Doğu Anadolu Sanayici Ve İşadamları Derneği

Bu gün:

 

DOSİAD HAKKINDA

  • Ana Sayfa
  • Tanıtım
  • Yönetim
  • Tüzük
  • Üyelik Şartları
  • Komisyonlar
  • Görevler
  • Basın Bültenleri
  • BÖLGE İLLERİ

  • Ağrı
  • Ardahan
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Hakkari
  • Iğdır
  • Kars
  • Malatya
  • Muş
  • Tunceli
  • Van
  • Bayburt
  •  

    www.dosiad.org.tr


    Haberleşme Adresi :
    Çaykara İş Merkezi No:2/208
    Tlf: 0442 - 234 54 59 - 234 99 97
    Faks: 0442 - 233 28 63- 2337263  ERZURUM
     

     

      E-Posta

     

     

     

     

     

    VİZYON ARAYIŞLARI - 1 -

    Yüzölçümü 25.066 kilometre kareyi bulan Erzurum, toprak büyüklüğü bakımından Türkiye’nin dördüncü büyük ili’dir. Peru’nun Cerro de Pasca, Bolivya’nın Potosi La Paz Meksika’nın Meksiko City, Kolombiya’nın Bogota, Ekvator’un Quito, Etopya’nın Adisababa, Yemen’in Sana şehrinden sonra 1960 metre rakımıyla dünyanın en yüksekte kurulmuş 9.ilidir. Bu durum iklim şartlarını olumsuz olarak etkilemektedir. Yıllık en düşük sıcaklık ortalamasının -37 derece olduğu şehrin yıllık ortalama güneşlenme süresi de 7 saatle Türkiye ortalamasının çok altındadır. Karla kaplı gün sayısı 113 gün olarak Türkiye’de Ağrı’dan sonra ikinci il konumunda olan Erzurum; Kars ve Ağrı ilerinden sonra 155 günlük donlu gün sayısı bakımından da ülkenin olumsuz iklim şartlarındaki ilk üç ilinden birisidir. Bu sebeple inşaat ve tarım sezonu oldukça kısa olmakta, ortalama süre 120 güne bile ulaşamamaktadır.

    I.GENEL SOSYO - EKONOMİK DURUM

    515 bin 704’ü il ve ilçe merkezleri, 374 bin 390’ı da bucak ve köylerde olmak üzere toplam 890 bin 94 kişilik nufusa malik olan Erzurum’da kilometrekare başına 34 kişi düşmektedir. Yerleşimin sığlığı; olumsuz iklim şartları ve sürekli göç sebebiyledir. Yıllık nufus artış hızı yüzde 4.10 olan ilde; net göç hızı eksi 113’dür. İl verdiği göç bakımından Gümüşhane, Kastamonu, Siirt, Tunceli, Bayburt illerinden sonra altıncı sırada yer almaktadır. Erzurum’da DİE verilerine göre 1995 ila 2000 yılları arasında göç eden kişi sayısı 142 bin 642’dir. Verdiği göçün il nufusu içindeki oranı yüzde 60’ı geçmektedir.

    Göçlerin sebepleri arasında:

    1.Daha iyi ekonomik şartlara ve hayat standardına kavuşmak,

    2.Olumsuz iklim şartlarından uzaklaşmak,

    3.Tahsil çağındaki çocukların daha iyi eğitim almasını sağlamak,

    4.Tasarrufları değerlendirmek sayılabilir.

    Göçlerin nitelikleri önem ve yükseklik derecelerine göre şöyledir:

    1.İşgücü göçü (kırsal kesimden)

    2.Sermaye göçü (Kent merkezi ve banliyölerden)

    3.Beyin göçü.

    Diğer illere göre ölüm oranı bakımından 17. sırada bulunmaktadır. Hane başına düşen kişi sayısı bakımından ise durum vahimdir: 1 nüfuslu hane sayısı 3 bin 474, oranı yüzde 2.5; 2 nüfuslu hane sayısı 8 bin 903 , oranı yüzde 6.5; 3 nüfuslu hane sayısı 11.357, oranı yüzde 8.4; 4 nüfuslu hane sayısı 17 bin 101, oranı yüzde 12.6; 5 nüfuslu hane sayısı 19 bin 641, oranı yüzde 14.5; 6 nufuslu hane sayısı 19 bin 397, oranı yüzde 14.3; 7 nüfuslu hane sayısı 18 bin 700, oranı yüzde 13.8; 8 nüfuslu hane sayısı 11 bin 699, oranı yüzde 8.6; 9 nüfuslu hane sayısı 8 bin 167, oranı yüzde 6.04; 10 ve daha yukarı nüfuslu hane sayısı 17 bin 53, oranı yüzde 12.6. Toplam 135 binlik hane sayısı dikkate alınıp, hane başına düşen nufus sayısıyla orantılandığında, çalışan bir kişinin geçindirmek zorunda olduğu nufus sayısı 6’yı geçmektedir. Yani Erzurum’da çalışan bir kişi en az 7 kişinin geçiminden sorumludur. İbate ve iaşe açısından ortaya çıkan bu iç karartıcı tablo, şehrin genel ekonomik panoromasını da olumsuz yönde etkilemektedir.

    Yılda en az yedi ay çetin kış şartlarının hakim olduğu il’de, hane başına ısınma gideri aylık 50 dolar civarındadır. Her Erzurumlu hane reisi yılda ortalama 400 dolarlık yakıt gideri ödemektedir. Devletin bu konuda özel bir yaklaşımının bulunmaması yüzünden, olumsuz ibate şartları ölümcül pek çok hastalığın yaygınlaşmasına yol açmakta; yeterli ısınma şartlarına sahip olamayan halk hastanelere taşınmaktadır. Eğitim, sağlık ve ticaret alanlarında da kronik bir hal alan olumsuzluk söz konusudur.

    Eğitimde; ilköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 46, liselerde 43’dür. Kamuya ait 20, özel sektöre ait 3 olmak üzere toplam 23 sağlık kurumunun bulunduğu ilde; hekim başına düşen hasta sayısı bin 496’dır. Toplam 16 bölgelik bir kategoride mütalaa edilen sağlık hizmetleri bakımından Erzurum, 15. kategoride yer almaktadır. Şehrin bütün ekonomik girdileri, kamu kuruluşları vasıtasıyla sağlamaktadır. İl’deki ticaret hayatını Atatürk Üniversitesi başta olmak üzere askeri kuruluşlar, kamuya ait bölge ve il müdürlükleri çalışanları ve öğrenciler yönlendirmektedir. Ekonomik hayat memur ve işçi maaşlarına endeksli bir durum arz etmektedir.

    İmalat ve sanayi sektörünün hemen hiç olmadığı, ancak çok az sayıda KOBİ sınıfından işletmelerin bulunduğu Erzurum Ticaret Sektörü’nün, Türkiye ticaret sektörü katma değeri içindeki payı yüzde 0.56’dır. Esnafın büyük çoğunluğu küçük çaplı işletmelerden nafakalanmaktadır.

    Pazarladıkları mallar ise üretimi şehir dışında yapılan tüketim maddeleridir. Bir tarım şehri sayılmasına rağmen hayvansal gıdalar dahi il dışından gelmektedir. Tarım ve ticaret sektörü dışında, hane başına düşen işsiz sayısı 3’e ulaşmaktadır. Tarım alanında imalata yönelik yatırımlar bulunmadığından bu sektör içinde yer alan nufus içinde işsizlik oranı aynı yüksekliktedir. Özellikle son 20 yıllık süreçte şehrin sosyo ekonomik açıdan sürekli bir geriliğe itilmiş olması; şehir ekonomisinin özellikle kamu yatırımları bakımından canlandırılıp yönlendirilmemesi; halkın inanç, düşünce ve teşebbüs gibi sosyal dinamiklerinin değerlendirilmemesi ve dışlanması sebebiyle, kırsal kesimde toprağa bağlılık azalmış, kent yerleşim alanlarında da halkın yaşama azmi, direnci ve sevinci kalmamıştır.

    Böylelikle Erzurum’a umumi bir karamsarlık, yarından ümitsizlik ve bezginlik hakim olmuş; bu da beraberinde Türkiye ortalamasının çok üstünde yer alan göç olgusunu körüklemiştir. Göç eden kesim’in büyük çoğunluğunu; olumsuz iklim ve sosyal şartlardan, daha iyi hayat şartlarını tercih eden yüksek gelirli kesim oluşturmaktadır.

    Bu durum da beraberinde sermaye ve beyin göçünün artışına yol açmaktadır. Göç fenomeninin etkilediği ikinci büyük gurup, tarım kesimidir. Tarımsal sanayinin kamu destekli olarak kurulmaması, devlet teşviki görmemesi, bundan 20, 30 yıl öncesine kadar il ekonomisinde en büyük girdi payını oluşturan besiciliğin yok edilmesi yüzünden kırsal alanda dikkate değer bir kaçış gözlenmektedir.

    Bu sebeple il’deki ekilip dikilebilir tarım arazilerinin önemli bir kısmı atıl haldedir. Şehrin sosyo ekonomik durumunu sektörel bazlarla ifade etmeden önce, devletin şehir ekonomisine bakışına ve katkısına da değinmek istiyoruz. ABD’nin Colorado, Alaska eyaletleri ve İskandinav ülkelerine benzer iklim şartlarının hakim olduğu Erzurum devletçe, diğer illere göre özel bir kategori içinde değerlendirilmemiştir. Göç olgusunun durması yolunda olumlu hiç bir adım atılmamış, bir memur sürgün yeri olarak gösterilen şehirde, kamu çalışanlarının sürekli ikameti için özel destek ve pirimler verilmemiş; yukarıda miktarını arzettiğim yakacak giderlerine nazaran şehrin iklim şartları göz önüne alınarak özel yakacak yardımına bile gidilmemiştir. Olumsuz eğitim şartlarında yetişen lise ve yüksek öğrenim mezunları, Türkiye’de daha iyi şartlarda eğitim alan illerin gençleriyle bir tutulmuş, iş sınavlarında Erzurum’da eğitim almış kesim mağdur edilmiştir.

    Mesela Karayazı Lisesini bitiren bir gençle Galatasaray lisesinden mezun olan genç aynı kategoride tutulmuştur. Bu üniversitenin mezunları açısından da aynilik göstermektedir. Zaten yegane iş kapısının kamu olduğu il halkı böylelikle kronikleşen bir fakirliğin kucağına itilmiştir. İşin daha vahimi Üniversite Yerleştirme Sınavlarındaki manzarada gözlenmektedir. Yılın büyük çoğunluğunu temel derslerde öğretmensiz geçiren ve en az elli kişilik sınıflarda eğitim gören; sınavlara fakirlik sebebiyle özel ders ve kitaplarla hazırlanamayan il gençleri, girdikleri sınavda kolej mezunlarıyla bir tutulmakta, bunun sonucu olarak ortaya çıkan eğitimsizlik de, il’deki yetişmiş insan kaynağının azalmasına sebep olmaktadır. Erzurum’un yegane kalkınma yolu, genel kalkınma projeleriyle değil, bölgesel kalkınma projeleriyle mümkün görünmesine rağmen, Türkiye Ekonomisi’ne yön verenler bu kalkınmaya klavuzluk edecek mevzi plan ve projeler üretmemiş; il çapında üretilmiş Doğu Anadolu Kalkınma Projesine de destek sağlamamış ve itibar etmemişlerdir. Gerek kredilendirme ve gerekse de vergi salımında Erzurum halkıyla İzmir, Antalya, Aydın gibi kalkınmış iller birlikte değerlendirilmiştir. Kişi başına düşen gelirin bin dolar civarında olduğu, GSMH bakımından Türkiye genelinde 64. il konumuna düşen Erzurum’da, insanları kente ve toprağa bağlayacak hiçbir teşebbüs kamu tarafından desteklenmemiş ve bunu sağlayacak projelerin üretimine gidilmemiştir.

    Tarihi süreç içinde, Anadolu’nun en büyük illerinden biri olan, Anadolu’da kurulmuş bütün medeniyetlerde merkezi konumu bulunanan; Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul ve İzmir’den sonra ticaret hacmi en büyük üçüncü il olan ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde 1980’li yıllara kadar ülkenin sosyo ekonomik açıdan en canlı ve önemli ili durumunda yer alan Erzurum; bugün gelişmişlik ve kalkınma açısından Ülkenin son sıralarda yer alan illerinden biridir. Ticaret durmuş, tarım sektörü yok olmuş, sanayi ve imalat sektörü ise ortadan kaldırılmıştır. 80’li yıllardan sonra serbest piyasa ekonomisine alt yapısı hazır olmadan giren il’de zaten çok az olan teşebbüs gücü doğmadan öldürülmüştür.

    Kamu çalışanlarından nafakalanan il ekonomisi özelleştirmenin, il şartları gözönünde bulundurulmadan gerçekleştilmesi sebebiyle, durgunluğun ötesinde bitme aşamasına getirilmiştir. Özelleştirme sebebiyle il’de kapanan her kamu kuruluşu, yahut ilden tasarruf sebebiyle taşınan her devlet müessesesi, peşi sıra genel bir yoksulluğa sebep olmaktadır.

    Kamu yatırımı harcamaları ve kişi başına düşen harcamalara göre Erzurum Türkiye sıralamasında; Kars, Siirt, Gümüşhane, Tunceli, Mardin gibi illerin de gerisinde, 56. il durumundadır. İl kişi başına düşen Kamu yatırım harcamalarında Türkiye genelinin çok altında yer almakta; aldığı pay binde 7’den daha da gerilere gitmektedir. Erzurum GSYİH değeri bakımından Türkiye sıralamasında 1979’da 24. sıradayken, 1994’de 58., bugün de 64. il sırasına inmiştir. DPT’nin nufus, istihdam, sağlık, eğitim gibi 50’yi aşkın değişkeni dikkate alınarak anabileşkenler yöntemi yoluyla yaptığı bir çalışmada, kişi başına refah payında Erzurum 57. sırada yer almıştır. TOBB’un 1997 yılında yaptığı Erzurum İli Gelişme Stratejisi başlıklı araştırmaya göre ; Prof.Dr.J.Friedman’ın Entegre Sosyo Ekonomik Modeli açısından Erzurum’da: üstyapı Faktörleri ve kaynakları olan Üretim, Tüketim, Bölüşüm ve Dağıtım Altyapısının Varlığı yeterli; Üretim Faaliyetlerinin Yeni Kaynak Yaratması ise yetersizdir. Altyapı Faktör ve kaynakları açısından ise Doğal Altyapı ve Beşeri Sermaye kısmen yeterli; Maddi ve kurumsal altyapı ise yetersiz durumadır.

    Prof.Dong Sung Cho’nun kategorize ettiği Gelişmede 9 Faktör Modeli açısından bakıldığında Erzurum’da Fiziki Faktörler bakımından Doğal Kaynakların Kullanılabilir Olması yeterli; İş Üretim İkliminin Yaratılması, Destekleyici Sanayi Kollarıyla İç Talebin Varlığı kısmen yeterlidir. İnsan Gücü Kaynakları bakımından ise Erzurum’da; Nitelikli, Niteliksiz İşgücü yeterli, Kurumsal Altyapı yetersiz, Beşeri Sermaye kısmen yeterli, Politikacı ve Teknokratlar yetersiz, Öngörülmeyen özel faktörler açısından fazla bir durum arz etmektedir. Aynı araştırmaya göre, Erzurum ilinde Uygulanabilir Gelişme Stratejileri olarak Büyüme Esaslı Gelişme Stratejisi, Bölgesel Yapılaşmanın İstikrarına Dayalı Gelişme Stratejisi, Bölgelerarası Dengeye Dayalı Gelişme Stratejisi ve Entegre Gelişme Stratejileri arasından Büyüme Esaslı Gelişme Stratejisinin tercih edildiği tespit edilmiştir.

    Ticaret merkezi olmaya dönük sınır ticaretinin çalıştırılması; büyüme kutupları yoluyla yığılma ekonomisi ve bölgesel ihracat merkezlerinin yaratılması; kamu yatırımlarının sabit fiyatlar cinsinden yürütülmesi; turizmde geri bağlantısı yüksek girdi oluşturan kilit sanayilerin yaratılması; kurumsal altyapının oluşturulmasıyla bölgesel gelişme dinamiğinin yaratılması için cazibe teşvikleri uygulaması ve sınır ticareti için ulaşım şebekesinin yenilenmesini öngören Büyüme Esaslı Gelişme Stratejisi’nin de gerekli olan araçların oluşturulamaması sebebiyle uygulanabilirliğinin kalmadığını ortaya konmuştur.

    Erzurum’daki ekonomik faaliyetlere göre birinci sırayı kamu harcamaları almaktadır. Üretken sektörlere göre ayırım yapıldığında sıralama şöyledir: Tarım yüzde 23, Ticaret yüzde 18, Ulaştırma yüzde 13. "Sektörlerin payı küçük oynamalar dışında değişmediği gibi, sıralamada on yıllık bir orta vadeli dönemde de aynı kalması, Erzurum’un tarım ve hayvancılığı korumacı politikaların dışında bırakılmış tarım ve hayvancılık ürünü ithalatından çok etkilendiğini ve bunun sonucu katma değerini geliştirmeyip verimsiz çizgisini sürdürdüğünü göstermektedir.

    Aynı biçimde ithal ikameci dönemde yanlış gelişmiş olan imalat sanayininin de iç pazar ve ihracat imkanlarını yitirdiği anlaşılmaktadır. Bu uzantıda sanayinin payı gittikçe azalmaktadır." (TOBB Araştırması) Erzurum ile Türkiye arasındaki ortalama kişi başına gelirin standart sapması büyümektedir. Bu da 1980 sonrası izlenen dışa açık ekonomi politikaları döneminde Türkiye’nin yeknesak olarak gelişmesi, korumanın kaldırılması, bölgelerarası dengenin tesisi yolunda Bölgesel Kalkınma Politikaları’nın izlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca Erzurum’un sosyo ekonomik bakımdan gelişme trendine girebilmesi için gerekli olan sermayenin ithali için, tanıtım ve lobiliciliğinin yapılabilmesi özel bir kaynak gerektirmektedir. Bunun da özel sektör eliyle yapılması imkansızdır.

    Devletin bu yolda bir kaynak aktarımına gitmemiş olması yüzünden, tanıtım faaliyetleri hemen hiç yok gibidir. Biz konunun daha iyi değerlendirilmesi için, Tarım, İmalat ve Küçük Sanayi ile Hizmet Sektörleri bakımından ilin durumunu irdelemeyi uygun görüyoruz.   

     

    Vizyon Arayışları - 2 -

     


     

    DOSİAD YAYINLARI

  • Erzurum İçin Vizyon Arayışları
  • Erzurum Çarşı Pazar
  • Bölgesel Ekonomik Albüm
  • BÜYÜK ATATÜRK DİYOR Kİ:

    "EKONOMİK ÇALIŞMALARI DAYANDIRACAĞIMIZ TEMELLER, ÜLKE GERÇEKLERİNE UYGUN OLACAK. BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN VE ÇALIŞAN İNSANLARIN DÜŞÜNDÜKLERİNE, SÖYLEDİKLERİNE KULAK VERİLEREK SAPTANACAK VE YÜRÜTÜLECEKTİR. SANAYİDE DE, TİCARETTE DE BU BÖYLE OLACAK."

     

     BASIN YAYIN

    Gazetelerden özet haberler
    Gazeteler

     ©  2002 DOSİAD  ©