İran ve Kafkasya'dan gelen
yolların Akdeniz ve Karadeniz
ile Batı'ya ulaşmak için
çatallandığı bir kavşakta
bulunan Erzurum, coğrafi açıdan
jeopolitik bir öneme sahiptir.
Sahip olduğu bu iki özelliği
(yani hem askeri hem de ticari
açıdan önemli bir rol üstlenmiş
olması) nedeniyle klasik
ifadeyle "Zülcenaheyn (iki
kanatlı)" olarak da
adlandırılır.
Kanuni Sultan Süleyman'ın
1534'de İran seferi sırasında
Osmanlı yönetimine geçen
Erzurum, önce sancak ve daha
sonra beylerbeyliği haline
getirilmesi ile önemi bir kat
daha artmış, Osmanlının doğu
merkezi olmuştur. Ticaret
yönünden üstlendiği rol
açısından Erzurum ili İstanbul
ve İzmir'den sonra Osmanlı'nın
en önemli gümrük merkezi
olmuştur. Osmanlıİran ve
OsmanlıGürcistan savaşlarında
"kışlık" ve "merkez" olma
fonksiyonlarını yürütmüştür.
Özetle Osmanlı yönetiminde
Erzurum, Karadeniz ve
Anadolu'dan doğuya, İran'a giden
yol üzerinde önemli bir merkez,
askeri donatım ve hareket üssü
olmuştur. Daha sonra, 1865'de
Vilayetler Kanununun yürürlüğe
girmesi ile Erzurum vilayet
olarak teşkil etmiştir.
Cumhuriyet ile birlikte 491
sayılı 20 Nisan 1924 tarihli
yasanın 89. maddesine göre
yeniden düzenlenen idari
teşkilat ile Erzurum Vilayeti
kurulmuştur.
Kendi adını taşıyan ovanın güney
kenarı ile Palandöken dağının
eteklerinde kurulmuş bir
kenttir. Şehri çevreleyen Karga
Pazarı, Palandöken ve Bingöl
Dağları tarih boyunca yaylak
hayatının vazgeçilmez parçaları
olup, hayvancılığa tarih boyunca
olumlu bir yapı oluşturmada
katkıda bulunan coğrafi
unsurlardır. Kuruluşu çok eski
çağlara inen Erzurum'un tarih
boyunca gelişmesi ya da
sönükleşmesinde ticaret ve aynı
zamanda askerlik bakımından
önemli yollara hakim bir
kalekent oluşu büyük rol
oynamıştır.
Şehrin tarih boyunca önemli bir
hayvancılık merkezi olduğu, İbn
elEsir'in 1230'larda sadece
Tebriz'e 20 000 civarında koyun
gönderildiğine ilişkin
ifadesinden anlaşılmaktadır.
Benzer şekilde Marco Polo da
Erzurum'dan bahsederken,
hayvancılığa uygun, geniş
otlakların varlığından
bahsetmiştir. Ayrıca ateşli
silahların olmadığı dönemlerde
çok büyük ve güvenli bir kaleye
sahip olmasıyla da ticari
hayatın ilde canlı olmasını
sağlayan öge olarak görülmüştür.
Askeri açıdan güvenlik ve bunun
getirdiği ticari canlılık, o
dönemlerde Erzurum'un imar
açısından da güzel olmasını
besleyen faktörler olmuştur .
XVII. yüzyılın ortalarında
Erzurum'da bulunan Evliya
Çelebi, şehir esnafının saraç,
ipekçi, kuyumculuk, terzilik
gibi sanatlarla meşgul
olduklarını belirtmiş ve şehirde
doğulu ve batılı tüccarların
bulunduklarına işaret etmiştir.
XIX. yüzyılın başlarında
İran'dan Trabzon'a ve Halep'e
uzanan yolların kavşağında 130
000 nüfuslu, çok hareketli ve
zengin bir ticaret ve sanayi
(dericilik, kürkçülük,
dokumacılık, hayvan ürünleri)
merkezi konumundaydı. Bu
yüzyılda Erzurum hakkında bilgi
sahibi olunacak seyyahlardan V.
Cuinet, Erzurum nüfusunun 380
906 olduğunu, şehirde 110
medrese, 1 askeri okul ve 62
ilkokulun bulunduğunu ifade
etmiştir. Yine Ahmet Hamdi
Tanpınarlar'ın Beş Şehir adlı
kitabında 1855'de yüzbinden
fazla nüfuslu bir şehir olan
Erzurum'un iktisadi gelişmesi
transit yol üzerinde
bulunmasından kaynaklanan
avantajı ile açıklanmıştır.
Benzer şekilde bir Fransız yazar
olan Ctede Chole, 1892'deki
Erzurum'un ticari durumunu şöyle
anlatmıştır: "Karşılaştıkları
bütün güçlüklere rağmen
Erzurum'da sayısız tüccarlar
muhtelif iktisadi faaliyet
kollarında başarı kazanırlar. Bu
ise şehirde geçim şartlarını
düzenler. Fakat bölgenin hakiki
zenginliği her yıl önemli
miktarlarda yapılan koyun
ticaretidir. Bölge insanı
tarafından yetiştirilen
koyunlar, ilde yerleşik bulunan
toptancılara satılmakta ve onlar
da Trabzon, Halep ve Yafa'ya
sevk etmekte, buralardan da
Mısır ve Avrupa'ya
gönderilmektedir."
Bütün bu bilgiler, ilin temel
geçim kaynağının olumlu coğrafi
yapının da desteklediği
hayvancılık ile doğubatı ve
kuzeygüney yol kavşağında
olmasından kaynaklanan ticaret
olduğunu göstermektedir.
1828 Rus işgali (şehir nüfusu 15
000'e düşmüştür), 1859 depremi,
18771878 OsmanlıRus savaşı (93
Harbi), I. Dünya Savaşı ve
Ermeni ayaklanmaları ile nüfus
kaybına ve imar açısından
tahribata uğrayan şehir, eski
canlılığını kaybetmiştir. Daha
sonra Cumhuriyet dönemiyle
canlanma sürecine girmiş ve 1927
nüfus sayımında şehrin nüfusu 31
000 olarak belirlenmiştir.
Geçmişte özellikle Selçuklu
medreseleri (Yakutiye 1310,
Ahmediye 1332, Çifte Minareli
veya Hatuniye Medresesi 1271)
ile sahip olduğu kültür ve
eğitim merkezi olma rolüne sahip
olan Erzurum, şimdilerde
Türkiye'nin en köklü
üniversitelerinden biri olan
Atatürk Üniversitesi ile bu
görevini devam ettirmektedir.
İlin Mevcut Ekonomik Durumu
Mevcut ekonomik durum, üç sektör
(tarım, sanayi ve hizmetler)
çerçevesinde ele alınmaktadır.
a) Tarım Sektörü
Tarım sektörü bitkisel üretim,
hayvancılık, su ürünleri ve
ormancılık olmak üzere dört ana
başlık altında ele alınır.
Toplam 25 066 km2 yüzölçümüne
sahip il arazisinin %56.2'si
dik, %23.8'i orta eğimli,
%14.1'i sarp, %5.9'u düz bir
konuma sahiptir. Mevcut arazinin
kullanım durumunu göteren
bilgiler aşağıdaki tabloda
verilmiştir.
Tarımsal amaçlı kullanılabilir
arazinin toplam arazi
içerisindeki payı %15.17'dir.
Ancak bu alanın da tamamı bölge
çiftçileri tarafından
kullanılamamaktadır. 1977
yılında bu alanın %73.2'si
tarımsal üretim amacıyla
kullanılmıştır. Kullanılan bu
alanın da %38'i sulu, %62'si ise
kuru tarım arazisidir.
Arazinin kullanım biçimi,
coğrafi şartlar ve iklim
koşulları dikkate alındığında,
ilde seracılıktan genel tarla
ziraatına, meyvecilikten
sebzeciliğe ve su ürünlerinden
hayvancılığa, tarımın hemen
hemen tüm alanlarında
faaliyetler yürütülebilmektedir.
Erzurum'da üretilen tarla
ürünlerinin verimlilikleri
açısından yapılan sıralamada
tahıl, yağlı tohumlar ve yumru
bitkilerde Türkiye ortalamasının
altında; buna karşılık
endüstriyel bitkiler ve yem
bitkilerinde ise Türkiye
ortalamasının üzerinde bir çıktı
elde edildiği gözlenmektedir.
Sebze ve meyve üretimi açısından
da aile ekonomisi çerçevesinde
üretim yapılmakta olup,
verimliliğin oldukça düşük
olduğu görülmektedir.
Hayvancılık sektörü açısından
oldukça uygun altyapı mevcuttur.
2,5 milyon hektar yüzölçüme
sahip Erzurum arazisinin %67'ü
çayır ve mer'alarla kaplıdır. Bu
özelliği ile Erzurum Türkiye'de
birinici sırada yer almaktadır.
1994 verilerine göre ildeki 540
bin baş sığır mevcudu, Türkiye
toplam sığır varlığının %4.5'ini
oluşturmaktadır ve iller bazında
sığır sayısı açısından birinci
sırada yer almaktadır. 1,5
milyon koyun mevcuduyla da
Konya, Van ve Ş.Urfa illerinden
sonra (%4.1'lik payıyla)
dördüncü sırada yer almaktadır.
Ancak hayvancılık potansiyeli
açısından il oldukça verimli
olmasına rağmen, bugüne kadar bu
alanda beklenen gelişme
olmamıştır. Fakat son yıllarda
ithalatın yasaklanmasıyla
birlikte sektörde olumlu
gelişmeler yaşanmaktadır.
İthalatla birlikte adeta
hayvancılığı terketmeye başlayan
üretici, son yıllarda
faaliyetlerini canlandırmaya
başlamıştır. Bunu en önemli
göstergesi, yöre insanının
kooperatifleşmeye karşı olmusuz
tavrı olmasına rağmen, 1997
yılında 2 adet damızlık
sığırcılık kooperatifi kurulmuş,
1998 yılında da 9 adet aynı
amaçlı kooperatif kuruluş
aşamasına gelmiştir.
Hayvancılığın gelişmekte
olduğunun bir diğer önemli
göstergesi de, ırk ıslahı
çalışmalarında yaşanan olumlu
gelişmelerdir. 1990 yılında
melez sığır sayısı 86 940'iken,
1997 yılında bu sayı 135 339'a
ulaşmıştır. Benzer biçimde genel
olarak hayvan sayısındaki
azalışa karşılık, et üretimi
1990'da 13 854 ton iken, bu
rakam 1997'de 18 596'ya
çıkmıştır. Bu da birim hayvandan
elde edilen verimin arttığını
gösterir ki, istenen de budur.
Su ürünleri kapsamında yöre
açısından uygun üretim, kültür
balıkçılığı alanındadır. Suni
yemleme ve dölleme kullanılarak
havuzlarda, kafeslerde,
kanallarda insan eliyle yapılan
kültür balıkçılığı; ucuz
istihdam, toprak değerlendirme,
yem değerlendirme ve gelir
yoluyla tarımın en avantajlı
dallarındandır. 1997 yılı
verilerine göre 30 işletmede
yılda 120 ton dolaylarında balık
üretilmektedir.
Tarımın diğer faaliyet
alanlarınndan birisi olan
arıcılık ise gereken ilgiye
ulaşamamış ve buna bağlı olarak
gelişme gösterememiştir.
Arıcılığı desteklemek amacıyla
Tarım İl Müdürlüğü tarafından
hazırlanan Ana Arı Üretimi
Projesi gelişerek devam
etmektedir. 1997 yılında 89 olan
ana arı üretimi 1998'de 170'e
ulaşmış bulunmaktadır.
Orman Bölge Müdürlüğünün görev
alanı içerisinde Erzurum, Ağrı,
Erzincan, Ardahan, Iğdır ve Kars
illeri yer almaktadır. Coğrafi
konum açısından Erzurum ili de
orman varlığı yönünden fazla
zengin değildir. Türkiye
arazilerinin %25'i orman arazisi
konumunda iken, bu oran
Erzurum'da ancak %8'e tekabül
etmektedir.
b) Sanayi
Erzurum'da sanayileşme çabaları
günümüze kadar olan dönemde
istenen gelişmeyi gösterememiş,
il hem kamu hem de özel sektör
açısından uygun bir sanayi
merkezi konumuna gelememiştir.
19791986 döneminde sanayinin alt
sektörü olan enerji sektörü,
ilin GSYİH'sı içinde %0.98'lik
bir paya sahip iken, madencilik
sektörünün payı %1.45, imalat
sanayinin payı da %24 olarak
gerçekleşmiştir. İmalat
sanayiinin payında yıllar
itibariyle dalgalanmalar
olmasına rağmen, giderek arttığı
görülmektedir. Ancak il imalat
sanayinin katma değerinin
Türkiye imalat sanayi katma
değeri içindeki payı giderek
azalmaktadır.
İlde faaliyet gösteren imalat
sanayi işletmelerinden %79'u
tarıma dayalı sanayi
işletmeleridir. Bu açıdan imalat
sanayi tüketim malları üreten
bir sanayi konumundadır. Genel
olarak sanayi sektörü
madencilik, enerji ve imalat
olmak üzere üç alt başlık
altında incelenir. Madencilik
açısından Doğu Anadolu Bölgesi
ve Erzurum ili oldukça zengin
maden kaynaklarına (krom,
mangenez, bakır, alçı taşı,
diyatomit, kaya tuzu, mermer,
manyezit, perlit, pomza, linyit,
tuğlakremit hammaddesine)
sahiptir. İlde önemli ölçüde
üretimi yapılan madenler ise
linyit, krom ve tuzdur.
Elektrik, gaz ve su
sektörlerinden oluşan enerji
sektöründe il bazında gaz
üretimi söz konusu değildir. İl,
elektrik enerjisi ihtiyacını
ikincil enerji olarak nitelenen
enterkonnekte sistemden
almaktadır. Mevcut enerjinin
karşılandığı yerelere göre
dağılımı şu şekildedir: Tortum,
Keban, Arpaçayı, Erzincan ve
Rusya. İlin mevcut enerji
tüketiminin %5060'ını karşılayan
Tortum Hidro Elektrik
Santralinin 26.2 Mw'lık kurulu
gücünden yılda teorik olarak 220
milyon Kwh elektrik enerjisi
üretmek mümkünken, üretimin
ancak 125150 milyon Kwh olarak
gerçekleşmesi, ilin enerji
açısından kendi kendine yeterli
olmasına engel teşkil
etmektedir.
Doğu Anadolu Bölgesinde ve
özellikle Erzurum'da bulunan en
fazla enerji kaynağı da
linyittir. Bu açıdan en fazla
rezerv bulunan belde 59 milyon
ton ile HorasınAliçeyrek ve 33.7
milyon ton ile HınısZımak'tır.
Genel ekonomide olduğu gibi
Erzurum ilinin de ekonomik yapı
ve işleyişinde önemli bir unsur
olan bankacılık sektörünün
faaliyetlerine bakarak da il
ekonomisi hakkında bilgi sahibi
olmak mümkündür. Bu çerçevede,
1996 tarihli verilere göre,
Türkiye'de toplam mevduatların
%76.5'i kredi olarak verilirken,
Erzurum'da bu oran yaklaşık
olarak %54'tür. Diğer bir
ifadeyle Türkiye geneli için
mevduatların krediye
dönüştürülme oranı, Erzurum'a
göre daha yüksektir. Türkiye
için kişi başına krediler
6.997.000 TL iken, Erzurum ili
için 1.025.000 TL'dir. Bu
miktar, ülke ortalamasının
%14.6'sıdır. Türkiye genelinde
iller sıralamasına göre Erzurum,
hem mevduatlar açısından hem de
krediler açısından 76 il
içerisinde 58. sırada yer
almaktadır. Erzurum ili
merkezinde bankacılık hizmetleri
sunan 20'den fazla banka şubesi
bulunmaktadır. Ayrıca son
zamanlarda ilde döviz alımsatımı
ile uğraşan döviz bürolarının
sayısında önemli bir artış
gözlenmektedir.
SANAYİ ve TİCARET
Erzurum, imalat sanayiinin az
geliştiği illerden biridir.
1998’da il gayri safi hasılası
içinde imalat sanayiinin payı %
7.7 idi. 1990 verilerine göre,
il faal nüfusunun % 3.2’sini
oluşturan 11.268 kişi, imalat
sanayiinde çalışmaktaydı. Aynı
yılda il gayri safi hasılası
içinde imalat sanayiinin payı %
7.7 idi.
Erzurum’da imalat sanayiinde
çalışanların en çok yoğunlaştığı
dal, büyük işletmelerin de
yoğunlaştığı gıda sanayiidir.
Nitekim en az 5 kişi çalıştıran
sanayi tesisleri baz alındığında
2001 yılı sonu itibariyle ilde
110 sanayi kuruluşunun bulunduğu
ve bunun 18’inin gıda sanayiine
ait olduğu görülmektedir. Kalan
102 sanayi işyeri arasında yem ,
lastik, kimya, pişmiş kilçimento
gereçleri ve demir dışı metal
sanayiine ait tesisler
çoğunluktadır.
İldeki başlıca büyük sanayi
kuruluşları, Aşkale Çimento
Fabrikası, et kombinaları, yem
fabrikaları, süt fabrikası, un
fabrikaları ve bütangaz dolum
tesisleri ile yapağı, sucuk,
pastırma, peynir, kalorifer
kazanı, boya, çivi, poşet,
helva, reçel ve şekerleme imal
edilen tesisler vardır.
İlçelerdeki sanayi kuruluşları
ise Ilıca’daki şeker, deri
işleme ve bitkisel yağ
fabrikaları, Aşkale’deki çimento
fabrikası, İspir’deki ayakkabı
fabrikası ve Pasinler’deki tuğla
kiremit fabrikasıyla kaynak
tuzlalarıdır. Oltu taşı
işyetmeciliği ve ev dokumacılığı
gibi geleneksel el sanatlarının
yanı sıra küçük sanayi de
gelişmiştir. Tarım araçları ve
çeşitli ev gereçleri üreten, oto
onarım ve bakımıyla uğraşan,
döküm ve torna işleri yapan
işyerleri, mobilya ve doğrama
atölyeleri yaygındır.
Erzurum’da 2 adet küçük sanayi
sitesi faaliyettedir. Bunlardan
şehrin kuzeyindeki sanayi
sitesinde 722 işyeri vardır. Söz
konusu sitenin yeterli olmaması
üzerine Ilıca yolu üzerinde
ikinci bir sanayi sitesinin
yapımına başlanmıştır. 127
işyerinden oluşacak Metal İşleri
Küçük Sanayi Sitesi’nde halen 48
işyeri tamamlanmak üzeredir.
Oltu ilçe merkezinde 150
işyerinden oluşacak Küçük Sanayi
Sitesi’nin yapımı ise bitmek
üzeredir. Erzurum il
merkezindeki Organize Sanayi
Bölgesi 1.150 dönümlük bir alana
kurulmuştur. 1975 yılında
faaliyete geçen bölgede 78
parsel bulunmaktadır. Bölgede 45
tesis üretim yapmaktadır.
İl sanayisinin en önemli
sorunlarının başında, başlandığı
halde tamamlanamayan ve kapalı
bulunan sanayi tesisleri
gelmektedir. Bunların en
önemlileri İspir’deki Altay
İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.,
Tortum’da Oskar İnşaat Sanayi
Ticaret A.Ş., Dumlu’da Türkiye
Yapağı Tiftik A.Ş., Pasinler’de
Ervizyon A.Ş., Erzurum Holding,
Doğu Un İrmik Enstitüsü A.Ş. ve
Erzurum İmar Sanayi A.Ş.’dir.
Erzurum’da sanayileşmenin geri
bir düzeyde bulunmasına
karşılık, ticaret hem geçmişte,
hem de günümüzde oldukça
gelişmiştir. 1996’da il gayri
safi hasılası içinde ticaretin %
19.5 paya sahip olduğu
Erzurum’da 1990’da faal nüfusun
% 4.1’ini oluşturan 14.514 kişi,
ticaretle uğraşmakta idi. İlde
hayvansal ve tarımsal ürünler
ticaretin ana unsurunu
oluşturmaktadır. İlin önemli bir
transit yol kavşağında
bulunması, doğubatı ve kuzey ile
güney bölgelerini birbirine
bağlayan bir konumda bulunması
nedeniyle Erzurum oldukça geniş
bir hinterlanda sahiptir. İl
dışına satılan ve gelir sağlanan
ticaret malları içinde en büyük
oranı canlı hayvan, yün, ham
deri, et, sucuk, lor, peynir,
tereyağı, margarin, boya ve çivi
gibi ürünler teşkil etmektedir.
Şeker ve şekerli mamüller ikinci
sırada yer almaktadır. Ayrıca
Erzurum’da çimento ve ispirto da
yöre dışına pazarlanmaktadır.
Erzurum il merkezinde faaliyette
bulunan sebze ve meyve haline
Mersin, Antalya, Hatay,
Diyarbakır, İzmir, Gaziantep,
Adana, Elazığ, Adıyaman, Samsun,
Urfa, Amasya, Tokat, Bursa,
Trabzon, Erzincan ve Rize gibi
illerden sürekli sebze ve meyve
ürünleri gelmektedir.
Özellikle kış aylarında donma,
ambalaj, depolama ve
nakliyatından dolayı aşırı fiyat
artışları olmaktadır.
1989 yılında komşu il bazında
sınır ticareti kapsamına alınan
Erzurum’da, 1992 yılı itibariyle
995 kişiye Sınır Ticareti kartı
verilmiştir. 1992 yılında İran’a
sınır ticareti kapsamında
ihracat yapılmamış, buna
karşılık 386.086 dolarlık
ithalat yapılmıştır. Aynı yıl
Bağımsız Devletler Topluluğu’na
310.204 dolarlık ihracat,
445.438 dolarlık ithalat
gerçekleştirilmiştir.
Erzurum Ticaret ve Sanayi
Odasına kayıtlı 322 Anonim
Şirket, 1396 Limited Şirket, 4
Adi Komandit Şirket, 1094
Kooperatif, 3456 Hakiki Şahıs,
122 Kollektif Şirket, 10 Resmi
Kurum, 3 Vakıf, 55 Banka Şubesi,
1 Adi Ortaklık kayıtlıdır.
Toplam üye sayısı 6.466’dır.
ERZURUM’DA TURİZM
Doğu Anadolu Bölgesinin
Kuzeydoğu kesiminde yer alan
ilimiz, 25066 Km2’lik alanıyla
bölgenin en büyük ilidir
(Kapladığı alan itibariyle).
Çoruh, Fırat ve Aras
havzalarının başlangıç
noktasında yer alan il, kuzeyde
Rize ve Artvin; batıda Bayburt
ve Erzincan; güneyde Bingöl ve
Muş; doğuda Kars ve Ağrı;
kuzeydoğuda Ardahan ve
kuzeybatıda Trabzon ile
komşudur.
İlimizin tarihî İpek Yolu
üzerinde olması, tarih boyu
önemli bir yerleşim alanı ve
ticaret merkezi olmasını
sağlamıştır. Bu sebeple birçok
tarihî ve kültürel değerleri
içinde barındırır. Erzurum’da
tarih öncesi devirlerden
günümüze kadar birçok kültür ve
medeniyete ait kalıntılar ile
özellikle Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerine ait tarihî eserler
mevcuttur.
Erzurum Palandöken Kış Sporları
ve Turizm Merkezindeki konaklama
tesisleri ile mekanik tesisler,
kayak sporu yapan çok sayıda
yerli ve yabancı turisti kış
aylarında Erzurum’a çekmekte ve
yılın 12 ayında da Erzurum,
turizm bakımından
hareketliliğini devam
ettirmektedir.
İlimizin turizm potansiyelini
aşağıdaki başlıklar altında
sıralayabiliriz.
1Erzurum’daki konaklama ve
yemeiçme tesisleri
2Kültür turizmi
3İnanç turizmi
4Termal turizmi
5Kongre Turizmi
6Kış turizmi
7Doğal güzellikler
8Akarsu sporları (Rafting) ve
doğa yürüyüşleri.
1ERZURUM’DAKİ KONAKLAMA VE YEME
İÇME TESİSLERİ
OTELLER
Turizm İşletme Belgeli Oteller:
İlimizde 9 adet Turizm İşletme
Belgeli otel mevcut olup,
bunlardan 3 adeti 4 yıldızlı, 2
adeti 3 yıldızlı, 2 adeti 2
yıldızlı, 3 adeti 1 yıldızlı
olup bu otellerde 2871 adet
nitelikli yatak kapasitesi
mevcuttur.
Belediye Denetiminde Olup,
Turizme Hizmet Sunan Oteller:
İlimizde belediyeden ruhsatlı
olup, turizme hizmet sunan 12
adet otel, bu otellerde 739
kaliteli yatak hizmeti
vermektedir.
Turizm Belgeli Lokantalar:
İlimizde 4 adet Turizm İşletme
Belgeli 2. sınıf lokanta ile 1
adet kafeterya mevcuttur.
Lokantalar ve kafeteryanın
toplam kapasitesi 620
kişiliktir.
Seyahat Acentaları:
İlimizde 1 adet (A) grubu, 1
adet (B) grubu ve 1 adet de (C)
grubu olmak üzere 3 adet seyahat
acentası faaliyet
göstermektedir.
2KÜLTÜR TURİZMİ:
Turizm olayını meydana getiren
önemli sebeplerden birisi de
farklı kültürlerin ve
uygarlıkların kalıntılarını,
izlerini görme isteğidir.
Çeşitli kavimlere ait
milletlerin bir çok devlet
kurduğu Anadolu’da muhtelif
uygarlıklara ait tarihî ve
kültürel kalıntıların önemli bir
bölümü de Erzurum’da
bulunmaktadır. Doğal
koşullarının ve coğrafî
konumunun uygunluğu, Erzurum’un
Anadolu’daki en eski yerleşim
merkezlerinden biri olmasını
sağlamıştır. Erzurum çok eski
tarihlerden bu yana süregelmiş
tarih ve kültür varlıklarını bir
arada barındırır. Erzurum’daki
tarihî değerleri Selçuklu ve
Osmanlı dönemi Türk İslam
eserleri oluşturmaktadır.
Erzurum’a turist çeken eserlerin
en önemlileri merkez ilçede
bulunmaktadır. Bu eserleri şöyle
sıralayabiliriz:
Erzurum Kalesi, Saat Kulesi
(Tepsi Minare), Kale Mescidi,
Çifte Minareli Medrese, Ulu
Cami, Üç Kümbetler, Yakutiye
Medresesi, Rüstem Paşa Bedesteni
(Taş Han), Lala Paşa Camii,
Gümüşlü Kümbet (Kentin doğusunda
Kars Kapı civarında bulunan
Kümbet), Karanlık Kümbet
(Dervişağa Mahallesindeki
kümbet), Cimcime Sultan Kümbeti
(Cumhuriyet caddesinde Ulu
Cami’nin kuzeyindeki
kümbettir.), Rabiahatun Kümbeti
(Hasan Basri Mahallesindedir).
Erzurum ilinde turistler
tarafından en çok ziyaret edilen
ve arkeolojik eserlerin
sergilendiği Arkeoloji Müzesi
merkez ilçede yer almaktadır.
3İNANÇ TURİZMİ:
İnanç Turizmi, bütün dünyada
olduğu gibi ülkemizde de gün
geçtikçe değer kazanmaktadır.
Anadolu’da üç büyük dine mensup
topluluklar yüzyıllarca bir
arada yaşamışlardır. Tarihi çok
eski devirlere dayanan ilimizde,
bu topluluklardan günümüze
ulaşan mimarî ve sanat tarihi
bakımından değerli kilise,
şapel, katedral, manastır
topluluğu ve benzeri yapı
kalıntıları bulunmaktadır.
Tortum ilçemizin Bağbaşı (Haho)
köyünde bulunan Meryem Ana
Kilisesi ile Uzundere ilçemizin
Çamlıyamaç (Öşkvank) köyünde
bulunan kilise bunların en güzel
örneklerindendir.
4TERMAL TURİZMİ:
İlin ova kesimlerinde tektonik
kökenli havzalar bulunması
sebebiyle yer yer sıcak su
kaynakları ve kükürtlü
kaplıcalar mevcuttur. Bunlardan;
Pasinler, Ilıca ve Köprüköy
kaplıcaları ülke çapında ün
kazanmış kaplıcalardır.
Pasinler Kaplıcaları: Pasinler
ilçe merkezinde Erzurumİran
Uluslararası geçiş yolu üzerinde
ve Pasinler belediye sınırları
içerisindedir. Bu kaplıcalar şu
an günlük 3702 kişilik bir
kapasiteye sahiptir. 205
metreden doğal çıkışlı olup, 15
lt/Sn. akım değerine sahiptir.
Kaplıca sularının özellikleri:
Sıcaklık : 39 C, Ph: 6.65, Tad:
Tuzlu, Kalaviyet % 28
Radon değeri: 13 eman/Lt.
Kuru Hülasası: 3.0896 /Lt.
Sülfat İyonu: 1.0082, Amonyak:
0.1566, Kalsiyum: 0.0708,
Magnezyum: 9926, Natrion:
0.1271. Bu kaplıcalar böbrek,
sindirim sistemi, idraryolları,
romatizma, siyatik, lumbago,
nevralji ve çeşitli kadın
hastalıklarının tedavisinde
yararlı olmaktadır.
Ilıca Kaplıcaları:
Ilıca ilçesi, Erzurumİstanbul
karayolu üzerinde ve il
merkezine 18 km. mesafededir.
Kaplıcalar, içerisinde karbon
ve hidrojen maddeleri taşığıdı
için dünyaca ünlüdür.
Kaplıca sularının özellikleri:
Sıcaklık: 39.4 C, toplam
sertlik: 38 frans, Kalaviyet:
32.3, görünüş berrak, renk hafif
sarı, koku yok, tortu az, Sodyum
İyonu: 112 Mg./Lt., Magnezyum
İyonu: 47.4 Mg./Lt., Demir ve
Alüminyum: 3.6 Mg./Lt., Klor
İyonu: 1403.3 Mg./Lt.,
Hidrokarbon: 1970.3 Mg./Lt.,
Akım değeri: 6 Lt/Sn. Bu
kaplıcaların suları; mide,
bağırsak, karaciğer, safra
kesesi, beslenme bozuklukları ve
romatizma hastalıklarına olumlu
etki etmektedir.
Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıca
Suları
Kaplıca suyu: Bikarbonatlı,
sodyumlu, kalsiyumlu,
karbondioksitli, demirli ve
bromürlü bir bileşime sahiptir.
Sindirim sistemi, böbrek ve
idrar yolları, kan dolaşımı ve
kalp hastalıkları, metabolizma
bozuklukları ve romatizmal
rahatsızlıklara olumlu etki
yapmaktadır. Suyun sıcaklığı 26
C. olup, Ph değeri 6.12’dir.
Akım değeri ise 101 lt/sn’dir.
Köprüköy ilçemizde yer alan bu
kaplıca merkez ilçeden 56 km.
uzaklıkta olup, ErzurumAğrıKars
karayolu üzerinde olduğundan
ulaşım çok kolaydır.
5KONGRE TURİZMİ
Tarihi Kültürel ve Doğal
değerlerle beraber bir
üniversite şehri olan ilimiz
Doğu Anadolu’nun bir kültür ve
spor merkezidir. Birçok bilimsel
kongreye ev sahipliği yapan
Atatürk Üniversitesi, bir çok
yerli ve yabancı turistin
(AkademisyenUzman) ilimizi
tanımasını mümkün kılmaktadır.
6KIŞ TURİZMİ
Türkiye dağlık yöreleri geniş
alanlar kapsayan, kar yağışları
etkili bir ülke olmasına rağmen
gerek dağ turizmi, gerekse dağ
sporlarını yeterince
geliştirememiş bir ülkedir. Oysa
dağ turizmi ve dağ sporlarına
elverişli yöreleri bulunan dünya
ve özellikle Avrupa ülkeleri bu
imkânlarını değerlendirerek, hem
turizm hem de kitle sporu
yönünden oldukça ileri bir
gelişme göstermişlerdir.
Bir diğer açıdan dünya çok
çeşitli baskıların neden olduğu
geleneksel turizmden gittikçe
kopmakta, mekanikliğin
sınırladığı, motorize olmayan
“yumuşak turizme” yönelmektedir.
Hedef artık mümkün olduğunca
tabiata yakın bir turizmdir.
Söz konusu ülkeler fonksiyonel
kış turizm merkezlerini
planlarken, başarılı olmayı şu
kriterlere bağlı olarak
görmektedirler.
Kar şartları (Kantitatif ve
kalitatif)
Kayak bölgesinin topoğrafik
durumu,
Güneşleme süresi,
Ulaşılabilirlik ve ulaşıma
açılma mahiyeti
Palandöken Dağları, Erzurum’un
güneyinde yer alır ve doğubatı
yönünde uzanır. Dağların
yükseltileri tabanda 2000 m den
başlayarak 3176 m ye kadar
çıkar. Tüm dağ sırası, korunaklı
vadiler ve ağaçlandırma alanları
dışında çoraktır. Bozkır ve
çalılar genelde bitki örtüsünü
oluştururlar. Erozyonun yüksek
olması sonucu, dik yamaçların
aniden beliren düzlüklerle
karıştığı bir topoğrafik yapı
ortaya çıkmıştır. Daha da
yukarılara çıktıkça topoğrafya,
geniş çanaklar ve koni şekilli
doruklarla nitelik değiştirir.
Bu bölgede tespit edilen üç alan
uluslararası kayak merkezi
geliştirmek üzere potansiyeli
belirlenecek alanlar olarak
tanımlanmıştır. Projede, üç alan
üzerinde günde toplam 32.000
kişinin kayak yapabileceği,
uluslararası yarışmalar hatta
kış olimpiyatlarının
düzenlenebileceği, 6000 kişinin
doğrudan istihdam edilebileceği
öngörülmektedir. Bunlar Erzurum
Boğazı, Gez Yaylası, Konaklı alt
bölgeleridir.
Erzurum ilinde kış dönemi altı
aydan uzun bir süreyi kapsamakta
olup Kasım ayında düşen sıcaklık
ancak Nisan ayında artmaya
başlamaktadır. Kar yağışlı
günler Kasım ayında başlamakta
ve Mayıs ayına kadar
sürmektedir. En fazla kar yağışı
Ocak ayında görülmektedir. İl’de
en yüksek kar örtüsü Şubat
ayında oluşmaktadır. (100 cm’yi
geçmektedir.) Erzurum’da Ekim,
Mayıs ayları arasındaki sekiz
aylık süre kış ve kayak turizmi
açısından uygun bir ortam
meydana getirmektedir.
ERZURUM PALANDÖKEN BOĞAZI
Günümüzde kullanılan bölüm şehir
merkezine 5 km. uzaklıkta
bulunan Erzurum Boğazı
Mevkiidir. Büyük Ejder
Tepesi’nin kuzey yamaçlarında
yer alan kayak merkezi 22503176
metre yükseklik kuşağında yer
almaktadır. Bu kayak merkezinin
hava alanına uzaklığı 15 km.olup
daha çok Alp disiplinli serbest
kayak yarışmalarına
elverişlidir.
Güney Pisti 12 km.
uzunluğundadır. Kuzey pisti ise
ileri seviyedeki kayakçılar için
tasarlanmıştır. Palandöken
Dağı’nın en yüksek tepesi Büyük
Ejder’de (3100 m.) kayak
yapılabilmektedir. 3100 m.ye
telesiyejle ulaşılmaktadır.
Erzurum Palandöken Boğazı Kayak
Merkezi’nde kayak sporu
yapanlara hitap edebilecek olan
şu tesisler mevcuttur.