekçi kanat ağırlıklı konuma gelmiştir. Fakat bu kesim de teşkilat listelerinde yenilik beklentisi içindedir.

    f. Sosyal demokrat kesimde belirsizlik hüküm sürmektedir. Muhtemel bir genel seçimde DSP ve CHP’nin oy kaybetmesi, bu oylardan önemli bir kısmının da HADEP’e kayması sürpriz sayılmamaktadır.

    g. ANAP’ın ilk genel seçimde HADEP’le seçim itifakı yapacağına yönelik şayialar, bu partide ciddi zıtlaşmalara yol açmıştır.

    ğ. İldeki seçmen eğiliminde birinci sıra AK Partinindir. Parti Genel Merkezince ülkenin mevcut sosyo ekonomik yapısına yönelik olarak yapılan değerlendirmeler ilgi uyandırmaktadır.

    h. Diğer siyasi partilerin ülke meselelerine yalnız eleştirel açıdan bakmasına mukabil, AK Parti Genel Merkezince çözümler teklif edilmesi, ülke insanının yaşam pratiğine uygun çözüm alternatifleri sunulması teveccühe yol açmakta; halk bir türlü gerçekleşmeyen beklentilerinin AK Parti iktidarında cevap bulacağına inanmaktadır.

    i. Bir kısım siyasi çevrelerce, mevcut seçim kanununun değiştirilerek iki turlu seçim sistemine geçilmesi yolundaki çabalar halk indinde rağbet bulmamıştır. Özellikle DYP’nin, iki turlu seçime geçildiğinde birinci tur sonunda ANAP’ın barajı aşamayacağı ve ikinci turda bu parti oylarının kendilerine kanalize edileceği şeklindeki beklentisi, ANAP tabanında olumlu cevap bulamamaktadır. Bu partinin seçmenleri, böyle bir durumda AK Partiye yöneleceklerini ifade etmektedirler. GENEL SONUÇ Bu Öykü Burada Bitmez! Özellikle son yıllarda Erzurum’un kendisiyle aynı ölçütte olan diğer illere göre geri kalmasından, gelişememesinden şikayet edip duruyoruz hepimiz. Zihni bu soruyla meşgul her Erzurumlu, bu suale cevap arayıp duruyor. Çoğu kez işin kolayına kaçıp yöneticileri, bürokratları, siyasetçileri suçluyor, böylelikle şehrin kalkınma hızının düşmesinde kendi suçumuzu örtmeye kalkışıyoruz. Elbette bir kısım yöneticinin, siyasetçinin, bürokratın ve işadamının vebali vardır. Şehrin sosyo ekonomik manzarası hiçte iç açıcı değil. Türkiye’de iller bazında kişi başına düşen milli hasıladan aldığı pay oranıyla Erzurum alttan 5. sırada. Yoksulluğun genelleşmesi hızı bakımından ise bize yetişen de yaklaşan da yok. İşsizlik, artık hane hane Erzurum’u kol geziyor. Ticaret hayatı durgunluğun ötesinde. Orta ölçekli işletme sahibi esnafın çoğusu kepenk indiriyor. Özel sektör can çekişiyor. Parayı bulanın başka illere adres taşımasının üzerinden de yıllar geçti. Öküzü öldürüp ortaklığı bozanlar sermayeyi alıp götürdü Erzurum’dan. Bundan çok değil 20 yıl öncesine kadar kendine yeten bu şehir, şimdi merkezden nafakalandırılmaya ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyuyor. Yıllarca şehire, ticaret hayatına yön veren tarım sektörünün yeller esiyor yerinde şimdi. Bir Vakitler Erzurum denildiğinde akla gelen besicilik yok, bu alandaki kredilendirme yanlışları, ehliyeti ve liyakati yeterli olan yöneticilerin ağırlıklı olarak bu hizmet sektöründe yer almayışları sebebiyle, hatalı yönlendirmeler, siyasetin besi ahırlarına kadar sokulması, bu büyük gelirin şehirden gitmesine yol açtı. Ekilebilir tarım alanları atıl durumda. Ekicilikle uğraşanlar birer birer terke diyor yörelerini. Ya da pancar gibi devletin alım yaptığı ekim tercihlerinde yoğunlaşma ve buna rağmen destekleme alımlarının gerekli biçimde yapılmamış olması gibi sebeplerle ekici de, dikici de işi bıraktı. Şehire yegane gelir sağlayan kamu kuruluşları da birer birer taşınıyor şehirden. Eskiden pazardan nafakalanamayanlar kamu sektörünün kapısını çalarken, şimdi eğitim düzeyinin düşmesi sebebiyle, işe girmede gerekli olan DMS’de başarı gösterme oranının düşmesi, kamu kuruluşlarında iş bekleyenlerin hayalini de yıkıp götürdü. Siyasilerimiz Erzurum için özel uygulamaların taliplisi olmayınca kamu kapıları da kapandı birer birer işsiz Erzurumluların yüzüne. Bütün bunlara bir de şehirlinin düçar olduğu, yükselenler ve başarılı olanlar hakkında üretilen asılsız iftira, bühtan ve çekememezlik illeti de eklenince, göç çoğaldı, kalanlarda da mecal kalmadı. Eskiden bilgisi, görgüsü, asaleti ve liyakati olan haklıydı, sonra her ne şekilde olursa olsun güç sergileyenler değirmenden hak almaya başladılar çoğunlukla. Aş taştı, kepçe baha yitirdi. Sıra dışı bir il, sıradan hale geldi böylelikle. Ülkenin tarihilik bakımından en eski ve Cumhuriyet Tarihi’nde de sosyo ekonomik çıkışlarıyla en fazla tebarüz etmiş ili; son yirmi yıllık dilimde ticarette hala bir holding çıkaramadı bünyesinden. Siyasette ikinci adamlığa oynayanları bile kalmadı. Sanatta aynalı, tezgahlı ayakkabı boyacıları dışında ön plana çıkan yok. Yok... yok... yok... Bu Öykü böyle bitmez.. Ama bu öykü böyle de devam etmez...

    UMUT YOLLARIMIZ KAPALI

    Eski, yırtık bir elbise içinde gezen bizim halk tabirimizle çul partal içindeki bir avcı, kuru ekmek yemekten diş kalmamış ağzından tükürükler saçarak, etrafındakilere hayali bir av öyküsü anlatarak övünür. "Bir ayıyla karşılaştım, bir seferinde der; kocaman üç metre boyundaydı. Dişleri o kadar uzundu ki karşıdan bakan her birini bir bıçak zanneder. Pençeleri iki adam kellesi kadardı. Karşı karşıya gelince hemen silahımı doğrulttum, ateş ettim. Ayı silahı görünce üzerime saldırmaya başladı. Ben habire tetiği çekiyorum, ama silah bir türlü ateş almıyor. Ayı da tam burnumun dibinde. Baktı ki silahımda iş yok, hemen beni altına aldı, tek pençesiyle havaya kaldırdı ve sonra da ağzını açtı ve yuttu." Dinleyenler, kahkaha içinde, avcıya sorarlar; -"Amma attın ha," derler, "seni yuttuysa, nasıl oluyor da şimdi karşımızda bulunuyorsun, nasıl yaşıyorsun?" Dilenci kılıklı yaşlı avcı, derin bir iç çekerek cevap verir hemen; "Siz buna yaşamak mı diyorsunuz?" Teşbihimizi hoş görün. Erzurum’da yaşamaya çalışan dar ve orta gelirlilerin halini, sizde bir tebessüm uyandırarak, böyle vermeye çalıştık. İşsizlik oranı bir çığ gibi büyüyor her gün. Genç nüfusun yaşlı nüfusa oranı arttıkça, geçinme derdi, hane hane sarıyor Erzurum’u. Özelleştirme furyası çıktı çıkalı, kamu sektöründen iş umudu yok artık. Çalışanlar da işten çıkarılma korkusu içinde. İşe girecek çağa erenler Devlet Memur (DMS) ve İşçi Sınavlarında (DİS) bir türlü istenilen başarıyı elde edemiyorlar. Karayazı Lisesi mezunuyla Galatasaray Lisesini bitirenlerin aynı sınavda değerlendirilmesi anlayışı, Erzurumlu işsizleri heder etmeye devam ediyor. İlin sosyo ekonomik şartlarına göre bir istihdam politikası uygulanması gerekiyor gerekmesine de; bunu kim yapacak, bilen yok. Kahvehaneler lebalep dolu. İşsizlik ayıbının yüzüne vurulmasını istemeyen genç işsizler, günün büyük kısmını buralarda tüketiyor. Onlar tükendikçe Erzurum da tükeniyor elbette. Onlar tükendikçe Erzurum'un geleceği de tükeniyor. Onlar tükendikçe, onları tüketenlerin tuzu kurulaştıkça kurulaşıyor. Bırakın devamlı bir işi, günü birlik de olsa bir çay ocağında, bir kahvehanede, bir lokantada garsonluk yapmak için birbiriyle yarış halinde işsizlerimiz. Günde 2-3 üç milyona 16 saat çalışmaya razı olsalar da, bu işler de ele geçmiyor. Kiminin çocuğu, kiminin nişanlısı, kiminin anne ve babası, ekmek gözlüyor onlardan. Onlarsa işsiz çıktıkları evlerine yine işsiz dönmektense, bin bir kere ölümü diliyorlar, tükenmiş umutlarıyla. Onların umutları tükeniyor, Erzurum'un da geleceği... Kimisi seyyar bir tabla açıp pazarcılığa soyunuyor. Üç beş kuruşla aldığı malı sokak sokak gezerek satmaya uğraşıyor. Aç bi-ilaç akşamı ettiğinde sermayeyi bile kurtaramadığına da, evine ekmek götürümediğine kahroluyor her gün. Talihinin dışında kimseye kızmıyor inanın, biliyor ki pazarladığını alacak dermanı kalmamıştır öbürlerinin de. Geliri yüksek olanın da tabladan mal alacak hali olmadığının farkında. Umudunu tablaya döktüğünü, geleceğini pazara çıkardığını biliyor, bilmesine de; elden bir şey gelmiyor. İşsizlik onu, o da umutlarını tüketiyor, derinden ve sessizce. Halk her zaman kendisini daha da yoksullaştıracak yeni zamların korkusunu çekiyor.. Ona da zaten alışık. "Demişler ya; deve bir pula, demiş ki nedim! demişler ya; deve bin pula, demiş get getir.." Döviz beleş olsa işsize ne, o ekmek peşinde. Ve ekmek atlı, o yaya...

    Kimisi umudunu vakit vakit siyasete, siyasetçiye bağlamaktan mahzun. Oy vermiş, seçmiş; derdine, kendisi gibi olanların derdine çare olur diye beklemiş.. Bekleyiş hala o bekleyiş.. Sonra seçtiklerinin, kaybettiklerinde muhitinde bulunmadığını, büyük şehirlerde yurtlanıp yuvalandığını görünce, "elim kırılsın", demiş demesine de; eli kırılmış, yenine sığmamış. Gönlü kırılmış, umudu kırılmış..

    Bir okurumuz bize misal olacak bir hatıra anlatmıştı, aktaralım dilerseniz. "Günübirlik işlerde çalışıp evini geçindiren bir komşumuz vardı mahallemizde. Zaman zaman işsiz kalır, çoluk çocuğunu mahalleli nafakalandırırdı. Birgün muhtarımızın da delaletiyle bir evin kullanılmayan bodrum katını bakkal haline getirip işletmesini önerdik. Eli dönen herkes sermayesine katkıda bulundu. O da elinde akçe eder neyi varsa sattı, mal aldı, bakkalını açtı. Önceleri, evine bir ekmek dahi götürebilmenin mutluluğuyla görüyorduk onu. Sonraları eli koynunda gezer oldu. Bakkaldaki mal azaldıkça yerine yenisini de koyamıyordu artık. Bir gün bakkalını kapamak durumunda kaldığını anlattı gözyaşı içinde; sebebini sorduk. - "Ağabeyi," dedi, "veresiye veriyordum millete. Onlar da yoksul. Kazanıp ödüyorlardı. Birgün dükkana bir adam geldi, yağdan ekmeğe kadar pek çok şey aldı, parasını verdi gitti. Ardından birkaç defa daha geldi, yüklüce alışveriş etti. Peşin alışveriş ettiğinden yolunu gözlüyordum çoğu kez. En son geldiğinde de doksan milyonluk alışveriş yaptı; üstümde para yok, sonra getiririm dedi, ben de daha evvel ki durumuna itibar ederek seve seve verdim, hatta aldıklarını taksiye kadar da taşıdım. Aradan uzun zaman geçti, adam gelmedi borcunu vermeye. Gel zaman git zaman ben de darlandım, sordum soruşturdum adamın adresini buldum. Bir lüks kahvede oturuyor, oyun oynuyordu. Saygı ve hürmetle yanına yaklaştım, halimi anlattım, borcunu ödemesini istedim. Biraz sinirlenerek bana baktı, sonra da ağzındaki malbora cigarasından bir nefes çekerek, bana döndü; ‘kaç lira alacağın var’ dedi. -Doksan milyon, bey, dedim. Gardaş, dedi, gel sen bana on milyon daha ver, ben de sana ahirette yüz milyon vereyim, cevabını duyunca önce şaşırdım, sonra bana hep kara yüzünü gösteren dünyadansa, ahiretteki alacak daha iyidir, diye cebimi yokladım, ama verecek on milyonum yoktu. Olsaydı, vermez miydim? -Yok, dedim, öyleyse ben ne edim, hesabı öteki tarafta görek, dedi, sonra da çıkıp geldim. Artık dükkanı işletecek ne param ne de malım var, derdimi anladın mı ağabey." Şaşırıp kalmıştım.

     Erzurumlu’nun haliyle çok benzeşiyor bu anekdot. Erzurumlu umut bağladıklarından hesap soramadı bir türlü. Erzurumlu hesap ödemeyi sürdürüyor? Oylarını, veresiye umutlarla alanlar; üstüne üstlük bir de kapıkulu olmasını bekliyorlar onlardan. Nereye kadar???

    Kimbilir!

     

    Vizyon Arayışları -12-

     


     

    DOSİAD YAYINLARI

  • Erzurum İçin Vizyon Arayışları
  • Erzurum Çarşı Pazar
  • Bölgesel Ekonomik Albüm
  • BÜYÜK ATATÜRK DİYOR Kİ:

    "EKONOMİK ÇALIŞMALARI DAYANDIRACAĞIMIZ TEMELLER, ÜLKE GERÇEKLERİNE UYGUN OLACAK. BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE ÇALIŞAN İNSANLARIN DÜŞÜNDÜKLERİNE, SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERİLEREK SAPTANACAK VE YÜRÜTÜLECEKTİR. SANAYİDE DE, TİCARETTE DE BU BÖYLE OLACAK."

     

     BASIN YAYIN

    Gazetelerden özet haberler
    Gazeteler

     ©  2002 DOSİAD  ©